Yargıtay 4. Ceza Dairesi, milletvekiline söylenen sözlerin hakaret oluşturmadığı veya kamu görevi nedeniyle ceza tayinindeki hatayı vurgulayarak istinafın onama kararını bozdu.
Özet: Yüksek Mahkeme, hakaret suçundan verilen mahkûmiyet kararını onayan bölge adliye mahkemesi kararını bozmuştur; zira suça konu ifadelerin muhatabın onur ve saygınlığını zedeleyici boyutta olmayıp, olayın bağlamında nezaket dışı ve kaba eleştiri niteliğinde olduğunu, bu nedenle hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığını belirtmiş; ayrıca, kabule göre dahi, kamu görevlisi sıfatına yönelik olması nedeniyle nitelikli hal hükmünün uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1899 E., 2024/35 K.SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; temyiz başvurusu suç vasfına yönelik olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine dair 22.01.2024 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilip, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durum bulunmadığından, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİCumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; milletvekili ve Meclis idare amiri olarak görev yapan katılana, Mecliste yaşanan bir olay nedeniyle suça konu hakaret içeren sözlerin söylenmesi karşısında, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a-4 maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken yanlış vasıflandırma ile eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir. III. GEREKÇECumhuriyet savcısının belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;1.Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi zorunludur. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması, ayrıca sanığın suça konu sözlerinden dolayı cezalandırılmasının demokratik toplum düzeninin icaplarından olması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; suça konu ifadelerin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, olayın gelişimi ve söylendiği bağlam uyarınca eleştiri biçiminde nezaket dışı ve kaba söz niteliğinde olduğu, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,2.Kabule göre de; iddianame konusu sözlerin katılanın yürüttüğü kamu görevi sebebiyle söylenmesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesi kapsamında ceza tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, aynı Kanun'un 304. maddesi uyarınca ... Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2026 tarihinde karar verildi.