Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, araç kiralama sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit davasında, uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına girmesi nedeniyle verilen görevsizlik kararı.
Özet: Davacı tarafın araç kiralama sözleşmesinden kaynaklandığını iddia ettiği borcun bulunmadığının tespiti, davalı tarafından haksız ve kötü niyetle başlatılan icra takibinin durdurulması ile kötü niyet tazminatı talebiyle açtığı menfi tespit davasında, davalının borcun mevcudiyetini savunarak görev itirazında bulunması üzerine mahkeme, uyuşmazlığın esasen araç kiralama ilişkisinden kaynaklanan bir alacak talebi olduğuna ve 6100 sayılı HMKnın 4/1-a maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna hükmetmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/182 Esas
KARAR NO : 2026/648
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/12/2025
KARAR TARİHİ : 25/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin diğer davacı şirket adına davalı tarafla ... E-180 araç aylık 200.000,00-TL bedelle kiralanması hususunda anlaştıklarını, davalı şirket yetkilisi sonrasında müvekkillerine araçta kilometre farkı bulunduğunu iddia ettiğini, fahiş miktarda ücret talebinde bulunarak fatura gönderdiğini, müvekkillerinin herhangi bir borcu olmadığından dolayı faturayı iade ettiklerini, davalı taraf olay sonrasında araç kirası devam etmesine karşın yedek aracın yedek anahtarı bulunması nedeniyle söz konusu aracı müvekkilinin bilgisi dışında Denizli'ye gelerek müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında özel eşyaları içinde bulunan aracı almış ve İstanbul'a götürdüğünü, müvekkillerinin davalı şirkete ödemeleri gereken hiçbir borçları olmadığını, davalı tarafça araç sözleşmesi ekinde bulunan boş olan senetin davalı tarafça hukuka aykırı olarak miktar kısmını doldurarak icra takibi başlattığını, müvekkilinin hakkında kötü niyetli ve hukuka aykırı takip sonrasında müvekkillerinin davalı şirket yetkilileri adına soruşturma dosyası aldığını, müvekkillerine ait olmayan sahte senetlere dayalı başlatılan icra dosyasına dayanak senedin araç kira sözleşmesi ekinde teminat senedi olması ve sonrasında doldurulması, tarafların ticari kayıtlarında borçlu olmamaları nedeniyle müvekkillerinin borcu olmadığının tespitini, kötü niyetli ve hukuka aykırı icra takipleri sonrasında ileride telafisi güç sonuçlar doğmaması için öncelikle teminatsız olarak aksi halde uygun teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin durdurulmasını, haksız ve kötü niyetli hareket ederek müvekkilinin zarar görmesine ve zarar görmeye devam etmesine neden davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın temelinde taraflar arasında akdedilen araç kiralama sözleşmesinin yattığını, bu nedenle davanın görevli mahkemesinin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, öncelikle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, 26.08.2025 başlangıç tarihli sözleşme ile .... plakalı aracın davacıya teslim edildiğini, davacının aracı kullandığını ve sözleşmeden doğan kira bedeli, kilometre aşımı, HGS/OGS geçişleri ile sair masrafları ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, davacının borçlu olmadığı yönündeki iddialarının dosya kapsamındaki sözleşme, e-fatura ve yazışmalarla çeliştiğini, taraflar arasındaki .... yazışmalarında davacının borcunu kabul ettiğini, hesap kapatma ve kilometre hesabı yapılmasına dair ifadeler kullandığını, aracın davacının daveti üzerine teslim alındığını, takibe konu senedin boş imzalatılmadığını, aksine doğmuş borcun tasfiyesi amacıyla verildiğini, davacının menfi tespit davasında ispat yükünü yerine getiremediğini, davanın kötü niyetli olarak açıldığını belirterek öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, aksi halde davanın reddini, davacının borçlu olmadığının tespitine yönelik talebinin reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedine dayalı icra takibine karşı menfi tespit istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araç kiralama sözleşmesi kapsamında ödenmeyen faturalara ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla, mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle görev noktasında incelenmiştir. Nitekim HMK'nın 4/1-a maddesine göre; "Kiralanan taşınmazların, 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda..." Sulh Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Mülga 1086 sayılı HMUK'dan farklı olarak bu düzenlemede miktar ayrımı yapılmaksızın tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri olarak Sulh Hukuk Mahkemesi olarak gösterilmiştir.
Somut uyuşmazlık araç kiralama sözleşme ilişkisi içerisinde alacağın tahsili istemine ilişkin olup bu hususun Sulh Hukuk Mahkemesince tartışılması gerektiği gözetilerek bu hâli ile işbu dava kapsamında Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmakla (aynı yönde İBAM 55. HD. 2025/1138 Esas, 2025/817) HMK'nın 114/1-c ve HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine,
2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
4-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/06/2026
Katip ...
✍e-imzalıdır
Hakim ...
✍e-imzalıdır