İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinde, sahte kimlik kullanılarak yapılan hisse devrinin iptali ve ticaret sicili kayıtlarının düzeltilmesi talepli tespit davası istinaf incelemesi.
Özet: Kimlik bilgilerinin amcasının oğlu tarafından sahte belgelerle kullanılarak davacı adına gerçekleştirilen şirket hisse devrinin dolandırıcılık esasına dayandığı, bu durumun ceza ve vergi mahkemesi kararlarıyla sabit olduğu, bu nedenle davacının şirketle ortaklık ilişkisinin bulunmadığının ve hisse devir sözleşmesinin iptal edilmesi gerektiğinin ilk derece mahkemesince tespit edildiği; davalı tarafın ise devir işleminin noter huzurunda usulüne uygun yapıldığını ve kendi sorumluluğunun olmadığını belirterek bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunduğu bir hukuki süreç incelenmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1461
KARAR NO : 2026/1186
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09.07.2024
NUMARASI : 2023/378 Esas - 2024/664 Karar
DAVANIN KONUSU : Tespit
KARAR TARİHİ : 03.07.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 03.07.2026
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.07.2024 tarih 2023/378 Esas - 2024/664 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile aynı ad ve soyadı taşıyan, amcasının oğlu olan ... doğumlu ...'un, müvekkilinin nüfus cüzdanını ve.... Mahalle Muhtarlığı'ndan aldığı sahte ikamet belgesini kullanarak, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde 10.... sicil numarasıyla kayıtlı .... Şti.'nin kurucu ortaklarından davalı ...'nun hisselerini müvekkili adına devraldığını, durumun öğrenilmesi üzerine yapılan şikayet sonucunda İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/410 Esas sayılı dosyasında failin cezalandırılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, şirketin vergi borçları nedeniyle müvekkili adına ödeme emirleri tebliğ edildiğini, İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nde açılan davaların bu nedenlerle kabul edildiğini, durumun İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesine rağmen kayıtların düzeltilmediğini, sahte belgeyle yapılan işlemlerin hukuken hiçbir geçerliliği bulunmadığını belirterek; davalı şirket yönünden müvekkilinin ortak olmadığının tespitine, şirket ortaklığının ve müvekkili adına alınan kararların iptaline, davalı ... yönünden ise hisse devir sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin ve kardeşi ....'nun hisselerini, tanıdıkları aracılığıyla buldukları ... ve ...'a 15.10.2003 tarihinde Bornova 5. Noterliği'nde devrettiklerini, devir sırasında noter tarafından kimlik tespiti yapıldığını, müvekkilinin sahtecilikle herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, ceza ve vergi mahkemesi kararlarında müvekkili aleyhine sahtecilik yaptığına dair hiçbir tespit yer almadığını, davacının zararı varsa bunu kimliğini kullanan gerçek failden talep etmesi gerektiğini, davacının durumu uzun süredir bildiği hâlde 20 yıl sonra dava açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket kayyımı .... cevap dilekçesinde özetle; dosyadaki iddiaları kabul etmediklerini, delillerin incelenmesi sonucunda gerçek durumun ortaya çıkacağını, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden dosya kapsamına göre karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davalı şirketin temsile yetkili müdürünün davacı olması nedeniyle menfaat çatışması sebebiyle şirkete kayyım atandığı ve taraf teşkilinin sağlandığı, sahteliğe dayalı hisse devrinin iptali isteminin batıl bir işleme ilişkin olması nedeniyle zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gerekçesiyle davalıların bu yöndeki def'i ve itirazlarının reddedildiği, İzmir Bornova 5. Noterliği'nin 25150 yevmiye numaralı 15.10.2003 tarihli hisse devir sözleşmesinin davalı ...'nun davalı şirketteki 100 hissesinin davacı ...'a devrini içerdiği, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/410 Esas, 2011/424 Karar sayılı ve İzmir 2. Vergi Mahkemesi'nin 2010/2261 Esas, 2011/411 Karar sayılı kesinleşmiş kararları uyarınca davacının kimlik bilgilerinin sahte nüfus cüzdanı düzenlenmek suretiyle amcası oğlu tarafından kullanıldığının ve bu suretle hisse devrinin sahteliğinin sabit olduğu, sahteliği belirlenen hisse devir sözleşmesi nedeniyle davacının davalı şirketle ortaklık ilişkisinin bulunmadığı gerekçeleriyle, davalı şirkete karşı açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı ...'na karşı açılan davanın ise kabulü ile İzmir Bornova 5. Noterliği'nin 25150 yevmiye numaralı 15.10.2003 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ...'nun davalı şirketteki 100 hissesinin davacıya devrinin iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin "sahte kimlik" ile "devir işleminin sahteliği" kavramlarını birbirine karıştırdığını, hisse devrinin 15.10.2003 tarihinde Bornova 5. Noterliği'nde, devredenler ile devralanların kimlikleri noter tarafından tespit edilmek suretiyle usulüne uygun olarak yapıldığını, müvekkilinin ve kardeşi .....'nun belgelerinde herhangi bir sahtelik bulunmadığını, sahteciliğin yalnızca davacının kimliğini kullanan amcası oğlu ... ile davacı arasında bir husus olduğunu, davacının zararı varsa bunu gerçek failden talep etmesi gerektiğini, müvekkilinin bu davada husumet ehliyetinin bulunmadığını, davada taraf teşkili tam olarak sağlanmadan yargılamaya devam edildiğini, şirketin diğer hissedarı (1/2 pay sahibi) ....'in davaya dahil edilmediğini, davacının durumu 2003 yılından itibaren bildiği hâlde 20 yıl sonra dava açtığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu ileri sürmekle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, sahtelik iddiasına dayalı hisse devir sözleşmesinin ve şirkette alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davalı ...'na karşı açılan davanın kabulüne, davalı şirkete karşı açılan davanın ise aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince, davalı ...'na ait hisselerin davacıya devrine ilişkin İzmir Bornova 5. Noterliği'nin 25150 yevmiye numaralı 15.10.2003 tarihli hisse devir sözleşmesinin, dayanak alınan kimlik bilgilerinin sahteliği nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Davaya konu işlem, taraflar arasında özel hukuk ilişkisi doğuran bir sözleşme olmakla birlikte aynı zamanda resmî bir senet niteliğindeki noter işlemi olup, bu işlemin sahtelik nedeniyle hükümsüz kılınması doğrudan işlemi düzenleyen noterlik makamının kayıtlarını ve sorumluluğunu da ilgilendirmektedir. Dosya kapsamından, hisse devir sözleşmesini düzenleyen İzmir Bornova 5. Noterliği'nin işbu davada taraf olarak gösterilmediği, görüş ve beyanına başvurulmadığı, dolayısıyla noterlik işleminin sıhhatine ilişkin değerlendirmenin işlemi düzenleyen makam dinlenmeksizin yapıldığı anlaşılmıştır. Ancak, davacı vekili, davacının nüfus cüzdanı kullanılarak davacının yerine sahte imza atılarak sözleşmenin düzenlendiğini, dava dışı noterlikçe tasdik olunan limited şirket hisse devir sözleşmesinin sahteliğini ileri sürmektedir. Hisse devrinin dayanağı olan noter sözleşmesinin davacı tarafından imzalanmadığı olgusuna dayalı olarak açılan dava, aynı zamanda 6100 sayılı HMK 208/4 (HUMK'nın 314) maddesi anlamında açılmış bir sahtelik davasıdır. Öte yandan, 6100 sayılı HMK 204 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82/f. III maddeleri uyarınca noterlikçe onaylanan imza sahteliği sabit oluncaya kadar geçerlidir. Böyle bir imzanın sahteliği iddiası ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup, sabit görülmesi halinde noterin Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebilir. Şu halde onaylı imzanın sahteliği iddiasının bu imzayı onaylayan noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanması usul hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir. 6100 sayılı HMK'nın 208/4. maddesi gereğince resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Bu durumda, mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya mehil verilmesi ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmesi gerekir.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 09.05.2018 tarih 2016/11147 Esas 2018/3388 Karar sayılı ilamı)
Noter senedinin sahtelik nedeniyle iptaline karar verilebilmesi için, işlemi düzenleyen noterin de davaya dahil edilerek hukuki dinlenilme hakkının sağlanması ve bu suretle taraf teşkilinin tam olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince bu husus gözetilmeksizin, noter taraf gösterilmeden ve noterlik makamının savunması alınmadan, doğrudan noter senedinin iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Bu durumda, taraf teşkiline yönelik dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.07.2024 tarih 2023/378 Esas - 2024/664 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.