Ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan fatura bazlı alacağın tahsili için açılan itirazın iptali davasında, bilirkişi raporuyla alacağın sabit görüldüğü mahkeme kararı.
Özet: Bu dava, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılmış olup, elektronik ödeme kartı hizmeti karşılığı kesilen faturaların ödenmemesi nedeniyle davacı icra takibi başlatırken, davalı borcu ve geçerli bir sözleşmenin varlığını inkar etmiştir; yapılan bilirkişi incelemesinde ise davacının defter kayıtları ve taraflar arasındaki uzun süreli ticari ilişki doğrultusunda, faturalara süresinde itiraz edilmemesi ve hizmetlerin teslim edildiğinin kabulüyle davacının davalıdan 54.066,69 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2025/922 Esas
KARAR NO:2026/617
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/12/2025
KARAR TARİHİ:06/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Kart Satış Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından üye kuruluşlar vasıtası ile müşteri şirket personeline elektronik ödeme kartı ile yemek yeme ve akaryakıt alma olanağı sağladığı sistemin hizmet ve bu hizmetin bedelinin ödenmesine ilişkin şartların iş bu sözleşmelerin konusunu oluşturduğunu, davanın konusunu oluşturan alacağın sözleşmeden doğan alacaklara ilişkin kesilmiş faturalardan kaynaklandığını, müvekkili şirketin tüm sözlü ve yazılı uyarılarına rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin tamamlandığını, davalı şirketin borcu olmadığına dair beyanlarının kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki iddia ve beyanlarını ispat ile mükellef olup delillerini sunması gerektiği halde dava dilekçesi içinde davaya konu somut olayı ve taleplerini ispatlayan yeterli belge veya evrakların sunulmadığını, davacının bundan sonra delil listesi sunmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, takibe konu çek içeriğinden dolayı müvekkilinin davacı tarafa hiçbir borcunun mevcut olmadığını, davacının talep ettiği faizin fahiş olduğunu, faiz başlangıç tarihinin neye göre saptandığının, hangi tarihler arası faiz işletildiğinin açıklanmadığını, bu itibarla hangi dönemi kapsadığı belli olmayan işlemiş ve işleyecek faize itiraz edildiğini, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, davacının dava dilekçesinde faturalar sebebiyle müvekkili şirketten alacağı olduğunun iddia ettiğini, faturanın bir alacağın varlığını ispat etmekte tek başına yeterli bir delil olmadığını, davacı tarafça Kart Satış Sözleşmesi imzalandığı ifade edildiğini ancak davacı tarafça herhangi bir geçerli sözleşme veya şirket yetkililerine ait imzayı taşıyan belge ibraz edilmediğini, taraflar arasında sözlü veya yazılı bir sözleşme kurulmadığını, taraflar arasında borç doğuracak bir ilişki kurulmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 54.066,69-TL asıl alacak olmak üzere toplam 54.066,69-TL borcun ödenmesi amacıyla 29/11/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 04/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 03/12/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Mali müşavir bilirkişi ...'in 21/05/2026 tarihli raporunda özetle; davacı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2024 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı tarafça yasal defter ve dayanak belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden dava konusu olaylar yönünden davalı tarafa ait yasal defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, alacak konusu faturaların davacı tarafından ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının yasal defter kayıtlarını yansıtan cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere taraflar arasında uzun yıllardır süregelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, tarafların bildirimlerin birbirini doğruladığı, dava dosyasında mevcut alacak konusu faturaların GİB tarafından davacı ve davalı şirkete ait Ba-Bs Formlarında bildirildiği, dava dosyası kapsamında, davacı tarafından düzenlenen faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, faturaların dijital ortamda davalı tarafa gönderildiği, davalı tarafından yalnızca 38.268,31 TL’lik kısım yönünden talep nosu belirtilerek iade faturası düzenlendiği birlikte değerlendirildiğinde; alacak konusu faturalar ile fatura muhteviyatı hizmetlerin davalı tarafa teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan 54.066,70 TL alacaklı olduğu, davacının talep edebileceği alacak miktarının 54.066,69 TL olduğu davacı tarafın inkâr tazminatı taleplerinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLER:
-.... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyası,
-Bilirkişi raporu,
-Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünden ve Gelir İdaresi Başkanlığından gelen müzekkere cevapları,
-Tarafların beyan ve dilekçeleri
-Tüm dosya kapsamı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, sözleşmeden kaynaklanan açık cari hesaba dayalı alacak nedeniyle başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın, kartlı ödeme sistemine dair hizmet sözleşmesi kapsamında davalının davacıya borcu bulunup bulunmadığı, davalının yemek kartı hizmetinden yararlanıp yararlanmadığı, miktarsal olarak ne kadar yararlandığı ve bu kapsamda başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. Maddesi ile mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğine karar verilmiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır.
Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Taraflar arasında kartlı ödeme sistemine dair sözleşme bulunmaktadır. Davalı yan sözleşmenin yetkililerce imza edilmediğini, borcu bulunmadığını, salt faturanın ispata elverişli olmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme inkar edilse uzun yıllara dayalı ticari ilişkinin davacı defterlerinden ve yazışmalardan görüldüğü, davalının dönemsel ödemelerinin davacı defterlerine yansıdığı, tarafların ba/bs bildirimlerinin birbirini doğruladığı, faturaların sözleşmeye uygun düzenlendiği, davalının usulüne uygun ihtarata rağmen defterlerini mazeretsiz şekilde sunmayarak karşı yan davacı defterlerinin hükme esas alınabilmesinin önünü açtığı, nitekim davalının, karşılıklı şekilde incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken defterlerini sunmayarak davacının usulüne uygun tuttuğu defterlerinin delil değerini ortadan kaldıramayacağı, kartlı ödeme hizmetine dair sözleşmenin yasal veya sözleşmesel şekil şartının bulunmadığı, şifahi kurulsa dahi geçerli olduğu, bu nedenlerle sözleşmedeki yetki ve imza yönünden araştırma yapılmasına gerek olmadığı, yazılı ve geçerli bir sözleşme bulunmasa dahi ihtara rağmen defterlerini sunmayan davalı karşısında davacının kendi içerisinde tutarlı defterlerindeki kayıtlara itibar edilerek alacağın varlığı ve miktarının ispatlandığının kabulü gerektiği anlaşılmış, davanın kabulüne karar verilerek takipteki asıl alacağa ilişkin itirazın iptali gerekmiştir.
İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu edilen asıl alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptali ile takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarla takibin aynen devamına,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 10.813,33 -TL'nın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine
3-Alınması gereken 3.693,30-TL harcın, peşin alınan 653,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.040,30-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı ve 653,00-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.268,40-TL harç bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.145,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.06/07/2026
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza