Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davası; borçlunun zamanaşımı iddiasıyla cebri icra tahsilatlarının iadesi ve kötü niyet tazminatı talebiyle istinaf sonrası yeniden yargılanmaktadır.
Özet: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla borcun zamanaşımına uğradığı tespit edilen bir icra dosyasından maaşı haczedilerek tahsilat yapılan davacı, cebri icra tehdidiyle ödediği tüm tutarların (faiz, harç, vekalet ücreti) iadesini ve en az %20 kötüniyet tazminatı talep ederken, davalı vekili, takibin haksız olmadığını, davacının zamanaşımına uğramış bir borcu ödemesine rağmen kendi ihmalini karşı tarafa yüklemeye çalıştığını ve kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığını savunmuştur; mahkemece daha önce hak düşürücü süreden reddedilen dava, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının dava öncesinde yaptığı ödemeler dikkate alınarak süresinde açıldığı gerekçesiyle bozulmuştur.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/13 EsasKARAR NO : 2026/631DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 02/06/2020KARAR TARİHİ : 18/06/2026KARARINYAZILDIĞI TARİH : 20/06/2026Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi' nin ... Esas- .... Karar sayılı kararı ile; 19/04/2011 - 20/03/2012 tarihleri arasında, 21/03/2012 - 19/02/2013 tarihleri arasında ve 17/06/2013 - 28/04/2017 tarihleri arasında, davacı- borçlu yönünden zamanaşımını kesen bir takip muamelesi bulunmadığı, bu tarihler arasında dosyanın borçlu yönünden 6 aydan uzun süre işlemsiz bırakıldığı, davacı borçlu yönünden zamanaşımı gerçekleştiği tespit edilerek, Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi' nin .... Esas ... Karar sayılı 22/11/2018 tarihli kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, Bakırköy ... İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyasında davacı/borçlu yönünden zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, Matematik öğretmeni olan müvekkilinin maaşının haczedilerek tahsilatlar yapıldığından, cebri icra tehdidiyle ödemek zorunda kalıp İİK.356 vd.maddeleri gereği talep imkanı doğan Bakırköy .... İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyasında faiz,harç ve vekalet ücretiyle ödenen tüm tutarların, faiziyle tahsiline, toplam alacağa işletilecek %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının usulüne uygun yerine getirilmediğini, Dosyanın , Asliye Hukuk Mahkemesi'nden görevsizlik kararı üzerine mahkememize geldiğini., görevsizlik kararının kesinleşmesi akabinde yasal süre içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine yönelik bir talebin olmadığını, yerleşik içtihatlar doğrultusunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesi'ne iade edilmesi gerektiğini, dava dosyasının davacının talebi olmaksızın res'en Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden mahkemeize gönderildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı dikkate alınarak DOSYANIN GÖREVSİZLİK KARARI VEREN MAHKEMEYE İADE EDİLMESİ GERTİĞİNİ, tarafların, kararın kesinleşmesinden itibaren yasal süresi içerisinde gönderme talebinde bulunmaması nedeniyle HMK'nın 20/1. maddesi uyarınca görevsizlik kararını veren mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, itirazın iptali davasında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin ilk şartı alacaklının takibi haksız ve kötü niyetle yapmış olduğu, somut olayda borçlunun hiçbir aşamada borca itiraz etmediği dikkate alınmasının gerektiğini, kısaca; takibin haksız olmadığını, davacının , yalnızca zamanaşımına uğramış bir borcu ödediğini iddia ettiğini, bu durumda alacağını tahsil etmeye çalışan müvekkilin kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin bir diğer şartı alacağın likit olduğu, davacının , alacağının belirsiz olduğunu beyan ettikten sonra icra inkar tazminatı talep ettiğini, icra dosyasında davacının maaşından her ay kesinti yapılarak tarafımıza ödeme yapıldığını, davacının alacağın zamanaşımına uğradığını çok daha önce söyleyebileceğini, bunu yapmayıp , dosyanın büyük kısmını tahsil ettikten sonra zamanaşımı var diyen davacı " kendi ihmalinin sorumluluğunu bize atmaya çalışmaktadır " Böylesine bir durumu hukuk korumayacağını beyan etmiştir.İşbu dava davacı tarafından öncelikle Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E.sayılı dosyası üzerinden ikame olunmuş, bu mahkemece verilen 03/06/2020 tarih ve .... Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı sonrası, dosya Mahkememizde .... Esas kaydını almıştır. Bu esas kaydı üzerinden yapılan yargılama neticesinde Mahkememizce 20/01/2022 tarih ve .... Karar sayılı kararı ile davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı tarafın mezkur karara karşı istinaf yoluna başvurması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "Davacı vekili istinafında, en son 21.12.2018 tarihinde ödeme yaptıklarını beyan etmiş olup, bu hususta Dairemizce ilgili icra müdürlüğünden sorulmuş, gelen cevabi yazı ekindeki belgelerden davacı tarafından icra dosyasına en son 09.07.2020 tarihinde 1.070,00 TL, daha öncesinde 18.03.2020 de 1.070,00 TL ve daha öncesinde 19.11.2019'da ödeme yapıldığı, davacının 25.03.2020 de icra müdürlüğünden fazla ödeme yapıldığından bahisle 1.070,00TL'nin iadesini istediği ve bu tutarında davacı borçlu vekiline gönderildiği anlaşılmıştır. Dava, 02.06.2020 de açılmıştır. Buna göre, davacının 18.03.2020 de yaptığı ödemeyi iade aldığı kabul edildiği durumda dahi davacının davadan önce ayrıca 19.11.2019 tarihinde de ödeme yaptığı görülmüştür. Davacı tarafından yapılan ilk ödeme ise 20.08.2015 tarihlidir. Bilindiği üzere, İİK'nun 72/7 maddesi uyarınca istirdat davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir. Eğer taksitler halinde yapılan bir ödeme söz konusu ise bu davanın en son yapılan tahsilattan itibaren bir yıl içerisinde açılması gerekir. Yukarıda belirtilen ödeme tarihleri gözetildiğinde davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulü gerekir. Mahkemece, açıklanan bu hususlar gözardı edilerek, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır." gerekçeleriyle Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, bu karar sonrası dosyanın Mahkememizin ... Esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Bu esas kaydı üzerinden yapılan yargılama neticesinde Mahkememizce bu sefer 11/01/2024 tarih ve ... Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin istinaf yoluna başvurmaları üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin .... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "Davacı vekili işbu dava ile, takip içi zamanaşımına dayalı icranın geri bırakılması kararına dayanarak, icra dosyasından davalı alacaklıya yapılan ödemelerin istirdatını talep etmektedir. Yukarıda bahsi geçen icranın geri bırakılması kararına göre, 19/04/2011-20/03/2012 tarihleri arasındaki işlemsizlik nedeniyle takipten sonraki zamanaşımı gerçeklemiştir. Davalı-alacaklı taraf ise, 20/03/2012 tarihinde takip içi zamanaşımı gerçekleştikten sonra 22/03/2012 tarihinde maaş haczi talebinde bulunmuş ve davacıdan işbu davaya konu tahsilatları gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla takip içi zamanaşımının gerçekleştiği 20/03/2012 tarihinden icranın geri bırakılması için açılan dava tarihi olan 23/01/2018 tarihine kadar ihtirazi kayıtsız olarak yapılan zamanaşımına uğrayan borç ödemeleri, eksik borç niteliğinde olup, 6098 sayılı TBK'nın 78/2.maddesi gereği ifası halinde geri istenmesi mümkün değildir. (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2022/5372 E- 2024/1716 K.sayılı kararı) Bu nedenle ilk derece mahkemesince 23/01/2018 tarihine kadar yapılan eksik borç niteliğinde ödemeler yönünden davanın reddine; icranın geri bırakılması talepli davanın açıldığı 23/01/2018 tarihinden sonra yapılan ödemeler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. İlk derece mahkemesince, bilirkişi raporunda asıl alacak olarak hesaplanan 40.124,91-TL ile, işlemiş faiz tutarı olarak hesaplanan 29.976,21-TL'nin toplamı olan 70.101,12-TL'nin 09/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup, kabule göre işlemiş faize de dava tarihinden sonra faiz yürütülmesi kamu düzenine aykırı olduğundan, bu yönüyle kararın re'sen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde icra dosyasında yapılan ödemelerin, ödeme tarihlerinden itibaren reeskont faiziyle ödenmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yukarıda açıklandığı üzere bir yandan, bilirkişi raporundaki 15,75 reeskont faiz oranı üzerinden hesaplanan işlemiş faiz tutarını asıl alacakla birleştirerek kabul kararı verilmiş, diğer yandan ise hükmedilen tutara dava tarihinden itibaren yasal faize belirlenmiştir. Karar kendi içinde çelişkili olup, çeke dayalı olarak avans faiziyle tahsil talepli kambiyo takibine istinaden ödemelerin istirdatının da avans faiziyle yapılması gerekmektedir. Ancak davacı vekilinin dava dilekçesinde talebini reeskont faizi olarak sınırlamış olup, kabule göre hükmedilen asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir." gerekçeleriyle Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, bu karar sonrası dosyanın Mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.Mahkememiz dosyasına istinaf ilamı doğrultusunda önceki raporları tanzim eden SMM bilirkişi ...'den rapor aldırılmış, bilirkişi sunmuş olduğu 18/05/2026 tarihli raporunda özetle; "Dava konusunun, Merfi tespit (Kambiyo senetlerinden kaynaklanan) davası olduğu anlaşılmıştır. Tarafımca daha önce hesaplanan kök ve ek raporlarda dosya kapsamındaki 24.01.2019 tarihli kapak hesabı baz alınarak hesaplamalar yapılmıştır. Bu defa Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 24.01.2019 tarihli kapak hesabı sonrasında da icra dosyasına ödemeler yapıldığı tespit edilmiştir. davacının icra takip dosyasına yatırdığı ana para tutarı 53.463,68 TL olarak esaplanmıştır. Faiz ise temerrüt faizinin uygulanması gerektiği ve dava tarihindeki yürürlükteki faiz oranı yüzde 18,25 oran üzerinden hesaplanmış olup, hesaplanan faiz tutarı 38.519,18 TL olarak hesaplanmıştır. Toplam tutar (Anapara * Faiz (53.463,68* 38.519,18) 91.982,86 TL olarak hesaplanmıştır. Diğer taraftan davacı tarafında 10.07.2020 tarihinde ödenen 1.070,00 TL davacıya iade edildiğinden hesaplamaya dahil edilmemiştir. Nihai takdir Sayın Mahkemenize ait olduğunu arz ederim." şeklinde belirtmiştir.Dava, istirdat davasıdır. Davacı taraf, davalı tarafından başlatılan takibe karşı açtıkları dava sonunda icranın geri bırakılmasına karar verildiğini belirterek, davacının yapmış olduğu ödemelerin istirdadını istemiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi .... Esas, .... Karar nolu ilamı ile Bakırköy ... İcra Dairesi'nin .... esas sayılı dosyasında davacı/borçlu yönünden zamanaşımı nedeniyle İCRANIN GERİ BIRAKILMASINA karar verildiği anlaşılmıştır. Kendisine karşı ilamsız icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da, itirazının icra mahkemesince kaldırılmış olması sonucu kesinleşen icra takibi ile; menfi tespit davası da açmaması nedeniyle, gerçekte borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalırsa, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (İİK.m.72/7). İstirdat davasının açılmasının şartlarının bir tanesi de maddi hukuk bakımından, aslında borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır (İİK.m.72/7). İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararında da ifade edildiği üzere somut olayda takip içi zamanaşımının gerçekleştiği 20/03/2012 tarihinden icranın geri bırakılması için açılan dava tarihi olan 23/01/2018 tarihine kadar ihtirazi kayıtsız olarak yapılan zamanaşımına uğrayan borç ödemeleri, eksik borç niteliğinde olup, 6098 sayılı TBK'nın 78/2.maddesi gereği ifası halinde geri istenmesi mümkün değildir (Emsal Yargıtay 11.HD'nin 2022/5372 E- 2024/1716 K.sayılı kararı). Bu bakımdan icranın geri bırakılması için açılan dava tarihi olan 23/01/2018 tarihine kadar icra dosyasına yapılan ödemeler bakımından davacının istirdat isteminde bulunabilmesi mümkün görülmemiştir. İstinaf ilamında bir diğer kaldırma gerekçesi olarak belirtilen faize faiz işletilmesi yasağına riayet edilebilmesi adına somut olayda hüküm verilirken yapılması gerekenini icra dosyasına yapılan her bir ödemenin ayrı olarak belirtilmesi suretiyle ödeme tarihlerinden itibaren her bir ödeme kalemine avans faizi işletilmesine hükmolunması olduğu kanaatine varılmıştır. Bu bakımdan kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda tespit edilen ödemelerden 23/01/2018 tarihi sonrası yapılan ödemeler dikkate alınmış, raporda 65.sırada belirtilen ödemenin bulunmadığı icra dosyasının incelenmesi ile tespit edilmiş, 67 ve 68.sırada belirtilen ödemelerin ise 16/05/2019 tarihinde davacı tarafça icra dosyasına yapılan tek bir ödeme olmasına rağmen sehven mükerrer şekilde aynı tutarda iki ödeme olarak bilirkişi raporuna yansıtıldığı anlaşılmıştır. Tüm bu belirtilen esaslar çerçevesinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında davacı tarafça yersiz yere ödendiği anlaşılan 18.498,77-TL alacağın 760,00-TL'lik kısmına 20/02/2018, 760,00-TL'lik kısmına 20/03/2018, 760,00-TL'lik kısmına 20/04/2018, 1.520,00-TL'lik kısmına 21/06/2018, 760,00-TL'lik kısmına 18/07/2018, 760,00-TL'lik kısmına 17/08/2018, 1.640,00-TL'lik kısmına 21/12/2018, 1.800,00-TL'lik kısmına 28/03/2019, 900,00-TL'lik kısmına 18/04/2019, 900,00-TL'lik kısmına 16/05/2019, 900,00-TL'lik kısmına 25/06/2019, 950,00-TL'lik kısmına 22/07/2019, 950,00-TL'lik kısmına 20/08/2019, 887,77-TL'lik kısmına 19/09/2019, 950,00-TL'lik kısmına 21/10/2019, 950,00-TL'lik kısmına 19/11/2019, 381,00-TL'lik kısmına 19/12/2019, 1.070,00-TL'lik kısmına 18/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında davacı tarafça yersiz yere ödendiği anlaşılan 18.498,77-TL alacağın 760,00-TL'lik kısmına 20/02/2018, 760,00-TL'lik kısmına 20/03/2018, 760,00-TL'lik kısmına 20/04/2018, 1.520,00-TL'lik kısmına 21/06/2018, 760,00-TL'lik kısmına 18/07/2018, 760,00-TL'lik kısmına 17/08/2018, 1.640,00-TL'lik kısmına 21/12/2018, 1.800,00-TL'lik kısmına 28/03/2019, 900,00-TL'lik kısmına 18/04/2019, 900,00-TL'lik kısmına 16/05/2019, 900,00-TL'lik kısmına 25/06/2019, 950,00-TL'lik kısmına 22/07/2019, 950,00-TL'lik kısmına 20/08/2019, 887,77-TL'lik kısmına 19/09/2019, 950,00-TL'lik kısmına 21/10/2019, 950,00-TL'lik kısmına 19/11/2019, 381,00-TL'lik kısmına 19/12/2019, 1.070,00-TL'lik kısmına 18/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,2-Davacının tazminat talebinin yasal şartları mevcut oladığından REDDİNE,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken toplam 1.263,65 TL nisbi karar ve ilam harcından, davacı tarafça yatırılan toplam 1.212,51 TL (54,40 TL Peşin Harç + 858,11 TL Tamamlama Harcı + 300,00 TL Islah Harcı) harcın mahsubu ile bakiye 51,14 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4- Davacı tarafından dava açılırken ve yargılama sırasında sarf edilen 54,40 TL Başvuru Harcı, 54,40 TL Peşin Harç, 858,11 TL Tamamlama Harcı ve 300,00 TL Islah Harcı olmak üzere toplam 1.266,91 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre alınan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 348,35 TL'sinin davalıdan, 971,65 TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 6- Davacı tarafından sarf edilen 6.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.050,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 7.550,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul oranına göre hesaplanan 1.992,35 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2. maddesi hükmü uyarınca kabul edilen miktarı aşmamak üzere hesaplanan 17.598,72 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan gider avansının taraflara iadesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/06/2026Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır