İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen Ticari Satımdan Kaynaklanan Alacak Davasında, Forklift Kiralama ve Bakım Sözleşmesi Kapsamında Hileli İfa İddiaları ve Fatura İtiraz Süresi Tartışmaları.
Özet: Bu ticari alacak davasında, davacı şirket, forklift ve transpalet kiralama ile bakım hizmetlerinden kaynaklanan 50.000 TL tutarındaki fatura alacağının ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ederken, davalı şirket ise davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının hileli ve gerçeğe aykırı işlemlerle faturalar düzenlediğini, hizmetlerin hiç verilmediğini veya eksik ifa edildiğini iddia ederek, sözleşmedeki özel hükümler uyarınca faturalara itiraz süresine bağlı olmaksızın davanın reddini ve davacının kendi hilesinden yararlanamayacağını savunmuştur.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/64 Esas
KARAR NO : 2026/552
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/01/2026
KARAR TARİHİ : 07/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ilgili adreste, forklift ve transpalet (istif makineleri) konusunda kiralama, servis ve yedek parça konusunda hizmet verdiğini, davalı şirket ile 06.06.2022 tarihinde sözleşme imzalandığını ve iş bu sözleşme kapsamında, davalı şirketin bünyesindeki tüm depo ve işyerlerinde, bakım, montaj, onarım, arıza ve aynı zamanda istif makinelerinin kiralanması konusunda anlaşmaya varıldığını, işbu sözleşmenin 05.06.2023 yılına kadar devam ettiğini, bu süreden sonra davacı müvekkilinin davalı şirket ile teklif usulü ve onay alınarak çalışmasına devam ettiğini, ancak davalı şirket tarafından fatura bedellerinin ödenmemesi nedeni ile dava konusu uyuşmazlığın ortaya çıktığını, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşme gereğince, davalı şirkete ait depo ve işyerlerinde, kiralanan akülü forklift, elektrikli transpalet, istif makinesi ve çift palet çeker transpaletlerin kiralanması ve bu makinelerin bakım, onarım, ve yedek parça hizmetlerinin davacı müvekkil tarafından sağlanması konusunda anlaştıklarını, davacı müvekkilinin gerek sözleşme şartlarına gerekse üzerine düşen tüm sorumlulukları bugüne kadar eksiksiz ve ayıpsız bir şekilde yerine getirdiğini, ancak gelinen son noktada davacı müvekkilinin şirketin davalı şirketten alacağının olması ve iş bu alacak bedellerinin ödenmemesi nedeni ile iş bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu beyanla, yoksun kalınan kazanç bedeline istinaden 50.000,00-TL bedelin alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ----------- Mahkemelerinin yetkili kılındığını, davacının üstlendiği bakım ve onarım edimlerini sözleşmeye uygun olarak ifa etmek bir yana, fiiliyata hiçbir şekilde yansımayan işlemleri yapılmış gibi göstererek müvekkil şirketi aldatma yoluna gittiğini, müvekkil şirketin çeşitli adreslerdeki depolarında bulunan transpalet ve forkliftlere yönelik yapılan incelemeler ve sonrasındaki resmi tespitler neticesinde; davacı firma tarafından tanzim edilen teknik servis formları, iş emirleri ve faturalar ile ekipmanların mevcut fiziksel ve mekanik durumu arasında açık ve vahim tutarsızlıklar bulunduğunun saptandığını, hiçbir şekilde aleyhe hususları kabul anlamına gelmemek kaydıyla gerçeğe aykırı fatura bedellerine dayanan işbu haksız ve hukuka aykırı davanın aşağıda açıklanan gerekçeler ile tümden reddedilmesi gereğinin hasıl olduğunu, davacının faturalara süresinde itiraz edilmediği yönündeki şekli iddiaları da, bu gerçeğe aykırı faturaların içeriğinin bulunmaması ve sözleşme hükümleri karşısında açıkça yok hükmünde olduğunu, davacı yanın, dava dilekçesinde TTK m. 21/2 uyarınca faturalara itiraz edilmediği ve cari hesap mutabakatlarının imzalandığı iddialarına dayanarak alacak talep ettiğini, ancak davacının bu iddialarının; müvekkili şirket'e karşı yürüttüğü "hileli ifa", "evrakta sahtecilik" ve "hakkın kötüye kullanılması" eylemleri karşısında hukuken himaye göremeyeceğini, davacı tarafın, faturalara 8 gün içinde itiraz edilmediği gerekçesiyle alacağın kesinleştiğini iddia ettiğini, ancak bu iddianın, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen "Dürüstlük Kuralı" ve "Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı" karşısında dinlenemeyeceğini, fatura içeriğinin gerçeğe aykırı olduğu, hizmetin verilmediği veya hileli işlemler yapıldığı hallerde, faturaya süresinde itiraz edilmemiş olmasının, faturayı düzenleyen lehine bir hak doğurmayacağını, zira hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağını; davacının, müvekkili şirketin faturalara 8 gün içinde itiraz etmediği gerekçesiyle faturanın kesinleştiğini iddia ettiğini, Oysa Türk Medeni Kanunu Madde 2'nin"Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." şeklinde olduğunu, davacının fiilen yapmadığı bir bakımın ve değiştirmediği parçaların sahte faturasını düzenlediğini, ardından kanunun (TTK 21/2) kendisine tanıdığı şekli süreyi bir dolandırıcılık kalkanı olarak kullanmaya çalıştığını, kaldı ki; taraflar arasında kurulu olan Çerçeve Sözleşme Madde 4 uyarınca ile "Alıcı... Satıcı faturalarına 8 (sekiz) günlük süre ile bağlı olmaksızın itiraz edebilir" hükmünün imza altına alındığını ve yine taraflar arasında kurulu Sözleşme Madde 7 ile ayıp ihbar sürelerinin taraflarca bertaraf edildiğini, davacının kendi hilesini kanuni bir karineyle örtbas etme çabasının, TMK m. 2 dürüstlük kuralı'na ağır aykırılık teşkil ettiğini, sonuç itibarıyla; davacı tarafın, dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan ve bizzat imza altına aldığı sözleşme hükümlerini bertaraf etmeye yönelik taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunun açık olduğunu beyan ederek, davanın yetkisizlik sebebiyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:Dava taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacak davasıdır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 17. maddesi gereğince; '' Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 117. maddesi gereğince; ''(1) İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez.
(2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir.
(3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır.''
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafça davalı aleyhine alacak davası açıldığı, davalı tarafça cevap dilekçesinde davanın yetkisiz mahkemede açıldığına dair yetki itirazında bulunulduğu; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11.maddesi uyarınca, doğacak uyuşmazlıklarda --------- Mahkemelerinin ve İcra Müdürlüklerinin yetkili kılındığı, HMK hükümleri uyarınca taraflarca aksi kararlaştırılmadığı takdirde yetki sözleşmesinin geçerli ve bağlayıcı olduğu, yerleşik içtihatlar uyarınca da "---------Ticaret Mahkemeleri" ibaresinden anlaşılması gerekenin, "----------- Asliye Ticaret Mahkemeleri" olduğu, yetki itirazının usul ve yasaya uygun olup süresinde yapıldığı, her davanın, açıldığı dönemdeki şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiği, davanın açıldığı, yetki itirazının yapıldığı ve dahi kararın verildiği tarihte ----------- Ticaret Mahkemelerinin faaliyetinin devam ettiği anlaşılmakla davalının usulüne uygun yetki itirazının kabulüne karar verilerek mahkememizin yetkisizliğine, görevli ve yetkili mahkemenin----------- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 116/1-a, 117 maddeleri uyarınca mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-Görevli ve yetkili mahkemenin ------------ Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna,
3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesine müteakiben iki hafta içinde talep halinde dava dosyasının yetkili ve görevli mahkeme olan -------- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi halde aynı madde gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına (kararın tebliği ile ihtarat yapılmış sayılmasına), bu usuli kararın verilmesi ve bu kararla birlikte harç hususunun re'sen karara bağlanması hususlarının re'sen gözetilmesine; re'sen gözetilmesi gereken hususlar dışında kalan yönlerden ise gerekirse talebe bağlı olarak değerlendirme yapılmasına,
4-Süresinde başvuruda bulunulması halinde yargılama harç ve giderlerinin 6100 Sayılı HMK 331/2. maddesi gereğince görevli ve yetkili mahkemede verilecek nihai kararla birlikte değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde---------- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/07/2026