Ticari hizmet sözleşmesinden doğan alacak talepli itirazın iptali davasında, eser niteliğindeki çekimlerin ayıplı olduğu iddiası ve davacının tacir sıfatının tartışılması.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalı tekstil firmasına sunduğu fikir-koleksiyon ve prodüksiyon hizmetlerinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebini ele almaktadır; davacı, yaptığı çekimler karşılığında kesilen faturanın kalan kısmının ödenmemesi üzerine yasal yollara başvurmuş, davalı ise çekimlerin kalitesiz ve kullanılamaz nitelikte olduğunu, bu nedenle ayıplı ifa nedeniyle ödeme yapmayacağını savunmuştur; mahkeme ise, davacının tacir sıfatının olmaması nedeniyle uyuşmazlığın ticari dava niteliğini değerlendirme sürecindedir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/276 EsasKARAR NO : 2026/651DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 31/03/2026KARAR TARİHİ : 25/06/2026KARARINYAZILDIĞI TARİH : 02/07/2026Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili fikir-koleksiyon ve fashion agency olarak firmalara çekim yapmakta ve bu çekimler sosyal medyada yayınlanarak ürün reklamı yapmakta olduğunu, davalı tekstil firmasının talebi ve yüzyüze yapılan görüşmeler neticesinde taraflar anlaşmış, bu kapsamda 13-14-15 Aralık 2025 tarihlerinde çekim işlemleri yapılmış olduğunu, çekimlerin tamamlanmasına müteakip, 17.12.2025 tarihinde davacı 17.12.2025 tarihinde "13-14-15 Aralık 2025 ..... Prodüksüyon Hizmet Bedeli" konulu 188.100,00 TL bedelli fatura düzenlenmiştir. Yine davalı şirket yetkilisi ..... tarafından beğeniye ilişkin bir değerlendirme iletilmiş ve akabinde sonraki süreç ve ödeme konusunda biraraya gelinmek istendiğinde davalı şirket yetkilisi toplantıdan bahaneler uydurarak kaçınmış olduğunu, davalı şirket yetkilisinin telefonlara çıkmaması, görüşme taleplerine duyarsız kalması üzerine işbu kez davalı şirket çalışanı ..... çekimleri beğenmedikleri gerekçesiyle bedel ödemesi yapmayacaklarını şifahen bildirmiş olduğunu, davacı çekimin beğenilmediğine yönelik kendisine gerek çekim sırasında gerekse çekim sonrasında bir şikayet gelmediğini, kendisinin kullanıldığını söyleyerek yasal haklarını kullanacağını beyan etmesi üzerine 29.12.2025 tarihinde davalı şirket çekim bedelinin 36.000,00 TL'sini ödemiş ve "bu kadar size yeter" diyerek bakiye fatura bedelini ödemekten kaçınmış olduğunu, davalı aleyhinde Bakırköy ..... İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyası ile takip başlatılmış ancak davalı taraf itiraz etmiş olduğunu, takibe devam edebilmemiz için davalının bu itirazlarının iptali gerekmekte olduğunu tüm bu nedenlerle; Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyasına vaki haksız borca ilişkin itirazının iptaline, haksız itiraz nedeni ile takip durmuş olduğundan ve esasen alacakta likit bulunduğundan davalının %20 icra inkar tazmi-natına mahkum edilmesine, masraf ve ücret-i vekaletinde davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında ürün fotoğraf çekimlerinin yapılması hususunda bir eser sözleşmesi kurulduğunu, ancak davacının üstlendiği edimi son derece özensiz, teknik ve estetik yönden vasat ve kullanılamayacak nitelikte ifa ettiğini, fotoğrafların e-ticaret ve pazarlama faaliyetlerinde kullanılmasının imkansız olması sebebiyle sözleşmenin amacının ortadan kalktığını belirtmiştir. Eserdeki ayıbın fark edilmesi üzerine davacı tarafa derhal şifahi olarak ayıp ihbarında bulunulduğunu ve ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, buna rağmen davacının haksız şekilde 17.12.2025 tarihli ve 198.000 TL bedelli e-arşiv fatura düzenlediğini beyan etmiştir. Söz konusu faturaya süresi içinde KEP üzerinden itiraz edildiğini ve Beyoğlu ...... Noterliği’nin 29.12.2025 tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturanın iade edildiğini, TBK m. 474 uyarınca gözden geçirme ve ayıp ihbarı yükümlülüklerinin eksiksiz yerine getirildiğini, davacının ayıplı ifa sebebiyle ücrete hak kazanamayacağını ileri sürerek, tüm bu nedenlerle; dürüstlük kuralına ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesiniDELİLLER VE GEREKÇE; Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali talebine ilişkindir.Mahkememizce davacı yönünden yapılan tacir araştırmasında; vergi dairelerine ve İTO'ya müzekkere yazılmış, davacının tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. TTK'nın 3. maddesinde "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." hükmü düzenlenmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise, TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Ticari satım akdi, TTK'nın 23. maddesinde düzenlenmiştir. Yargıtay ..... Hukuk Dairesi"nin ..... esas, ..... karar sayılı ilamındaki" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." denmektedir.İş bu gerekçeden yola çıkılarak mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, bir hukuki işlemin TTK kapsamında kaldığının sayılabilmesi için bu kanunda sayılan hususlar ile ticari işletmeyi ilgilendirmesi gerektiği, 6102 sayılı TTK'nın 15. maddesi uyarınca esnaf olma kriteri temel olarak ekonomik faaliyetin sermayeden fazla bedensel çalışmaya dayanması ve gelirin 11. maddede gösterilen kararnamedeki sınırı aşmaması olarak düzenlenmiştir. Bu durumda yasanın 15.maddesindeki kriter olarak geriye bedensel çalışmanın sermayenin önüne geçmesi hali önem taşımaktadır. Mevcut olayımızda gelen yazı cevaplarına göre davacının kazancının belirlenen sınırı aşmadığı bu sebeple tacir vasfında olmadığı anlaşılmıştır.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, davacı tarafın tacir olmadığı anlaşılmakla iş bu davada HMK 2 uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu anlaşılmıştır. Bu halde uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/06/2026Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır