İkinci Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan bozma sonrası kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, savunma hakları ihlali ve usul hataları iddialarına rağmen hukuka uygun bulunarak onanması kararı.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin önceki bir bozma kararı sonrası yeniden kurulduğu davada, sanık müdafilerinin avukat yokluğunda savunma alımı, SEGBİS ile duruşmaya katılım, tanık dinletme talebinin reddi gibi usul eksiklikleri ile delil yetersizliği ve hatalı hukuki değerlendirme iddialarına dayanarak yaptığı temyiz başvuruları incelenmiştir. Yüksek mahkeme, alt mahkemenin hırsızlık suçundan kurduğu hükümlerde hukuka aykırılık bulunmadığına kanaat getirerek, temyiz nedenlerini yerinde görmemiş ve mahkûmiyet kararlarının onanmasına karar vermiştir.

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/307 E., 2025/85 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜMLER: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ...... müdafinin temyiz isteminin, sanıkların bozması öncesindeki müdafileri hazır bulunmaksızın alınan savunmalarının hükme esas alınmasının usul yönünden hukuka aykırılık teşkil ettiğine, müşterek çocuk ...'ın dinlenmemesi sebebiyle sanığın savunma hakkı, delil ileri sürme, masum olduğunu ispatlama ve adil yargılanma haklarının ihlâl edildiğine, hırsızlığa konu olaylarda sanığın baskı-tehdit altında olaylara sürüklendiği iddialarının ispatı için müşterek çocuğun gerekirse psikolog eşliğinde tanık olarak dinlenmesi gerektiği halde tanık dinletme taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğuna, sanığın savunmalarını SEGBİS'te değil de mahkeme huzurunda yapmak istediğine ilişkin dilekçelerine rağmen, ceza hukukunda esas olan yüz yüzelik ilkesine de aykırı olarak sanığın SEGBİS ile duruşmalara alınmasının da usul yönünden hatalı olduğuna, sanığın iştirak iradesi var kabul edilip bir ceza tayin edilecekse kendisine matuf hareketlere 5237 sayılı TCK'nın 39. Maddesinde düzenlenen yardım etme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlediğine dair dosya kapsamında herhangi bir somut delil bulunmadığına, bozmadan önce alınan savunmaları dikkate alarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiğine, ikrarın tek başına yeterli olmadığına da dikkat edilerek şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, söz konusu olayın gece vakti işlendiğine dair bir olguda bulunmadığına, yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; mahkûmiyet kararları hukuka uygun bulunduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca Tavas Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.