Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinimi talebinin, orman vasfı nedeniyle reddi ve taşınmazların Hazine adına tescili kararına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla adına tescilini talep ettiği tapusuz taşınmazlara ilişkin açtığı davada, ilk derece mahkemesince başlangıçta davasının kabulüne karar verilmiş; ancak temyiz üzerine Yargıtay, taşınmazların bir kısmının geçmişte orman vasfında olduğunu ve ormanların zamanaşımıyla mülk edinilemeyeceğini, diğer kısımlarında ise orman kadastrosu kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zilyetlik süresinin oluşmadığını belirterek kararı bozmuştur. Bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi, davacının tescil talebini reddetmiş ve bazı parsellerin Hazine adına tesciline hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/363 E., 2024/50 K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. .. köyünde bulunan sınırlarını bildirdiği iki adet taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını ancak taşınmazlar üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek taşınmazların adına tesciline karar verilmesi talep etmiştir.II. CEVAPDavalı .. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 18.09.2015 tarihli ve 2013/415 Esas, 2015/1585 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile dava konusu .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde bulunan ve fen bilirkişisinin 25.11.2014 tarihli krokili raporunda (A) harfiyle gösterilen 4.592,53 m², (B) harfiyle gösterilen 3.718,90 m², (C) harfiyle gösterilen 578,58 m², (D) harfiyle gösterilen 8.610,91 m², (E) harfiyle gösterilen 7.037,45 m² ve (F) harfiyle gösterilen 2.931,42 m² yüzölçümündeki tarla niteliğindeki taşınmazların davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Orman İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 23.06.2022 tarihli ve 2021/9284 Esas, 2022/6075 Karar sayılı ilamıyla "hükme esas alınan fen bilirkişisi raporunda (A), (B), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen dava konusu taşınmazların, .. Tapulama Mahkemesinde görülen tespite itiraz davaları neticesinde orman vasfında olduklarının belirlendiği, ne var ki, o tarihte yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca ormanlar tescile tabi olmadığından tapulama harici bırakıldıkları, Mahkeme kararıyla orman olduğu belirlenen dava konusu bu taşınmazların, 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 26. maddesi uyarınca orman kadastrosu sırasında orman olarak sınırlandırılması gerektiği, her hangi bir şekilde sınırlama dışında bırakılmalarının taşınmazların orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 169/2. maddesi uyarınca, ormanların zamanaşımı ile mülk edinilmelerinin mümkün olmadığı gözetilerek, bu taşınmazlar yönünden orman vasfında oldukları ve zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyecekleri gerekçesiyle; fen bilirkişisi raporunda (C) ve (F) harfleriyle gösterilen taşınmazlar yönünden ise, bu taşınmazların arazi kadastro çalışmaları sonucunda kayalık ve taşlık olarak tapulama harici bırakıldıkları, orman mühendisi bilirkişisi raporuna göre 1956, 19 88... tarihli memleket haritalarında orman sayılan alanlar içerisinde kaldıkları, taşınmazların bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ve 2/B uygulamalarının 2002 yılında yapılıp sonuçlarının 30.09.2002 tarihinde ilân edilerek kesinleştiği ve taşınmazların orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldıkları, öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen bu taşınmazların, yörede yapılan orman kadastrosunun kesinleştiği tarihe kadar bu vasıflarını koruyacakları, bu nedenle orman sınırları dışında bırakılmalarına ilişkin orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten önceki zilyetliğe değer verilemeyeceği gözetilerek, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten, dava tarihine kadar taşınmazlar üzerinde davacı lehine kazandırmayı sağlayacak zilyetlik süresinin dolmadığı ve bu haliyle davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde yazılı kazanım koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi" gerektiğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının reddine, davalı ..nin karşı tescil talebinin kabulü ile fen bilirkişisinin 25.11.2014 tarihli krokili raporunda (A) harfiyle gösterilen 4.592,53 m²lik tescil harici taşınmazın aynı mevkideki son parsel numarasından sonra numara verilmek üzere "tarla" vasfıyla Hazine adına tapu kayıt tesciline, (B) harfiyle gösterilen 3.718,90 m²'lik tescil harici taşınmazın aynı mevkideki son parsel numarasından sonra numara verilmek üzere "tarla" vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (C) harfiyle gösterilen 578,58 m²'lik tescil harici taşınmazın aynı mevkideki son parsel numarasından sonra numara verilmek üzere "tarla" vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (D) harfiyle gösterilen 8.610,91 m²'lik tescil harici taşınmazın aynı mevkideki son parsel numarasından sonra numara verilmek üzere "tarla" vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (E) harfiyle gösterilen 7.037,45 m²'lik tescil harici taşınmazın aynı mevkideki son parsel numarasından sonra numara verilmek üzere "tarla" vasfıyla Hazinesi adına tapuya tesciline, (F) harfiyle gösterilen 2.931,42 m²'lik tescil harici taşınmazın aynı mevkideki son parsel numarasından sonra numara verilmek üzere "tarla" vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların özel mülke konu olabilecek yerlerden olduğunu, imar-ihya edildiğini, müvekkilinin eklemeli 80 yılı aşkın süredir zilyetliğinde bulunduğunu gösterdiğini, taşınmazların Hazine adına "tarla" vasfıyla tapu kayıt ve tesciline karar verilmesi suretiyle karşı tescil talebinin kabul edilmesinin gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca tescilin "tarla" vasfıyla Hazine adına yapılmış olmasının da, taşınmazın orman olduğu yönündeki gerekçeyle çelişkili olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların orman niteliğinde olup olmadığına ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Uyulmasına karar verilen bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere fen bilirkişisi raporunda (A), (B), (D) ve (E) harfleriyle gösterilen dava konusu taşınmazların orman vasfında olmalarına rağmen İlk Derece Mahkemesince tarla niteliği ile Hazine adına tescillerine karar verilmiş olması isabetsiz ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü ve kamu yararı uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.VI. KARARYukarıda (V.B.1) numaralı bentte yazılı davacı vekilinin nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (V.B.2) numaralı bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3), (4), (6) ve (7) numaralı bentlerinde yer alan “tarla” ifadelerinin hükümden çıkartılarak yerlerine "orman" kelimelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.