Ticari nitelikteki OSGB sağlık ve danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik itirazın iptali davası.
Özet: Davacı, sunduğu OSGB sağlık ve danışmanlık hizmetleri karşılığında düzenlenen faturalara dayalı alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itiraz etmesi üzerine, bu itirazın iptali ve takibin devamını istemiş; davalı ise hizmetin kusurlu ifa edildiğini, fatura bedellerinin fahiş olduğunu ve yetki itirazını ileri sürmüş; ancak bilirkişi raporunda, davalının faturalara yasal süresinde itiraz etmemesi ve bu faturaları kendi kayıtlarına alması nedeniyle alacağı zımnen kabul ettiği belirtilerek, davacının ticari nitelikli hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağının sabit olduğu tespit edilmiştir.

T.C.
İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/303 EsasKARAR NO :2026/504DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:08/09/2025KARAR TARİHİ:03/07/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ticari nitelikte bir ilişki bulunduğu, taraflar arasında imzalanan OSGB Hizmet Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya sağlık ve danışmanlık hizmetlerinin eksiksiz olarak sunulduğu, bu hizmetlere ilişkin düzenlenen faturaların davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalının faturalara süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, yalnızca kısmi ödemeler yaptığı ve vadesi gelen bakiye borcu ödemediği, bu nedenle davacı tarafından .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ancak davalının hukuki dayanağı bulunmayan ve yalnızca borçtan kurtulmaya yönelik haksız itirazı nedeniyle takibin durduğu, dosyaya sunulan faturalar, cari hesap ekstresi ve taraf defter kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi halinde davalının 700.814,11 TL tutarındaki borcunun açıkça sabit olduğu, bu nedenle davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına, ayrıca haksız ve kötü niyetli itiraz sebebiyle asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başlatılan ilamsız icra takibinin yetkisiz icra dairesinde açıldığını, yetki itirazının incelenmesini, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, yalnızca OSGB hizmet sözleşmesine dayalı bir ilişki olduğu, bu nedenle cari hesap borcu iddiasının hukuken dayanaksız olduğu, davacı tarafından faturalandırılan hizmetlerin sözleşmeye uygun şekilde ve gereği gibi ifa edilmediği; özellikle risk değerlendirmesi, eğitim ve denetim gibi kritik hizmetlerde eksik ve kusurlu ifa bulunduğu, faturaların tek başına alacağın varlığını ispatlamaya elverişli olmadığı, sunulan bedellerin hizmet kapsamı ve piyasa rayiçleriyle orantısız ve fahiş olduğu, bu nedenlerle alacağın likit olmadığı, icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığı, davanın reddini; buna karşılık davacının kötü niyetli icra takibi nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas Esas sayılı icra dosyası,, bilirkişi kök raporu, bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında toplam 700.814,11TL faturadan kaynaklı alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde borca, yetkiye, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce atanan SMM bilirkişisi ...'nin hazırlamış olduğu 11/02/2026 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; taraflar 02.01.2026 günü saat 16:00’da mahkeme duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmadığından, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediğinden bu hususta inceleme yapmanın mümkün olmadığı, dosya kapsamında yapılan incelemede; taraflarını (Davacı) ... Sağlık Hizmetleri ve Danışmanlık Orğ. A.Ş. ve (Davalı) ... ... San. Tic. Ltd.Şti.’nin oluşturduğu 11.04.2023 ve 01.11.2024 tarihli 2 ayrı hizmet sözleşmesinin bulunduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan davalı ile ticari ilişkiyi gösterir cari hesap ekstresine göre takibe konu faturaların davacıya ait muavin kayıtlarında yer aldığı ve bedellerinin ödenmediği, anılan faturalara davalı tarafından TTK m.21/2’de önğörülen yasal süre içerisinde herhangi bir yazılı itirazda bulunulmadığı, fatura içeriğine ilişkin iade, ihtar veya ödeme yönünden dosyada herhangi bir belgeye rastlanmadığı, dosyaya celp edilen Karşılaştırmalı Alış Satış Analiz Raporları incelendiğinde; davacı tarafından davalıya 2024 yılında 12 belge karşılığında KDV hariç 911.613,14 TL tutarında faturanın düzenlenmiş olduğu, 2025 yılında ise 3 belge karşılığında KDV hariç 248.424,47 TL tutarında faturanın düzenlenmiş olduğu ve ayrıca bu faturaların tamamının davalı tarafından kayıtlarına alınarak bildirimde bulunduğu, bu haliyle fatura içeriğinin davalı tarafından zımnen kabul edilmiş sayılması gerektiği, netice itibariyle; davacı tarafından takibe dayanak gösterilen faturalar, dosya kapsamında yer alan vergi dairesinden gelen cevabi yazı, sözleşme ve sunulan cari hesap ekstresinden taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, yapılan incelemeler sonucunda davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, buna göre davacının davalıdan 635.556,39 TL asıl alacak ve 63.542,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 699.098,75 TL olabileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 10/06/2026 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda özetle; davacının 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, söz konusu defterlerin delil niteliğini haiz olduğu ve davacı tarafça sunulan ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 635.556,59 TL alacaklı durumda bulunduğu, mahkememizce davalı tarafa ticari defter ve belgelerin sunulması için iki haftalık kesin süre verilmiş olmasına rağmen, davalı tarafından ticari defter ve belgelerin dosyaya sunulmadığı, bu hususa ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, netice itibarıyla, kök raporda varılan kanaatte herhanği bir değişikliğe gidilmediği; davacı tarafından takibe dayanak gösterilen faturalar, dosya kapsamında yer alan vergi dairesinden ğelen cevabi yazı, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve sunulan cari hesap ekstresi birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, yapılan incelemeler sonucunda davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dâhilinde düzenlendiği, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve fatura içeriklerinin davalının bilgisi dâhilinde olduğu, buna göre davacının davalıdan 635.556,39 TL asıl alacak ve 63.542,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 699.098,75 TL alacaklı olabileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇEDava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve ticari ilişki ve sözleşme sebebi ile HMK 17 gereği yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.Uyuşmazlık, taraflar arasında taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki sağlık ve danışmanlık hizmet sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden toplam 635.556,39 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve davalının, davacıya toplamda 635.556,39-TL tutarında asıl alacak ve 63.542,36-TL işlemiş faiz (taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3 maddesine göre 15 gün içerisinde ödenmesi, aksi halde %5 gecikme faizi dikkate alınarak )yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: %99,75 )HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davanın kısmen Kabulü ile; davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 635.556,39TL asıl alacak ve 63.542,36TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 699.098,75TL üzerinden takip talebindeki şartlarda kaldığı yerden DEVAMINA,2) Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 127.111,27TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 47.755,43-TL nispi karar harcından yatırılan 8.464,09TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 39.291,34TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00TL'nin 4.588,50TL sinin davalıdan, 11,50TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,5-Davacı tarafça yatırılan 8.464,09TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 110.864,81TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 9.107,90TL yargılama giderinin kabul oranına göre 9.085,13TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına,8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 1.715,36TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa resen iadesine,Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.03/07/2026 Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır