Özelleştirilen şirketin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle yüklenicinin mahrum kaldığı kar kaybı ve zararların tazmini istemli dava.
Özet: Davacı, davalı tarafından özelleşme sonrası ek sözleşmelerle devam ettirilerek kendisinde işin tamamlanacağına dair haklı bir güven oluşturulan ve büyük ölçüde tamamlanan sözleşmenin, kendi kusuru olmaksızın haksız ve hakkın kötüye kullanılması şeklinde feshedildiğini savunarak, sözleşmenin devamına dair oluşan güvenin ihlali ile mahrum kaldığı karların ve uğradığı zararların tazminini talep etmektedir.

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ :
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLLERİ : Av.
DAVA : Tazminat
B.A.M. KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresinde taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirketin 01/09/2010 tarihi öncesinde bir kamu iktisadi teşebbüsü olup, 01/09/2010 tarihi itibari ile özelleştirilmesi tamamlanarak....... bünyesinde hizmetlerine başlanıldığını, müvekkilinin davalı şirket tarafından 21/12/2009 tarihinde yapılan ........ ihale kayıt nolu "......." ihalesine katıldığını, verilen teklifin davalı tarafından uygun bulunarak taraflar arasında 24/02/2010 tarihli sözleşme imzalandığını, ihalenin yapıldığı tarih olan 21/12/2009 tarihi ve sözleşmenin imzalanması tarihi olan 24/02/2010 tarihi itibariyle .....'ın kamu kuruluşu olduğunu, sözleşmenin adının ............. Sözleşmesi olup, bedelinin 3.847.488,00.-TL olduğunu, sözleşmenin ifa yerinin ............ İlçesi, sözleşmenin süresinin işe fiili başlama tarihinden itibaren 24 ay olduğunu, davalı tarafından özelleştirme nedeniyle sözleşmenin tasfiyesinin yapılmayıp, asıl sözleşmenin ifasına devam edildiğini, neticede ek sözleşmeler imzalanarak özelleştirme sonrası makul süre içerisinde sözleşmenin feshedilmeyerek asıl sözleşmenin devam ettirilmesi, özelleştirme sonrası 12 ay süreyle hak ediş ödemesi yapılması karşısında müvekkilinin de işin devamı ve haklı bir güven inancı oluşturulduğunu, ...'ın kendi bünyesinde istihkak raporu hakkında düzenlenen 14/09/2011 tarih ve 712-1079 sayılı olur incelendiğinde ana iş tutarının 3.847.488,00.-TL, ek işlerle birlikte toplam tutarının 4.300.428,00.-TL olup, müvekkili tarafından tamamlanan toplam işin 3.162.632,49.-TL’sı ve neticede yapılan işin yüzdesinin %82,20 olduğunun görüldüğünü, davalı tarafından sözleşmenin tasfiyesi/feshi hakkının kullanımının haksız olduğunu, hakkın kötüye kullanılması şeklinde tecelli ettiğinin açıkça anlaşıldığını, ...'ın kendi bünyesinde istihkak raporu incelendiğinde ana iş tutarının 2.716.992,00.-TL, ek işlerle birlikte toplam 2.948.879,00.-TL yapılan toplam işin 2.043.144,28 TL olup neticede yapılan işin yüzdesinin %69.285 olduğunun görüldüğünü, tüm hakediş raporları incelendiğinde müvekkilinin sözleşmeler kapsamında verilen tüm işlerini eksiksiz ve kusursuz bir şekilde ve hiçbir cezai indirimle karşılaşmadan bitirdiğinin anlaşılacağını, davalı tarafından kötüye kullanılan tasfiye/fesih hakkı karşısında tazminat taleplerinin haklı olduğunu, müvekkilinin de tüm imzaladığı asıl sözleşmelerinin ifasının devam edeceği noktasında haklı-esaslı güven duygusu oluşturduğunu, hakkın kötüye kullanıldığı duygusunu uyandıran güvene aykırı davranışta bulunulması halinde çelişkili davranış yasağı olarak Yerleşik Yargıtay İçtihat kararları ile karşı karşıya kalınacağını, bu sebeple fesih tasfiye hakkının kötüye kullanılması neticesinde müvekkilinin mahrum kaldığı karların, uğradığı zararların tazmini için işbu davayı ikame ettiklerini, idarenin sözleşme sürecinde yükleniciden kaynaklanmayan nedenlerle veya ihale konusu hizmete ihtiyacının ortadan kalkması nedeniyle sözleşmenin feshine gidilmesi halinde 4735 sayılı Kamu İhaleleri Sözleşmeleri Kanunu’nun 24.maddesinin anılan hükmü çerçevesinde işlem yapılması gerektiğini, yüklenicinin kendinden kaynaklanmayan bir nedenden ötürü sözleşmenin feshi halinde hiçbir hak talep edememesi yönünde bir durum oluşturduğundan mevzuata uygun olmadığını, söz konusu kararlardan da yüklenicinin kendinden kaynaklanmayan bir nedenden ötürü sözleşmenin feshi halinde hiçbir hak talep edememesi yönünde bir durumuna yol açacak bir fesih hakkının kullanılmasının açıkça hakkın kötüye kullanılması sayılacağını, müvekkilinde hukuken korunmaya layık ve esaslı bir güven uyandırdıktan sonra bu davranışına ve uyandırdığı güvene aykırı feshetme/tasfiye iradesini ortaya koyduğunu, uyuşmazlığın esasını sözleşmenin bu şekilde feshedilip edilmeyeceği, neticede müvekkilinin mahrum kalığı karları ve uğradığı diğer zararları talep edip edemeyeceğinin oluşturduğunu, müteahhidin teslim gününde yapıyı bitirmemesi yüzünden temerrüde düşmesi ve yapıyı kısmen tamamlaması söz konusu olmadığı gibi, işin geçiçi kabulü yapılmış olduğundan, işin ayıplı ya da kusurlu olduğu gibi bir iddianın da kesinlikle ileri sürülemeyeceğini, dolayısıyla bu hükmün uygulanma olanağının bulunmadığını, istisna sözleşmesinin bir türü olan inşaat sözleşmelerinde müteahhidin kendi kusuruyla işi muayyen zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi nedeniyle sözleşmenin iş sahibi tarafından feshi halinde, uyuşmazlığın kural olarak BK'nun 106-108.maddeleri hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceğini, ancak olayın niteliği ve özelliğinin haklı gösterdiği durumlarda MK'nun 2.maddesi hükümleri uyarınca sonuç doğuracağını beyanla davalı şirketten 25.000,00.-TL (KVD dahil) tahsiline, bu meblağa sözleşmelerin feshi tarihinden itibaren ticari faiz oranının uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu ve doğduğu talep edilen zarara bağlı alacağın BK'nun 60.maddede yer alan 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu ve alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşmelerin 30/3.maddede yer alan fesih hakkına dayanılarak feshedildiğini, dava tarihi itibari ile sözleşmelerin geçerlilik niteliğini yitirdiğini, ek işlerle toplamda 10 aylık bir süre çalışma yapıldığını, işbu ek sözleşmelerin davacı ile müvekkili arasında özel hukuk sözleşmesi hükümlerine uygun surette akdedildiğini, akdedilen bu sözleşmelerin karşılıklı olarak yerine getirilerek son bulduğunu, işbu ek sözleşmelerin ihale ile verilen işlere ilişkin sözleşmelerin eki olmadığını, ek sözleşmelerin diğer sözleşmelerde yer alan 30.maddesini ılga etmediğini, zararını ispata yarar bir belge sunulmadığını, taleplerin afaki iddialara dayandığını, davacının sözleşmede zayıf taraf niteliğinde bulunmadığını, metni düzenleyen aleyhine yorumun kabul edilemeyeceğini, davacının sigorta poliçelerinden bahisle tazminat talebinde bulunduğunu, ancak yapılan değişikliklerin esas sözleşme içerisinde kaldığını, davacının hem menfi hem de müsbet zararını talep ettiğini, hüküm ifade eden bir sözleşmenin varlığı halinde menfi zararın varlığından bahsedilemeyeceğini, feshin haksız olduğunun kabulü halinde dahi 30.3 uyarınca davacının zarar talep edemeyeceğini, bu nedenle davalının bilerek ve öngörerek imzaladığı sözleşmeye dayanılarak haklı nedenle yapılan fesih ihbarının zarara yol açtığını ve müvekkilinin kötü niyetli olduğuna ilişkin iddiaların hukuki dayanağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmelerin feshedilmesinin TMK'nun 2.maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu, özelleştirme tarihinden 1 yıl sonra sözleşmenin feshedilmesi aynı zamanda düzenlenen ek sözleşmeler ile sözleşmenin devam edileceğine yönelik haklı güveni oluşturmasından sonra sözleşmenin 30/3 maddesi gereğince fesih işlemi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan davalı iş sahibinin sözleşmelerin feshinde haksız ve kusurlu olması nedeniyle davacının kar kaybı istemekte haklı olduğu, sözleşme ve karar pulu ile KİT payı ödemelerinin sigorta poliçesinden doğan giderler olduğu ve beklenen karın elde edilmesi için karşılandığı, kar payları içerisinde kaldığından ayrıca talep edilemeyeceğinden davanın kısmen kabulü ile 20.000,00.