Otel ile çevrimiçi rezervasyon platformu arasındaki ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen konaklama hizmeti faturalarına yapılan itirazın iptali davası.
Özet: Bu, çevrimiçi otel rezervasyon platformu aracılığıyla sağlanan konaklama hizmetleri karşılığında düzenlenen faturaların ödenmemesi üzerine davacı tarafından başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali davasıdır. Davacı, faturalara süresinde itiraz edilmeyerek borcun kabul edildiğini iddia ederken; davalı, hizmetin tam ve eksiksiz ifa edildiğinin kanıtlanmadığını, faturaya itirazsızlığın hizmetin yerine getirildiğini göstermeyeceğini ve kendisinin de davacıdan alacakları bulunduğunu savunmaktadır. Bilirkişi raporu, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu ve dava konusu faturaların bu defterlerde kayıtlı olduğunu ortaya koymuştur.

T.C.
İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/419 EsasKARAR NO :2026/416DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:20/06/2025KARAR TARİHİ:19/06/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı arasında yapılan sözleşmenin, ... nin çevrimiçi otel rezervasyonları kapsamında aracılık yapmasına, Tesis'e kullanıcı adı ve şifresi tahsis ederek platform erişimi sağlamasına, müşterilerin ... aracılığıyla konaklama hizmeti satın alabilmesine ilişkin olduğunu, sözleşmede ...'nin Türk Borçlar Kanunu kapsamında simsar olarak belirlendiğini, davacının bu kapsamda verdiği konaklama hizmetleri karşılığında faturalar düzenleyip davalıya ilettiğini, ancak davalının bu faturaları ödemediğini, faturaların tarafların ticari defterlerine kaydedildiğini, bu kayıtların incelenmesiyle durumun sabit olduğunun görüleceğini, ödenmeyen fatura bedelleri için .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının borcunu ödememek amacıyla ki niyetli şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu nedenle ın tahsil edilemediğini, dava şartı gereği yapılan arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, buna ilişkin tutanağın dosyaya sunulduğunu, davalının TTK'nın 21/2. maddesinde belirtilen sekiz günlük süre içinde faturaya itiraz etmediğini, bu nedenle fatura içeriğini kabul etmiş sayıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da icra takibine yapılan itiraz sonrası alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunduğunun belirtildiğini, tüm bu nedenlerle itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, www.....com alan adlı internet sitesinin sahibi olduğunu, davacı şirketin işlettiği “...” adlı otelin odalarının bu site üzerinden satışı için taraflar arasında çevrimiçi olarak sözleşme yapıldığını, sözleşmede komisyon oranları ve şartlarının belirlendiğini, davacının hizmeti tam ve eksiksiz olarak verdiğini kanıtlayamadığını, faturaya süresinde itiraz edilmemesinin hizmetin ifa edildiği anlamına gelmeyeceğini, Yargıtay kararları uyarınca fatura tebliği ve itirazsız kalmanın yalnızca bedel ve miktar yönünden kabul anlamı taşıdığını, hizmetin verildiğinin ayrıca ispatı gerektiğini, bu ispat yükünün davacıda bulunduğunu, davacının buna ilişkin hiçbir somut delil sunmadığını, öte yandan davalı şirketin davacıdan doğan komisyon ve fatura alacaklarının bulunduğunu, bu alacaklar yönünden takas-mahsup taleplerinin olduğunu, yapılacak ticari defter incelemesiyle bu alacakların sabit olacağını, bu nedenlerle davanın haksız olduğunu, reddi gerektiğini, ayrıca davacının kötü niyetli olarak dava açtığından %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER: .... İcra Dairesine ait 2025/... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk tutanağı, Faturalar, BA/BS formları, Bilirkişi raporu, Bilirkişi ek raporu ve tüm dosya kapsamı.Serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre; Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen konaklama hizmeti karşılığında düzenlenen faturalardan doğan toplam 141.357,97 TL tutarındaki alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı defterlerini, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2024 yılı Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve 2024 yılı Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmış olduğu 2025 yılı ticari defterleri ile ilgili olarak, davacının 2025 yılında E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, E-Defter uygulamasında yalnız Envanter Defterinin noter tasdikine tabi olduğu, davacının 2025 yılı Envanter defterinin açılış tasdikini yasal süresi içerisinde yaptırmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davacının 2024, 2025 yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfi Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 30.09.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 97.064,00 TL tutarlı; 22.10.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 18.000,00 TL tutarlı; 27.11.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 10.045,01 TL tutarlı ve 27.11.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 16.248,96 TL tutarlı faturaların 100 hesap kodu altında kaydedildiği, bu kayıt yöntemi nedeniyle söz konusu faturalar, davalıdan tahsil edilmiş gibi muhasebeleştirilmiş; böylece davalıya ilişkin borç-alacak hareketlerinin cari hesap sistemi üzerinden izlenmesi mümkün olmadığı, davalı şirket adına tutulan muavin defter kayıtları incelendiğinde ise, 320 Satıcılar hesabında davalıya ait herhangi bir borç veya alacak bakiyesinin bulunmadığı, hesap hareketlerinin dönem içinde karşılıklı olarak kapanmış olduğu görüldüğü, bu kapsamda yapılan değerlendirme sonucunda, faturaların 100 Kasa hesabına kaydedilmiş olması nedeniyle davalının tüm bu faturaları nakden ödemiş gibi dolayısıyla davacının takip tarihi (18.03.2025) itibariyle davalıdan borç- alacak bakivesinin bulunmadığı, davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davalının 2024, 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davalı 2024, 2025 yılında E- Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı yan tarafından davalı adına düzenlenen 30.09.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 97.064,00 TL tutarlı 22.10.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama — Ücreti” açıklamalı 18.000,00 TL tutarlı, 27.11.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 10.045,01 TL tutarlı ve 27.11.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 16.248,96 TL tutarlı faturaların 120 hesap kodu altında kayda alındığı, bu işlemler neticesinde davalının takip tarihi (18.03.2025) itibariyle davacı yana 83.784,48 TL ri hesap bakiye borçlu olduğu, 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların içerikleri incelendiğinde, tamamının "Konaklama Bedeli” ne ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21 maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alınmış, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaların hiçbirine, TTK m.21/2'de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlanmakla, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtamame veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davacı ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalı bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı ve davalı tarafın ticari defterleri birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından düzenlenen 30.09.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 97.064,00 TL tutarlı, 22.10.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 18.000,00 TL tutarlı, 27.11.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 10.045,01 TL tutarlı ve 27.11.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 16.248,96 TL tutarlı faturaların davacı kayıtlarında cari hesap yerine 100 Kasa hesabına kaydedildiği, bu nedenle söz konusu faturaların nakden tahsil edilmiş gibi muhasebeleştirildiği ve davalıya ilişkin borçmalacak hareketlerinin cari hesap sistemi üzerinden izlenemediği, bu kayıt yöntemi sebebiyle davacı defterlerinde 18.03.2025 tarihi itibarıyla söz konusu faturalara dayalı herhangi bir borç-alacak bakiyesinin oluşmadığı anlaşıldığı, öte yandan, aynı faturalar davalı tarafın ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında borçlu olarak yer almakta olup, davalı kayıtlarına göre 18.03.2025 takip tarihi itibarıyla davalı şirketin davacıya 83.784,48 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu görüldüğü, Mahkemenizin davalının ticari defter ve kayıtlarını esas alması durumunda, söz konusu faturalar yönünden davalı şirketin davacı tarafa 83.784,48 TL asıl, 9.042,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 92.826,89 TL borçlu olduğunun görüş ve kanaatine varılmıştır.Serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi ek raporuna göre; Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen konaklama hizmeti karşılığında düzenlenen faturalardan doğan toplam 141.357,97 TL tutarındaki alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Bu kerre Sayın Mahkemenin ara kararında belirtildiği üzere, davacının talebi kabul edilmesi halinde/olasılığında; davacının .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takibe konu; 4 adet toplam 141.357,97 TL tutarlı faturadan kaynaklı davalı yandan takip tarihi (18.03.2025) itibariyle 141.357,97 TL alacaklı olduğu kabul edileceği, buna karşılık davalı yan kendi ticari defterlerinde, takip tarihi (18.03.2025) itibariyle davacı yana 83.784,48 TL cari hesap bakiye borçlu olduğu, buna göre taraflar arasında (141.357,97 TL - 83.784,48 TL=) 57.573,49 TL tutarında cari hesap farklılığı bulunduğu, ancak davacı taraf kendi kayıtlarında düzenlemiş olduğu faturaları 100 kasa hesabından tahsil edilmiş gibi gösterdiğinden cari hesap anlamında bir düzen bulunmadığı, dolayısıyla cari hesap farklılığı üzerinde durulmasının mümkün olmadığı, davalı tarafın cari hesap ekstresi ve dosya kapsamındaki belgeler birlikte değerlendirildiğinde; 04.11.2024 tarihinde 50.000,00 TL tutarında bir ödemenin yapıldığı ve bu ödemeye ilişkin .... Bankası'na ait banka dekontunun ibraz edildiği, ancak söz konusu ödemenin herhangi bir faturaya açıkça atfedilmediği, yani fatura bazlı bir ödeme niteliği taşımadığı, ayrıca takibe konu edilen 27.11.2024 tarihli iki adet faturanın bu ödeme tarihinden sonra düzenlenmiş olduğu, bununla birlikte davalı tarafça ödeme sonrasında da davacı adına yeni faturalar tanzim edildiği, bu çerçevede davalı tarafın 2024 hesap dönemini davacıya 88.813,50 TL borçlu bakiye ile kapattığı tespit edildiği, bu veriler ışığında, 04.11.2024 tarihli 50.000,00 TL tutarındaki ödemenin, takibe konu edilen faturalarla doğrudan ilişkilendirilemediği, ödeme tarihinin söz konusu faturalardan önceye denk geldiği ve ödemenin cari hesap kapsamında, takibe konu faturalar dışındaki işlemlerden doğan borçlara karşılık yapıldığı, Mahkememiz ara kararı doğrultusunda, davacının talebi kabul edilmesi halinde olasılığında, davacının .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı takibe konu; 4 adet faturadan kaynaklı toplam 141.357,97 TL tutarında alacaklı olduğunun kabulüyle, TTK 1530. maddesi gereğince her bir fatura tarihine 30 gün ilave edilerek belirlenen temerrüt tarihleri ile takip tarihi arası davacının takibe konu 4 adet faturadan kaynaklı toplamda 18.195,51 + 2.787,29 + 1.057,00 + 1.709,81 = 23.749,61 TL talep edebileceği,Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, Mahkemenizin davalının ticari defter ve kayıtlarını esas alması durumunda, söz konusu faturalar yönünden davalı şirketin davacı tarafa 83.784,48 TL asıl, 9.042,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 92.826,89 TL borçlu olduğu, ikinci bir seçenek olarak Sayın Mahkemenin 23.01.2026 tarihli duruşma tutanağı gereğince davacının takibe konu 4 adet faturadan kaynaklı davalı yandan takip tarihi (18.03.2025) itibariyle 141.357,97 TL alacaklı olduğu kabul edilmesi halinde, işlemiş faiz olarak 23.749,61 TL hesap edildiği, davacının genel toplamda 165.107,58 TL alacaklı olacağının görüş ve kanaatine varılmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği konaklama hizmetine ilişkin düzenlenen fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı taraf , davalı ile imzalanan simsar olduğu sözleşme gereği işletiminde olduğu otellerde 3. Kişilere konaklama hizmeti sunduğunu ,davalı adına fatura tanzim edildiğini fakat davalının faturaları ödemediğini iddia etmiş davalı taraf faturanın tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olmasının alacağı ispatlamadığını hizmetin tam ve eksiksiz olarak verildiğinin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. TTK'nın 21/2. Maddesine göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delille ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddesine bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilen fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Hal böyle olunca tarafların mahkeme ara kararına uygun çağrıya göre ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme önem arz eder. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Taraflara ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafın ticari defterlerinin yasal olarak usulüne uygun olarak tutulduğu fakat takibe konu faturaların davalıdan tahsil edilmiş gibi muhasebeleştirilmiş olduğu , davacının defterlerine itibar edilmesinin mümkün olmadığı , davacının dava dilekçesinde delil olarak yemin deliline de dayanmadığı, Davalının ticari defterlerinde ise davacı tarafından davalı adına düzenlenen 30.09.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 97.064,00 TL tutarlı 22.10.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 18.000,00 TL tutarlı, 27.11.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 10.045,01 TL tutarlı ve 27.11.2024 tarihli ... numaralı “Konaklama Ücreti” açıklamalı 16.248,96 TL tutarlı faturaların 120 hesap kodu altında kayda alındığı, takibe konu edilen faturalar nedeniyle davalının takip tarihi (18.03.2025) itibariyle davacı yana 83.784,48 TL borçlu göründüğü, davacı tarafça takibe konu edilen faturanın davalı tarafça ticari defterlerinde kayıt altına alındığı 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, usulüne uygun tutulan davalı ticari defterlerindeki kayıtların HMK 222 de düzenlenen diğer şartlarla birlikte değerlendirildiğinde davalı aleyhine kesin delil niteliğinde olduğu, davalının defterlerinde kayıtlı olan fatura borçlarının tamamını ifa ettiğine yönelik delil sunamadığı bu minvalde davacının takibe konu ettiği faturalardan dolayı davalının ticari defterlerine göre 83.738,48-TL alacaklı olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. (İstanbul BAM 45 HD 2021/1003 Esas- 2024/1149 Karar) Her ne kadar davacı taraf takipte takip öncesi işlemiş faiz alacağını talep etmişse de :6098 Sayılı TBK nın 117. madde hükmünce muaccel bir alacağın borçlusu alacaklının yöntemine uygun ihtarıyla temerrüte düşer. Vadenin kesin olarak kararlaştırıldığı veya saklı tutulan bir hakka dayanarak iki taraftan birinin usulen ihbarda bulunarak kesin vadeyi tesbit ettiği hallerde sadece bu günün geçmesiyle borçlu temerrüte düşmüş olur. Buna göre bir alacağa temerrüt faizi uygulanabilmesi için alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp alacaklının miktar da belirterek ödeme talebini içeren ihtarıyla borçlunun temerrüte düşürülmesi ya da sözleşmede kesin vadenin kararlaştırılmış ya da saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan birisinin usulen bir ihbarıyla kesin vadenin tayin edilebilir olması zorunludur. Aksi halde bir tacir ancak TTK 18/ 3'üncü maddeye uygun şekilde temerrüte düşürülebilir .Taraflar arasındaki 03.05.2024 tarihli sözleşmenin incelenmesinde 5.3 ile 6.4 maddelerinde sözleşmeden kaynaklı ödemlere ilişkin düzenlemeler bulunmaktaysa da davacının temerrüt faizine ilişkin her hangi bir hüküm yer almadığı , sadace davalının komisyon alacağının vadesini belirlediği, Vadesi belli olan bir borç karşı raraftan talep edilebilir bir duruma gelmekte olup ayrıca temerrüt faizi talep edilebilmenin koşulu ya sözleşmede " ödeme yapılmaması halinde hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın davalının temerrüde düşeceği kararlaştırılmış" olmalı yada temerrüde düşürülmelidir. Taraflar arasındaki sözleşmede temerrüt olgusu kararlaştırılmadığından ve takipten önde davalıda temerrüde düşürülmediğinden faiz alacağına yönelik talep red edilmiştir. Alacağın faturaya dayandırıldığı ve likit olduğu mahkememizce değerlendirilerek davacı lehine kabul edilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Her nekadar kısa kararda red edilen miktar yönünden kötü niyet tazminatı talebi değerlendirilmemişse de gerekçe yazım aşamasında bu husus fark edilmekle : İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Buna göre borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması gerektiği, davacının icra takibinde kısmen haksız olmasının, icra takibinin salt bu nedenle kötüniyetle başlatıldığının kabulüne yeterli olmadığı, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre kötüniyet tazminatına ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, davanın kısmen kabulü ile, itirazın iptaline, takibin 83.784,48-TL asıl alacak yönünden devamına fazlaya ilişkin talebin reddine , davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 83.784,48-TL asıl alacak yönünden yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki hal ve şartlar üzerinde devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,b) Alacak likit ve belirli ve belirli olmakla asıl alacak %20 oranındaki 16.756,89-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacaya verilmesine,c) Red edilen miktar bakımından şartları oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken 5.723,32-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 3.687,37-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.035,95-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin 2.815,04-TL'sinin davacıdan, 1.784,96-TL'sinin davalıdan alınarak alınarak hazineye gelir kaydına,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan, 615,40-TL başvurma harcı, 3.687,37-TL peşin harcı olmak üzere toplam 4.302,77-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından yapılan, 11.000,00-TL bilirkişi ücreti, 180,00-TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 11.180,00-TL yargılama giderinin kabul ret oranı dikkate alınarak 4.338,24-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı tarafın üzerinde bırakılmasına,8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı tarafça yatırılan gider avansının harcanmayan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa re'sen iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 19/06/2026Katip ...e-imza* Hakim ...e-imza*