İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, marka ihlali iddialarıyla açılan tasarım hükümsüzlüğü davasında alınan ihtiyati tedbir kararına davalı vekilinin yaptığı itirazın incelenmesi.
Özet: Bir fikri ve sınai haklar mahkemesi, marka sahibi davacının uzun yıllardır kullandığı ve tanınmış markalarıyla iltibas oluşturduğunu, ayrıca yenilik vasfına sahip olmadığını ileri sürdüğü davalıya ait ambalaj tasarımının üçüncü kişilere devrinin dava sonuna kadar engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebini, tasarımın geçerliliğini koruduğu ve yargılamanın uzamaması için tedbirin yerinde olduğu gerekçesiyle reddetmiş; davalı vekili ise bu ret kararına karşı, ihtiyati tedbirin kanuni şartlarının oluşmadığını, mülkiyet hakkını kısıtlamada ölçüsüz olduğunu ve eksik incelemeyle verildiğini iddia ederek istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/692 KARAR NO : 2026/1198T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 30.03.2026NUMARASI : 2025/187 E.TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbire İtirazKARAR TARİHİ : 03.07.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 03.07.2026 İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 30.03.2026 tarih 2025/187 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, müvekkili şirketin "..." , "...." ve "...." ibarelerini içeren seri markalarının, 1987 yılından bu yana Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edildiğini, uzun yıllardan itibaren bu markaların kesintisiz ve yoğun bir şekilde kullanıldığını, "...." markasının tanınmış marka olduğunu, davalı şirketin 2018/01971 tescil numaralı ambalaj deseni tasarımı ile müvekkilinin marka hukukuna dayanan haklarını ihlal ettiğini, davalının bu tasarımı bir ürün ambalajı üzerinde kullanılmak üzere tescil ettirdiğini, davalının tasarımın sağ alt bölümünde “....” ibaresine yer vererek, Türkçe karşılığı “....” olan ve 30. sınıfta yer alan ürün için söz konusu ambalaj tasarımının hazırlandığını açıkça ortaya koyduğunu, tasarımın üzerinde yer alan 2020/96303 tescil numaralı “....” markasının taraflar arasında Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/410 E. ve 2025/398 K. sayılı kararı ile hükümsüzlük yargılamasına konu olduğunu, tasarımın hizmet ettiği “...” emtiasını içeren sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verildiğini, hal böyle iken .... ibaresinin müvekkili markaları ile iltibas oluşturduğu hususunun Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi 2022/410 E. ve 2025/398 K. sayılı kararı ile sabit olduğunu, davalının 2018/01971 tescil numaralı dava konusu tasarımının “yenilik” şartını haiz olmadığını, davalı adına 2018/01971 tescil numarasıyla 21.03.2018 tarihinde başvurusu yapılan ambalaj tasarımının, 15.01.2017 tarihinde ve hatta daha önce kamuya sunulmuş ve fiilen kullanılmış olduğunu iddia ederek, davalı adına tescilli 2018/01971 numaralı “....” konulu tasarımın hükümsüz kılınmasına, hükümsüzlüğe karar verilmesiyle birlikte dava konusu tasarımın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki sicilden terkinine, davalı tasarımının Türk Patent sicilinde üçüncü kişilere devri, kısmen devri, lisanslanması, rehni, intikali, unvan ve adres değişikliği de dâhil olmak üzere tescil hakkının kullanımını, devrini veya hukuki statüsünü değiştiren her türlü sicil işleminin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 11.12.2025 tarihli tensip tutanağının 15 nolu bendi ile, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile. dava konusu 2018/01971 tescil numaralı tasarımın belgesinin davalı adına tescilli ise dava sonuçlanıncaya kadar 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. Aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen davalı vekili 29.12.2025 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, 30.03.2026 tarihli ara karar ile, davaya konu 2018/01971 numaralı tasarımın geçerliliğini koruduğu, hukuki korumasının devam ettiği, dava devam ettiği sürece tasarım üzerinde devri engeller tedbir kararının olmaması durumunda tasarımın iyi niyetli üçüncü kişilere devri söz konusu olabileceği, bu durumun da yargılamanın uzamasına, tarafın değişmesi gibi durumlara sebep olacağı, usul ekonomisi gözetilmek suretiyle davaya konu edilen tasarımın davanın esasına ilişkin talep olması nedenleriyle tedbir kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalının tedbire itirazının reddine karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, somut olayda HMK Md.391 çerçevesinde ihtiyati tedbirin şartlarının oluşmadığını, sınai haklara ilişkin bir hükümsüzlük davasında, bir tasarımın dünya çapında mutlak yeniliğini yitirip yitirmediğinin, görsellerin manipülasyona açıklığı ve tarihlerinin sıhhati dikkate alındığında, ancak uzman raporuyla netleşebilecek bir husus olduğunu, hak sahipliği tartışmasının bu denli yoğun olduğu bir dosyada, mülkiyet hakkını kısıtlayan bir tedbir tesisinin, ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece ..... ibaresi üzerindeki tarihsel süreç, hak sahipliği ve müktesep hak tartışmaları değerlendirilmeden eksik ve gerekçesiz değerlendirme yapıldığını, ihtiyati tedbirin ölçülülüğü ve ekonomik veriler yeterince incelenmeden tedbir kararı verildiğini, müvekkili şirketin 1998 ve öncesinden gelen tescillere sahipken, davacı şirketin 2020 yılında yaptığı bir başvuruya dayanarak 2018 tarihli bir tasarımı durdurmaya çalıştığını, mahkemece usul ekonomisi gerekçesine dayanarak davanın esasına etkili olacak nitelikte bir değerlendirme yapıldığını, ancak bu değerlendirmenin somut, teknik ve denetime elverişli gerekçelerle desteklenmediği, verilen kararın HMK’nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını gösterdiğini, davacı tarafın “....” ibaresi üzerindeki iddiasının, müvekkili şirketin köklü ve kesintisiz kullanımına rağmen sonradan geliştirilen bir marka stratejisinin ürünü olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbire itirazın reddine dair ara kararın kaldırılması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bu iki husus ihtiyati tedbirin temel şartını oluşturur. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkında iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Her dava tarafları arasında hüküm ifade eder ve yargılama sonucunda dava taraflarına hak ve vecibeler yüklenir. Bu çerçevede, ihtiyati tedbir kararı da ancak uyuşmazlığın tarafları hakkında verilebilir. Davanın tarafı olmayan üçüncü kişileri etkileyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ilke olarak mümkün değildir. Bu açıklamalar ışığında eldeki davaya konu uyuşmazlıkta, Yerel Mahkemece verilen tedbir kararı yerinde olup, istinaf eden tarafın itiraz nedenleri yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 474,00 TL harcın ihtiyati tedbire itiraz eden davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.