1446 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinde malik hanesi açık bırakılması üzerine, zilyetlikle kazanım ve miras yoluyla tescil talepli hukuki uyuşmazlık.
Özet: Kadastroda malik hanesi açık bırakılarak "davalıdır" şerhiyle tespit edilen bağ ve bademlik vasıflı taşınmazın tescili davasında, davacılar murislerinden devraldıkları zilyetliğe dayanarak taşınmazın kendi adlarına tescilini talep ederken, müdahil davacı, taşınmazın kendi annesinden miras kaldığını, uzun yıllardır kesintisiz zilyetliğinde bulunduğunu ve davacıların dayandığı zilyetlik devir sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazın kendi adına tescilini istemekte olup, davalı idareler ise zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını savunmaktadır.
8. Hukuk Dairesi         2024/2171 E.  ,  2026/593 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/457 E., 2024/182 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/47 E., 2020/100 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı .. vekili ve davacılar . .. ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 1446 parsel sayılı 4.305,01 metrekare yüzölçümlü "bağ ve bademlik" vasıflı taşınmaz, tespit gününden önce genel mahkemede tescil davasına konu olduğu belirtilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
2. Kadastro tespit tarihinden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde .. ve ... tarafından Hazine, ... ve .. Belediye Başkanlığı aleyhine açılan tescil davası, dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
3. Aynı davacılar vekili tarafından mahkemeye verilen 20.01.2017 havale tarihli dilekçede özetle; dava konusu .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde bulunan 1446 parsel numaralı bağ ve bademlik vasfındaki 4.305 m² miktarlı tescil harici taşınmazın zilyetliğini 40 yılı aşkın süredir murislerinden intikalen kullanan ... adlı şahıstan 12.10.2013 tarihinde tanık olan .. .., .. .. ve .. .. tarafından da imzalanan sözleşme ile zilyetlik hakkını satın ve devir aldığını, taşınmazı murislerinden intikalen kullanırken zilyetlik hakkını satış suretiyle devreden ... isimli şahsın müvekkili davacılara 30.04.2016 tarihinde bu taşınmazla ilgili olarak Hazineden vb her hangi bir hak talep etmeyeceği yönünde taahhütte bulunduğunu, müvekkilleri adına kadastro tespit çalışmaları öncesinde Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/653 Esas sayılı dosyasında Hazine, .. Büyükşehir Belediyesi ve .. Belediye Başkanlığı aleyhine tescil davası açıldığını, .. Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu taşınmazın mülkiyet hanesine "davalıdır" şerhi konularak taşınmazla ilgili tespit işlemi yapıldığını, dava konusu taşınmazın müvekkili davacılar adına 1/2 hisse oranında tapuya tescili yönünde tutanak tanzim edilmesi gerekirken mülkiyeti davalıdır şerhi yazılarak tespit dışı bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu .. ili .. ilçesi .. Mahallesi .. mevkiinde bulunan 1446 parsel sayılı 4305,01 m² miktarlı bağ ve bademlik vasfındaki taşınmazın mülkiyet kaydındaki "davalıdır" şerhinin kaldırılması ile taşınmazın malik sıfatıyla zilyet olarak eklemeli zilliyetlik yoluyla 20 yılı aşkın süredir müvekkil davacıların zilyetliklerinde bulunduğunun tespitine, taşınmazın davacılar adına 1/2 hisseli olarak tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş ve aynı taşınmaza ilişkin olan işbu davalar birleştirilmiştir.
4. Yargılama sırasında ... vekili 20.07.2017 havale tarihli müdahale dilekçesinde özetle; dava konusu edilen .. ili .. ilçesi .. Mahalllesinde bulunan 4.305,01 m² yüzölçümündeki 1446 parsel sayılı taşınmaz tapulama öncesi müvekkiline mirasen annesi ..'dan kalmış olup, dava konusu yeri yaklaşık 50 yıldır, müvekkilin kesintisiz zilyet olarak kullandığını, davacıların beyan ve iddia ettikleri ... numaralı parseli kimseye devretmeyip satmadığını, hiç bir sözleşme imzalamadığını, taşınmazın esasen miras yoluyla müvekkilinin annesi ..'dan müvekkiline intikal ettiğini, müvekkili tarafından da bu yere 25 yıl öncesinde üzüm bağı ve daha sonraları da zeytin ve badem ağaçları dikildiğini, bu imar ve ağaçlandırma dikiminde müvekkilinin eşi olan ... ve çocuklarının kendisine yardımcı olduğunu, esasen bu yerin müvekkilinin bizzat kendisine ait olup eşinin bu yerde malik sıfatı ile zilyetliğinin bulunmadığını, bu sebeple eşi tarafından yapıldığı iddia olunan zilyetlik devir sözleşmelerinin geçersiz olduğu hususu da nazara alınarak dava konusu taşınmazın müvekkili adına tespit ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar .., Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve .. Belediye Başkanlığı cevap dilekçelerinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Dosya içinde mevcut, dava konusu 1446 parsel sayılı taşınmazın kuzey komşusu olan 1090 parsel sayılı taşınmaza dayanak yapılan Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/573 Esas ve 1996/409 Karar sayılı ilamı ve bu ilamın eki niteliğindeki 23.04.1992 havale tarihli fen bilirkişi raporu ve 19.03.1992 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından, dava dışı 1090 parsel sayılı taşınmazın güney-doğu komşusu olan, dava konusu 1446 parsel sayılı taşınmazın, müdahil davacı ...'in annesi ..'nun zilyetliğinde olduğunun anlaşıldığı, yine mahkememizce gerçekleştirilen 04.01.2018 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarınadan, dava konusu taşınmazın öncesinde ...'nun zilyetliğinde olduğu, ..'un vefatı ile yapılan miras taksim neticesinde dava konsu taşınmazın müdahil davacı ...'e düştüğü beyanları ile dava konusu 1446 parsel sayılı taşınmazın, müdahil davacı ...'e mirasen kaldığı ve yine ...'in malik sıfatı ile tasarruf ve zilyetliğinde olduğu kanaatine varıldığı,
Her ne kadar davacılar ... ve .. ..nın dava konusu taşınmazı, 12.10.20 13... .04.2016 tarihli harici satış sözleşmesi ile davalı ...'ten satın aldıklarını belirtmiş iseler de; ...'in dava konusu taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin malik sıfatı ile sürdürülen bir zilyetlik olmadığı, keza dava konusu taşınmazın eşi ...'e ait olduğu, dava konusu taşınmazlar üzerinde "Ekonomik amaca uygun zilyetliğin gerçekleşmiş olması" koşulunun da asli müdahil tarafından sağlandığı, zira dosya içinde mevcut ziraat ve orman bilirkişi raporu ile 1955, 1985, 1993, 20 07... yılı hava fotoğraflarından 50 yılı aşkın bir süredir tarımsal faaliyet sürdürüldüğü ve imar ihyasının gerçekleştiğinin tespit edildiği ve müdahil davacı ... yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddesindeki zilyetlik ve imar-ihya koşuluyla edinim şartlarının lehine oluştuğu..." gerekçesiyle, davacılar ... ve ...tarafından ... ve .. Belediye Başkanlığına karşı açılan davanın husumetten; Hazineye karşı açılan davanın esastan reddine, asli müdahil ...'in davasının ise kabulüne, dava konusu 1446 parsel sayılı taşınmazın bağ ve bademlik vasfı ile ... adına tespitteki yüzölçümü ve geometrik şekli ile tespit ve tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı .. vekili ve davacılar ... ve ...vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı .. vekili temyiz başvuru dilekçesinde; yapılan kadastro tespitinin usul ve kanuna uygun olduğunu, asli müdahil lehine tescil koşullarının oluşmadığını, İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, Hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacılar ... ve ...vekili temyiz başvuru dilekçesinde; dava konusu taşınmazda asli müdahil ..’in herhangi bir hakkının bulunmadığını, taşınmazın 2013 senesinde ..’in bilgisi dahilinde kocası ... tarafından zilyetlik devir sözleşmesi ile müvekkilleri olan davacılar ...ve ...’a satıldığını, müvekkillerinin dava konusu bu taşınmazın etrafını tel örgü ile çevirerek taşınmazın içerisine ayrıca bir de bağ evi yaptırdıklarını, bu satış tarihinden itibaren dava tarihi olan 2017 yılına kadar asli müdahil ...tarafından, müvekkillerince satın alınarak fiilen kullanılan bu taşınmazın müvekkiller tarafından kullanımına herhangi bir şekilde itiraz etmediğini, dava açmadığını, asli müdahilin kendi bilgisi dahilinde yapılmış olan zilyetlik devir sözleşmesi ile zilyetliğin teslim edilmiş olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak mevcut davaya asli müdahil olduğunu, satışı tüm köyün ve dolayısıyla asli müdahilin de bildiğini, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesince ...’e ait bu taşınmaz zilyetliğinin, ...’in zınni muvafakatı ile eşi olan davalılardan ... tarafından davacılar ... ve ..’a satıldığı ve fiilen bu davacıların kullanımına bırakıldığı hususunun göz ardı edildiğini; kaldı ki, müdahil davacı ...’in zilliyetliğinin 12.10.2013 tarihinden sonra kesildiği gibi taşınmazın ...’e annesinin vefatı nedeniyle yapılan miras taksimi neticesinde bırakılıp-bırakılmadığı hususunda diğer mirasçılar davaya dahil edilip beyanları alınmadan karar verilmiş olmasının dahi hukuka aykırı olduğunu, kadastro tespit tutanağının edinme sütununun da dikkate alınmadığını, müvekkilleri olan davacılar lehindeki beyanların göz ardı edildiğini, müvekkili davacıların, bu taşınmaz için Milli Emlak Müdürlüğüne ecrimisil ödediklerini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak diğer nedenlerle kararın bozulmasını talep etmişti.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Eldeki dava, evveliyatı itibari ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 7 13... sayılı Kanun'un 14... . maddelerine dayalı olarak açılan tescil talebine ilişkin olup, yargılama sırasında dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Genel mahkemeden aktarılan davalarda Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilikleri yasal hasım durumunda bulunduğundan taraflarına husumet düştüğü gibi; yine yasal hasım durumunda bulunan bu davalılar, harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden de sorumlu tutulamazlar.
Somut olayda dava, müdahil davacı yararına sonuçlanmış olsa da, eksik harcın davacı taraftan alınmasına, yargılama giderlerinin de müdahil davacı üzerinde bırakılmasına ve müdahil davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Somut olayda müdahil davacı ...'in davasının kabulüne karar verilmiş ise de yasal hasım olan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilikleri aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve yine dosyada davacı durumunda bulunan ... ve ...'ın dahi müdahil davacı ...'in yapmış olduğu yargılama giderlerinden sorumlu tutulması ve bu kişiler aleyhine ...'in ise lehine olacak şekilde vekalet ücreti takdiri isabetsiz olduğu gibi, davanın tescil davasından kadastro mahkemesine aktarılan dava olduğu gözden kaçırılarak tescil davasının yasal hasımı durumunda bulunan Belediyelere açılan davanın "husumetten reddine" karar verilmesi dahi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.
Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacılar vekili ve davalı .. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1-A) bendinde yer alan "... ve .. Belediye Başkanlığına karşı açılan davanın husumeten, Hazineye karşı" ibarelerinin hüküm yerinden çıkartılmasına; yine hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin (B) bölümünde yer alan "...davacılar ve davalı Hazineden müştereken ve müteselsilen alınarak asli müdahil ...'e verilmesine.." ibaresinin hükümden çıkarılarak, bu ibare yerine "davanın niteliği gereği kendisi üzerinde bırakılmasına ve davanın niteliği gereği lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına " ibaresinin yazılmasına; yine hüküm fıkrasının (5-A) bendinin tümünün hüküm yerinden çıkarılmasına; (5-B) bendinin (5-A); (5-C) bendinin (5-B) olarak değiştirilmesine ve bu bentlerde yer alan "Davanın husumet reddine karar verilen" ibarelerinin de çıkarılmasına ve hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.