İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, bankanın genel kredi borcundan kaynaklanan ihtiyati hacze müteselsil kefil tarafından yapılan itirazın, ipotek teminatı ve reddedilen konkordato süreci iddiaları ışığında değerlendirilmesi kararı.
Özet: Bir bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı için borçlular hakkında talep ettiği ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçlu kefil, borcun ipotekle teminat altına alındığını, konkordato sürecinden geçtiğini ve alacaklının öncelikle rehinli takibe başvurması gerektiğini iddia etmiştir; ancak ilk derece mahkemesi, alacaklının alacağını yaklaşık ispatladığı, kefilin borcunun rehinle temin edilmediği ve ihtiyati haciz şartlarının mevcut olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/681
KARAR NO : 2026/1128
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24.02.2026
NUMARASI : 2026/44 D.İŞ
TALEBİN KONUSU : İhtiyati Hacze İtiraz
KARAR TARİHİ : 26.06.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 26.06.2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.02.2026 tarih 2026/44 D.iş sayılı kararının Dairemizce incelenmesi ihtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP : İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile asıl borçlu ve kefiller arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi'ne istinaden kullandırılan kredi borcunun ödenmesi amacıyla Beyoğlu 48. Noterliği'nin 29/12/2025 tarih ve 373213 yevmiye numaralı ihtarnamesinin borçlulara keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, borçluların temerrüde düştüğünü, alacağın rehinle temin edilmemiş ve muaccel bir para alacağı olduğunu ileri sürerek borçluların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiş, mahkemece 16/01/2026 tarih 2026/44 D.İş sayılı kararla %15 teminat karşılığında 88.743.386,91 TL değerinde menkul ve gayrimenkuller ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ : İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili itiraz dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında verilen ihtiyati haciz kararının 27/01/2026 tarihinde müvekkili aleyhine tesis edilen menkul haczi ile öğrenildiğini, müvekkili tarafından Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/855 esas sayılı dosyası üzerinden konkordato talebinde bulunulduğunu ve 27/08/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere konkordato geçici mühleti verildiğini, ancak Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2025 tarih 2025/1256 esas 2025/1155 karar sayılı kararı ile konkordato talebinin reddine ve geçici mühlet kararıyla verilen tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiğini, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte alacaklı banka lehine tesis edilen ipoteğin sadece asıl borçlunun değil müvekkili müteselsil kefilin kefaletinden kaynaklanan borcunu da teminat altına aldığını, alacaklı tarafın bu rehin teminatını gözardı ederek müvekkili aleyhine ihtiyati haciz yoluna başvurmasının İİK'nın 45. maddesine aykırı olduğunu, alacaklının öncelikle elindeki ipoteği paraya çevirmesi ve ancak bu yoldan tahsil edemediği bakiye kısım için genel haciz yoluna başvurması gerektiğini, esasen asıl borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçilmiş olmasının alacaklının alacağını zaten rehin teminatı altında gördüğünü ortaya koyduğunu, rehinli takiplerde satış süreci tamamlanıp net bir rehin açığı belirmeden tüm borç tutarı üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesinin İİK'nın 257. maddesindeki muaccel ve belirli alacak kavramıyla bağdaşmadığını, müvekkilinin üzerine kayıtlı herhangi bir taşınır veya taşınmaz malvarlığı bulunmaması karşısında mal kaçırma iddiasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, konkordato geçici mühlet sürecine başvurulmuş olmasının ve mühletin akabinde kaldırılmış olmasının tek başına mal kaçırma kastı veya hileli işlem karinesi oluşturmayacağını ileri sürerek ihtiyati haciz kararına itiraz etmiş, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde, davacı alacaklı banka vekilinin 16/01/2026 tarihli dilekçesi ile borçluların taşınmaz ve araçları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep ettiği, mahkemenin 16/01/2026 tarih 2026/44 D.İş sayılı kararı ile %15 teminat karşılığında 88.743.386,91 TL değerinde menkul ve gayrimenkuller ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklar üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verildiği, Genel Kredi Sözleşmesi ile Beyoğlu 48. Noterliği'nin 29/12/2025 tarih 373213 yevmiye numaralı ihtarnamesinin incelenmesinde kredi borcunun ödendiğine veya rehinle temin edildiğine dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davacı alacaklının alacağının varlığını yaklaşık olarak ispat ettiği, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yasada aranan şartların dosya kapsamında gerçekleştiği, ödeme yapıldığına yönelik itiraz ve beyanların esas yargılamayı gerektirdiği, konkordato talep edilmesi ve geçici mühlet verilmesinin ihtiyati haciz kararı verilmesine engel oluşturmadığı, kaldı ki konkordato talebinin reddedilerek geçici mühlet kararıyla verilen tedbirlerin kaldırıldığı, rehin ve ipoteklerin asıl borçlu tarafından verildiği, kefalet borcunu kapsadığına dair bir ibarenin bulunmadığı, itiraz eden ...'in kefil olduğu ve kefalet borcunun rehinle teminat altına alınmadığı, dosya kapsamındaki tüm deliller dikkate alındığında talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebi yönünden İİK'nın 257-264. maddeleri şartlarını sağladığı, davalının ihtiyati hacze yönelik itirazlarının yerinde olmadığı gerekçeleriyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ :İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacaklı bankanın alacağının ipotekle teminat altına alındığını, alacaklı banka lehine tesis edilen ipoteğin sadece asıl borçlunun değil müvekkili müteselsil kefilin kefalet borcunu da kapsadığını, asıl borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçilmiş olmasının alacaklının alacağını rehin teminatı altında gördüğünü açıkça ortaya koyduğunu, İİK'nın 45. maddesi uyarınca rehinle temin edilmiş alacak için önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurulması, ancak bu yoldan tahsil edilemeyen bakiye için genel/ihtiyati haciz yoluna gidilmesi gerektiği halde bu yasal silsile atlanarak alınan ihtiyati haciz kararının kanunun amir hükmüne aykırı olduğunu, rehinli takiplerde satış süreci tamamlanıp net bir rehin açığı ortaya çıkmadan tüm borç miktarı üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesinin İİK'nın 257. maddesinde aranan muaccel ve belirli alacak kavramıyla bağdaşmadığını, müvekkilinin üzerine kayıtlı herhangi bir taşınır veya taşınmaz malvarlığı bulunmaması karşısında mal kaçırma iddiasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, konkordato geçici mühlet sürecine başvurulmuş olmasının ve mühletin akabinde kaldırılmış olmasının tek başına İİK'nın 257/2. maddesi anlamında mal kaçırma kastı veya hileli işlem karinesi oluşturmayacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati haciz talebinin reddini istemiştir.
GEREKÇE : Talep, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
İİK'nın 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise vadesi gelmemiş borçlar için borçlunun belirli bir ikametgâhının bulunmaması, mal kaçırma veya kaçma hazırlığında olması yahut bu hususlarda kuvvetli emareler bulunması şartı düzenlenmiş olup, vadesi gelmiş bir alacak söz konusu olduğunda bu sübjektif unsurların varlığının ispatı aranmaz; tek koşul alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. İİK'nın 258/1. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında mahkemenin yaklaşık ispat ölçüsünde kanaat edinmiş olması yeterli ve gereklidir. İİK'nın 45. maddesi hükmüne göre rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir; ancak rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir. Alacaklının müteselsil kefillere başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586/1. maddesine göre ise kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir; bunun için borçlunun ifada gecikmesi ile ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması yeterlidir. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, İİK'nın 45. maddesindeki rehnin önceliği ilkesinin sınırı, rehnin doğrudan ilgili borç ilişkisini teminat altına almış olmasına bağlıdır, rehin başka bir borç ilişkisi için, yani asıl borçlunun borcu için tesis edilmişse, kefile karşı doğrudan haciz yoluna gidilmesi anılan maddedeki engele tâbi değildir.
Somut olayın incelenmesinde, davacı alacaklı banka ile asıl borçlu şirket arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi'ne istinaden kullandırılan kredi borcunun ödenmesi için Beyoğlu 48. Noterliği'nin 29.12.2025 tarih 373213 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediği, alacağın vadesinin geldiği ve bu nedenle İİK'nın 257/1. maddesindeki koşulların somut olayda uygulama alanı bulduğu anlaşılmıştır. İtiraz eden borçlu ...'in kredi borcundan müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, alacaklı banka lehine tesis edilen rehin ve ipoteklerin asıl borçlunun borcunu teminat altına almak amacıyla verildiği, ipotek senetlerinin ayrı ayrı incelenmesinde ipoteklerin itiraz eden kefil ...'in kefalet borcunu da kapsadığına dair herhangi bir ibareye yer verilmediği, bu haliyle itiraz edenin kefalet borcunun rehinle teminat altına alınmadığı sabit olduğundan, İİK'nın 45. maddesinde düzenlenen rehnin önceliği ilkesinin itiraz eden kefil yönünden uygulanma olanağının bulunmadığı, TBK'nın 586/1. maddesi gereğince alacaklının asıl borçluyu takip etmeden veya rehni paraya çevirmeden müteselsil kefil sıfatını haiz itiraz edeni takip edebileceği, kaldı ki asıl borçluya ihtarname keşide edilerek ifada gecikmenin sübuta erdiği, itiraz eden vekilinin, alacaklı tarafça asıl borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçilmiş olmasının alacağın tümüyle rehinle teminatlı olduğunu gösterdiği yönündeki itirazının da, ipoteğin yalnızca asıl borçlunun borcunu teminat altına aldığı ve itiraz edenin kefalet borcuna ilişkin herhangi bir teminat içermediği gözetildiğinde, itiraz edenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, alacaklının asıl borçlu ve rehin veren hakkındaki rehinli takibinin, kefil hakkındaki ihtiyati haciz talebinin önünde bir engel oluşturmadığı değerlendirilmiştir.
İtiraz eden vekilinin konkordato istemine ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; somut olayda alacak vadesi gelmiş bir para alacağı olup ihtiyati haciz kararı İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında verildiğinden, aynı maddenin ikinci fıkrasında vadesi gelmemiş borçlar için aranan mal kaçırma ve kaçma hazırlığı gibi sübjektif unsurların ispatlanması zaten gerekli olmadığından, karşı taraf borçlunun konkordato geçici mühlet sürecine başvurmuş olmasının ve bu mühletin 19.12.2025 tarihli karar ile kaldırılmış olmasının ihtiyati haciz kararının hukuka uygunluğu üzerinde belirleyici bir etkisi bulunmadığı, konkordato sürecinde ihtiyati haciz kararlarının uygulanmayacağı fakat bu durumun ihtiyati haciz kararı verilmesine engel olmadığı, diğer taraftan, itiraz eden vekilince ileri sürülen ödeme iddialarının ve borcun miktarına ilişkin itirazların, ihtiyati hacze itiraz aşamasında değil, esas hakkındaki yargılama sırasında değerlendirilebilecek hususlardan olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati hacze itiraz eden borçlu ... yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 474,00 TL harcın bu borçludan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati hacze itiraz eden borçlu ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.