İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, keşideci imzasının sahteliği iddiasıyla menfi tespit davasına konu olan kıymetli evrak çekle ilgili istinaf kararını inceledi.
Özet: Bir şirket, yetkili temsilcisinin imzası olmadığını ve kayıp/çalıntı çek koçanından çıktığını iddia ettiği 50.000 TL bedelli bir çekle ilgili menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin önlenmesi için ihtiyati tedbir ve çekin iptalini talep etmiş; davalılardan biri çekin davacı tarafından diğer davalıya verildiğini, usulüne uygun ciro edildiğini ve benzer sözleşmelerde davacının daha önce çek ödemeleri yaptığını savunurken, diğer davalı ise çeki ciro silsilesiyle aldığını ancak bankanın keşideci imzasının kayıtlarla uyuşmaması nedeniyle ödeme yapmayı reddettiğini beyan etmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:2025/658 EsasKARAR NO:2026/777 KararİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:05/11/2024NUMARASI:2014/853 E. - 2024/926 K.DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:13/05/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 14.02.2014 tarihli, 50.000,00 TL bedelli, ... ... Şubesine ait ... nolu çekin, çek fotokopisi incelendiğinde, çıplak gözle dahi imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının anlaşıldığını, davalının elinde olduğu anlaşılan, toplamda 50.000,00-TL bedelli olarak doldurulmuş çekin, müvekkili şirketin rızası hilafına imzasız ve boş olarak kaybettiği/çaldırdığı çek koçanından olduğunu, başkaca çekler çıkması halinde dava açma haklarını saklı tuttuklarını, müvekkili şirketin yetkili temsilcisinin, çek keşide etmek de dâhil her türlü temsil ve ilzam yetkisinin münferiden, şirket Yönetim Kurulu Üyesi ...'a ait olduğunu, müvekkili şirkette, ... dışında hiç kimsenin temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin, turizm sektöründe maruf bir firma olduğunu, şirketin tanıtımına yönelik olarak yayınlanan kataloglarda, dergilerde vb. dokümanlarda müvekkili şirket yetkilisinin imzasının çokça kullanıldığını, bu nedenle de kötü niyetli kişiler tarafından, temin ve taklit edilebilir durumda olduğunu, müvekkili şirketin davalılara herhangi bir borcu da bulunmadığını, müvekkili şirketin söz konusu çek koçanlarının kaybolduğunu fark ettiğini, muhatap bankaya gerekli başvurunun yapıldığını, müvekkili şirketin bu çek nedeniyle davalılara herhangi bir borcu da bulunmamasına rağmen, çekin ihtiyati haciz de dahil olmak üzere takip konusu yapılması ihtimali bulunduğundan, yargılama sonuna kadar öncelikle HMK'nın 208 vd. maddeleri uyarınca icra takibinin tedbiren teminatsız olarak durdurulmasına, aksi halde, uygun görülecek teminat mukabilinde İİK'nın 72/2. maddesi gereğince icra takibinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini belirterek, açıklanan nedenlerle; her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle, dava konusu çeklere ödeme yasağı konulmasını ve... ... Şubesi'ne bildirilmesine, müvekkili şirket aleyhine icra takibine geçilmesinin önüne geçmek için, öncelikle HMK'nın 208 vd. maddeleri uyarınca takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, bu talepleri kabul görmediği takdirde, İİK.m. 72/2 hükmü uyarınca yargılama sonuna kadar ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, dava konusu 14.02.2014 tarihli, 50.000,00 TL bedelli, ... ... Şubesi'ne ait ... nolu çek üzerindeki keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının ve bu nedenle müvekkili şirketin herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ile söz konusu çeklerin müvekkili şirket açısından iptaline, davalıların %20'den aşağı olmayan kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAPLAR:Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Bodrum veya İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın imzaya itiraz yerine özellikle ve kasten menfi tespit davasını açmasının olası soruşturmada Cumhuriyet Savcısını yanıltmaya yönelik olduğunu, davacı ve diğer davalı... arasındaki sözleşme gereği çekin bizzat davacı tarafından anılan davalıya verildiğini, ... tarafından aynı çekin müvekkili şirkete ciro edilerek verildiğini, ilgili sözleşmeyi davacı şirket adına ...'in imzaladığını, bu sözleşme gibi beş adet daha sözleşme imzalandığını ve bu sözleşmelerde yer alan aynı bankanın ön dört adet çekinin davacı tarafından ödendiğini belirterek, açıklanan nedenlerle; yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Bodrum Mahkemelerine gönderilmesine, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkili şirketin, davaya konu çeki, düzgün ciro silsilesi ile uhdesine geçirmiş olduğundan çekin meşru hamili olduğunu, müvekkili şirketin, davaya konu, keşidecisi davacı şirket olan... ... Şubesi'ne ait, 50.000,00 TL bedelli, 14/02/2014 tarihli ... seri numaralı çeki, düzgün ciro silsilesi ile uhdesine geçirdiğini, daha sonra müvekkili şirketin, davaya konu çeki sonraki ciranta olan ... A.Ş. ye teslim ettiğini ve çek bedelini bu şirketten tahsil ettiğini, ... A.Ş. yetkilisi ya da çalışanı olan şahsın, bankaya başvurarak çek bedelini tahsil etmek istemesi üzerine bankanın, çekteki keşideci imzasının banka kayıtları ile benzeşmediğinden bahisle çeki ödemediğini, bunun üzerine, ... A.Ş.'nin davaya konu çeki müvekkili şirkete teslim ederek çek bedelini tahsil ettiğini, müvekkili şirketin ise çeki teslim aldığı ciranta ... Şti.'ne teslim ederek, çek bedelini söz konusu şirketten tahsil ettiğini, davaya konu çekin kaybolduğu veya çalındığı iddiasında olan davacı şirketin, bu hususta Cumhuriyet Başsavcılığına herhangi bir başvurusu olmadığı gibi, asliye ticaret mahkemeleri nezdinde açmış olduğu bir çek iptali davasının da mevcut olmadığını belirterek, açıklanan ve resen nazara alınacak sebeplerle; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı (iflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çekin, müvekkili şirket ile davalılardan .... Şti. arasında yapılan ... işlemine istinaden, müvekkili şirkete devredildiğini, ibraz tarihinde çek üzerindeki keşideci imzası ile banka kayıtlarındaki imzanın uyuşmaması nedeni ile işlem yapılmayarak, çekin müvekkiline iade edildiğini, davalılardan .... Şti.'nin 18.02.2014 tarihinde, çek bedelini müvekkili şirkete ödediğini, bu nedenle çekin icra takibine konu edilmeyerek ödemeyi yapan borçluya iade edildiğini, davaya konu edilen çekin bedelinin, icra takibi başlatılmadan önce dava dışı ciranta tarafından ödenmiş olduğundan davacının huzurdaki davayı açmada hukuki yararı olmadığını, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığından, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, keşideci olan davacının çekin iptalini talep etme hakkı olmadığını, çekin dayanağını teşkil eden alacağı, fatura ile tevsik etmek sureti ile çeki devralan müvekkilinin, yasadan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi karşısında, iyiniyetli olduğunu, somut olayda, çekin keşidesinden sonra ciro silsilesine iki cirantanın dahil olduğunu, müvekkilinin çeki son cirantadan aldığını, davacının iddialarını kabul manasına gelmemekle birlikte, ... şirketlerinin kıymetli evrak üzerinde yer alan imzaların sıhhatini ve tüm cirantaların birbirleri ile olan hukuki ilişkilerini tetkik edebilme hak, yetki ve devraldığı çekin dayanağını teşkil eden alacağın varlığı, faturalar ile de tevsik edilmiş durumda iken, müvekkilin iyiniyetinin, davacıya karşı korunması gerektiğine şüphe olmadığını, müvekkili şirketin talep konusu tarihte, çekin çalıntı olduğuna ilişkin müvekkili şirkete veya muhatap bankaya yapılmış resmi/gayriresmi herhangi bir bildirim bulunmadığı gibi, herhangi bir hukuki yola da başvurulmadığını, kötü niyet tazminatının şartları oluşmadığını belirterek, açıklanan nedenlerle; davacının davasının, öncelikle çek bedelinin icra takibi yapılmaksızın davalı .... Şti.'den, tahsil edilmiş olması karşısında davacının hukuki menfaatinin bulunmaması nedeni ile usulden reddine, aksi halde davacının davasının ve kötüniyet tazminatının esasa ilişkin cevapları doğrultusunda reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... Şirketine usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.Davalı Tasfiye Halinde ... Şirketine usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.MAHKEME KARARI:İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi 05/11/2024 tarihli 2014/853E. - 2024/926 K. sayılı kararıyla; "...Somut dosya bakımından değerlendirme yapıldığında; davacı/borçlu, davalı/alacaklı ile arasındaki borç ilişkisini ve çeklerdeki imzayı inkar etmektedir. Bu durumda davacının, çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmesi gerekmektedir. İş bu davaya konu çekin İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/144 Esas sayılı dosyasına da konu olduğu, çekler üzerinde imza incelemesi yaptırıldığı, ... uzmanlık numaralı raporda da çekteki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, UYAP üzerinden yapılan kontrollerde davacı şirketin aynı döneme ilişkin birden fazla imza inkarına yönelik menfi tespit davasının (savcılık, icra mahkemeleri ve asliye hukuk mahkemelerinde) bulunduğu ve mahkemelerde aynı evrak asıllarının imza incelemesi için delil olarak sunulduğu, mahkemelerce evrak asıllarının temini için sürekli ve uzun yıllar müzekkereler yazıldığı, davacı şirket yetkilisinin imza örneklerinin alındığı ve bu kapsamda istiktap tutanağının düzenlendiği, istinaf incelemesi ile kesinleşen benzer dosyalardaki (bknz; İstanbul BAM 44. HD. 2022/1090 Esas 2022/1245 Karar sayılı ilamı ile kesinleşen İAA 2. ATM 2014/1224 Esas sayılı dosyası vb.) bilirkişi raporlarının aynı yönde olduğu anlaşılmakla tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava konusu çekler yönünden imza inkarını ispat edemediği, dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'a ait olduğu anlaşılmakla, sübut bulmayan davanın reddine..." karar verildiği görülmüştür.İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkeme tarafından mevcut delillerin hatalı değerlendirildiğini, Mahkemenin İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/144 Esas ve İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1124 Esas sayılı dosyalarında alınan bilirkişi raporlarını esas alarak karar vermişse de, bu raporların imza asıllarının bulunduğu belgeler ilgili yerlerden celp edilmeden, fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılarak hazırlandığını, Eksik inceleme ile hazırlanan raporlar delil olamayacağı gibi, her bir dava birbirinden bağımsız olduğundan, bu davada da imza incelemesi yapılması gerektiğini,İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun tek bir bilirkişi tarafından hazırlandığını, oysa aralarında Adli Tıp Uzmanı bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini,Müvekkili şirket yetkilisinin yıllardır basit tersimli imza kullandığını, bu tür imzaların incelenmesinde yeterli ve gerekli teknik cihazların kullanılmaması halinde imzanın aidiyeti konusunda yanlış sonuçlara varılabileceğini,Dosyaya bildirdikleri emsal imza örnekleri ile davaya konu çekin üzerindeki imzaların karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, imzanın müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığının anlaşılacağını, Örnek Yargıtay kararlarında belirtildiği şekilde teknik cihazlarla, uygun bir laboratuvarda inceleme yapılarak ve içlerinde en az bir grafoloğun ve Adli Tıp uzmanının bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini,Mahkemece yapılmış bir bilirkişi incelemesi bulunmadığını, imza ve tahrifat incelemesi yapılması için yeni bilirkişi incelemesi ve Adli Tıp Kurumu'ndan bu konuda rapor alınmasını talep etme haklarının mevcut olduğunu, Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını belirterek, arz ve izah edilen ve re’sen göz önüne alınacak sebeplerle; istinaf başvurularının kabulü ile usul ve yasaya aykırı olarak verilen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/853 E. 2024/926 K. Sayılı 05.11.2024 tarihli kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, istinaf harç ve giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:Dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan ve davaya konu çek örneği incelendiğinde; ... ... Şubesi'ne ait ... seri numaralı, 14/02/2014 keşide tarihli, 50.000,00 TL bedelli çek olduğu, keşidecisinin davacı ... Şirketi, lehtarının davalılardan ... A.Ş. olduğu, çekin arkasında sırasıyla ... A.Ş., ... Şirketi, ... Şirketi, ... A.Ş. ve ... ... A.Ş.'nin cirolarının bulunduğu, çekin bankaya ibraz şerhinin görülmediği tespit edilmiştir. İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/593 Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; şikayteçilerin .... Şti. ile .... A.Ş., sanığın ... oldukları, ... Sahibi ...'ın bilgisi dahilinde ... adına şirket çalışanı ... tarafından ... isimli şirket ile 26/08/2013 tarihinde kontenjan sözleşmesi düzenlendiği, kontenjan sözleşmesine istinaden... ... Şubesi'ne ait ... nolu hesaba ait ... -... seni nolar arası 33 adet çekin Bodrum'da ...Turizm yetkilisi ...'a teslim edildiği, şüpheli ...'ın bu durumu bilmesine rağmen 17/01/2014 tarihinde İstanbul Üsküdar Paşabahçe Polis mekez amirliğine müracat ederek 16/01/2014 günü saat 09.00'da cebine baktığında cebinde çekleri bulamadığını iddia ederek, çekleri eline geçirip amaç dışı kullananlardan şikayetçi olduğu, bu şekilde üzerine atılı suç uydurma suçun işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, UYAP üzerinden yapılan incelemede, davanın halen derdest olduğu tespit edilmiştir.İstanbul Anadolu C.Başsavcılığının 2016/176443 esas sayılı soruşturma dosyasından alınan ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından hazırlanan 16/05/2018 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; dosya içerisinde yer alan 14/02/2014 tarih 50.000,00 TL bedelli ... Seri numaralı çek de dahil, diğer incelenen çeklerdeki keşideci imzasının davacı şirket temsilcisi ... isimli şahsın eli mahsul olduğu hususunda rapor düzenlendiği görülmüştür.İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/10/2020 tarihli, 2019/144 Esas, 2020/212 Karar sayılı kararı incelendiğinde; şikayetçiler arasında davalı .... Şirketi'nin de olduğu, sanıkların davalı ... A.Ş. yetkilisi ... ve davacı şirketin yetkilisi ... olduğu, bilişim sistemlerini, banka ve kredi kurumlarını araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan yargılama yapıldığı ve sanık ...'un beraatine, sanık ...'ın ise aralarında işbu davaya konu edilen ... seri numaralı çeki ... A.Ş. ile olan ticari ilişkileri kapsamında bu şirkete verdiği, daha sonra imzasını inkar ederek çeklerin çalındığına dair şikayette bulunduğu gerekçesiyle TCK'nın 158/1-h maddesi uyarınca 4 yıl hapis ve 500 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, UYAP üzerinden yapılan inceleme ile, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 34. Ceza Dairesinin 09/04/2025 tarihli, 2025/1210 Esas, 2025/932 Karar sayılı kararı ile; "...Maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması bakımından, suça konu çeklerin sanık ...'ın yetkilisi bulunduğu .... A.Ş ile sanık ...'un yetkilisi bulunduğu ... A.Ş. ile ... A.Ş arasında imzalanan otel kontenjan sözleşmeleri uyarınca ... A.Ş. ile ... A.Ş'ye verildiği, bu itibarla suçtan doğrudan zarar görenin ... A.Ş. ile ... A.Ş olduğu da gözönüne alınarak .... A.Ş adına sözleşmeyi imzalayan ...'in iddianameye konu sanığa yüklenen eyleme ilişkin tanık sıfatı ile dinlenilerek suça konu çeklerin ... A.Ş. ile ... A.Ş arasında imzalanan otel kontenjan sözleşmeleri uyarınca verildiği iddiasına ilişkin diyeceklerinin sorularak sanık savunmaları ile alınacak beyanları arasında çelişki bulunması durumunda çelişkinin de giderilmesi suretiyle hangi beyana ne suretle üstünlük tanındığının açıklanıp tartışıldıktan; suça konu 7 adet çeke ilişkin sanık ...'ın imza inkarında bulunduğu ve çeklerdeki imzaların sanığın eli ürünü olduğuna dair soruşturma aşamasında alınan İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 23/05/2018 tarihli raporunun hükme esas alınmaya elverişli olmadığından suça konu çeklerle ilgili açılan hukuk davalarına ilişkin dosyalarda, çeklerdeki imzanın sanık ...'ın eli ürünü olup olmadığına dair varsa Adli Tıp Kurumu raporlarının bir örneğinin getirtilerek dosya içerisine konulması ve imza incelemesi yönünden rapor alınmayan çek var ise sanık ...'ın rakam, imza ve yazı örneklerinin alınmasından ve rakam, imza ve yazı örneklerinin bulunduğu resmi kurumlardan mukayeseye esas imza ve yazı örneklerinin bulunduğu belge asılları da getirtilerek, suça konu çeklerdeki imza, rakam ve yazıların sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünden Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor aldırılmasından sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,2- Kabule göre de;a) Sanığın eyleminin TCK'nın 158/1-h maddesinin yanında, TCK'nın 158/1-f maddesini de ihlal eder nitelikte olup birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında TCK'nin 158/1-f-h maddeleri gereğince, TCK'nın 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi ve TCK'nın 61. maddesindeki ölçütlerde nazara alınarak alt uzaklaşılarak hüküm kurulması gerekirken yalnızca TCK'nın 158/1-h maddesi uyarınca hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,b) Sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçundan, suçtan doğrudan zarar görenin ... A.Ş. ile ... A.Ş. olmasına göre sanığın mahkumiyetine ilişkin kurulan hükümde sanığın üzerine atılı suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeni ile kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden mahkemece verilen katılma kararının hukuken geçersiz olması karşısında .... A.Ş, .... Şti. lehine vekalet ücretine hükmedilmesi..." gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına ve dosyanın yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.G E R E K Ç E:Dava, imza inkarına dayanılarak açılan dava konusu çekle ilgili borçsuzluğun tespiti davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; ilk derece mahkemesince İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/144 Esas sayılı davasının ve İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/593 Esas sayılı davasının sonuçlarının bekletici mesele yapılmasına karar verildiği halde, bu ara karardan dönüldüğüne dair bir ara kararı verilmeden ve herhangi bir gerekçe açıklanmadan, bu davalarda verilen kararların kesinleşmeleri beklenmeksizin yargılamaya devam edildiği ve davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkeme gerekçesinde İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/144 Esas sayılı dosyası içinde bulunan ve hazırlık soruşturması sırasında alınan bilirkişi raporuna dayanılmışsa da, Ağır Ceza Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar veren İstanbul BAM 34. Ceza Dairesi kararında bu raporun hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir.Mahkeme gerekçesinde, davacı şirket tarafından açılan ve aleyhlerine verilen kararlarla sonuçlandırılan benzer davalara değinilmişse de, her bir davanın konusunu oluşturan çeklerin farklı olmaları nedeniyle, daha önce karara bağlanan bu davalar işbu dava için kuvvetli delil olarak kabul edilemezler.Ayrıca kambiyo senetlerinde imza inkarına dayalı borçsuzluğun tespiti davasında kambiyo senedindeki imzanın keşideciye ait olduğu yönündeki ispat yükü, senedi elinde bulunduran ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıda olmasına rağmen, Mahkemece ispat yükünün davacıda olduğu, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle ve imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığına dair denetime uygun bir bilirkişi raporu alınmadan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, Mahkemece İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/144 Esas sayılı davasının sonucu beklenerek, dava sonuçlandıktan sonra gerek duyulması halinde, davaya konu çek aslı ve davacı şirket yetkilisinin çekin keşide tarihinden önce ve keşide tarihinden sonra atılmış imza asıllarının bulunduğu yeterli belge aslı dosya içine getirtilerek, dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olup olmadığına dair bilirkişi raporu alınması ve buna göre değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 05/11/2024 tarihli 2014/853 E. - 2024/926 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davacı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 13/05/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.