-TL’sı mahrum kalınan kar alacağının dava tarihi olan 12/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ve davalı tarafın istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde, mahkemenin 02/07/2015 tarihli celsenin 2 nolu ara kararında davalı tarafın işçi bordrolarını SSK tahakkuk ve ödeme makbuzlarını, maaşların ödendiğine dair dekontlarının ve özelleştirme tarihi olan 01/09/2010 tarihi ile sözleşmenin haksız feshedildiğini, 31/08/2011 tarihlerini kapsar, ticari defterlerinin ibraz edilerek inceleme yapılmasına karar verildiğini, davalı tarafça bu belgelerin ibraz edilmediğini, HMK nun 220. maddesi uyarınca davacı tarafından sunulmayan belgelerin içerikleri hususunda müvekkil şirketin beyanları kapsamında talep edilen alacak kalemleri yönünden ek rapor aldırıldığını, HMK nun 220. maddesi uyarınca davalı tarafa ihtarlı müzekkere yazılmasını talep ettiklerini yazılacak müzekkereye HMK nun 218 ve 219.maddesinde yer alan uyarıcı ve para cezasına ilişkin hükümlerin yazılmayarak davalı yanın kasti engellemelerinin ortadan kaldırılmadığını, mahrum kalınan kara ilişkin olarak dilekçe eklerinde sundukları bordrolarda ve ödenen vergilerde belirtilen ilgili miktarların toplamı üzerinden sözleşmenin feshedildiği tarihten gerçekte feshedilmeseydi, sözleşmenin biteceği tarihe kadar o dönem için geçerli olan yasal zam artış oranları uygulanarak varsayımsal bulunacak maliyet toplamı içeride kalan hak ediş alacaklarının toplamından çıkartıldığı takdirde zarar miktarının belli olacağını bu şekilde davalı tarafın kasti engellemelerinin aşılabilmesi için sundukları alternatif çözümün bilirkişi ve mahkemece dikkate alınmadığını, davalı tarafın istinaf taleplerini kabul etmediklerini beyan ederek reddedilen kısım yönünden kararın kaldırılarak tüm talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu taleplerin dayandırıldığı sözleşmelerin müvekkili şirket tarafından sözleşmelerde yer alan hüküm doğrultusunda haklı nedenle feshedildiğini, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında süregelen ticari ilişkinin özelleştirme süreci öncesinde akdedilen sözleşmeler uyarınca bir müddet daha devam ettirildiğini, müvekkili şirketin özelleştirilmesi neticesinde gerçekleştirdiği denetim ve incelemeler sonrasında sözleşmelerin 30. maddenin 3. fıkrası uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, elektrik hizmetinin süreklilik arz etmesi gereken bir kamu hizmeti olduğunu, müvekkili şirketin bu ilke doğrultusunda akdedilmiş olan sözleşmeleri özelleştirme sürecini takiben derhal fesih yoluna gitmediğini, gerekli inceleme ve araştırmaların tamamlanmasını bekleyerek hizmetin devamlılığının sağlanması amacıyla hareket edildiğini, davacı şirketin basiretli tacir olarak akdettiği sözleşme hükümleriyle bağlı olduğunu, bu nedenle davacı şirket tarafından sözleşmelerin devam edeceğine ilişkin olarak haklı inanç oluştuğu yönünde ileri sürülen iddialara riayet edilerek hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının davalı aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacı tarafın sunmuş olduğu istinaf başvuru dilekçesine karşı cevap dilekçesinde ise, davacı tarafın müvekkili şirket tarafından talep edilen belgelerin ibraz edilmemesinin yerel mahkeme tarafından davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddi yönünde hüküm tesis edilmesine sebep olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sözleşme, karar pulu ve KİK payı ödemelerine ilişkin taleplerin kar kaybı kapsamında yer aldığından ayrıca talep edilemeyeceği gerekçesiyle reddedildiğini beyan ederek davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tazminat talebine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı ile davalı arasında 06/07/2010 tarihinde 2010/55306 ihale kayıt numarası ile "Bursa İli Keles , Harmancık ve Büyükorhan İlçelerinin Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı İşi" konulu sözleşme imzalandığı, işyeri teslim tarihinin 16/07/2010 işin bitim tarihinin ise 15/07/2012 olduğu, sözleşmenin 30.3. maddesinde "bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile yükleniciye bundan dolayı söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulmayacağı, yüklenicinin bu sebeple kamudan görevlilerden ve yetkililerden herhangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamayacağı" düzenlenmiş olup davalı tarafça Bursa 15. Noterliği'nin 08/08/2011 tarih ve 19897 yevmiye numaralı Büyükorhan, ..........i'nin Tasfiye Edilmesi konulu yazısı ile sözleşmenin 30. maddesi uyarınca 31/08/2011 tarihi itibariyle tek yanlı olarak tasfiye ettiğinin bildirildiği, yine davacı ile davalı arasında 25/02/2010 tarihinde 2009/154528 ihale kayıt numarası ile "......i" konulu sözleşme imzalandığı, sözleşme süresinin fiili işe başlama tarihinden itibaren 24 ay olduğu, sözleşmenin 30.3. maddesinde "bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile yükleniciye bundan dolayı söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulmayacağı, yüklenicinin bu sebeple kamudan görevlilerden ve yetkililerden herhangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamayacağı" düzenlenmiş olup davalı tarafça Bursa .... Noterliği'nin .... tarih ve 19896 yevmiye numaralı .........'nin Tasfiye Edilmesi konulu yazısı ile sözleşmenin 30. maddesi uyarınca 31/08/2011 tarihi itibariyle tek yanlı olarak tasfiye ettiğinin bildirildiği, yine davacı ile davalı arasında 24/02/2010 tarihinde 2009/154504 ihale kayıt numarası ile "........i'nin Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı İşi" konulu sözleşme imzalandığı, sözleşme süresinin fiili işe başlama tarihinden itibaren 24 ay olduğu, sözleşmenin 30.3. maddesinde "bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile yükleniciye bundan dolayı söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulmayacağı, yüklenicinin bu sebeple kamudan görevlilerden ve yetkililerden herhangi bir hak ve zarar tazmin talebinde bulunamayacağı" düzenlenmiş olup davalı tarafça Bursa 15. Noterliği'nin 08/08/2011 tarih ve 19898 yevmiye numaralı .......AOB Hizmet Alım İşi'nin Tasfiye Edilmesi konulu yazısı ile sözleşmenin 30. maddesi uyarınca 31/08/2011 tarihi itibariyle tek yanlı olarak tasfiye ettiğinin bildirildiği, yine davacı ile davalı arasında 26/11/2009 tarihinde 2009/128417 ihale kayıt numarası ile "Balıkesir İli Bandırma ve Gönen İlçeleri Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı İşi" konulu sözleşme imzalandığı, bu sözleşmenin taraflar arasında tanzim olunan 05/11/2011 tarihli revize sözleşme ve 30/05/2011 tarihli ilave sözleşme ile işin bitim tarihinin 31/07/2011 olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflarca akdedilen sözleşmelerin 30.3 maddesinde " "Bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile yükleniciye bundan dolayı söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulmaz. Yüklenici bu sebeple kamudan, görevlilerden ve yetkililerden herhangi bir hak ve zarar tazmini talebinde bulunamaz" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre sözleşmeler ile özelleştirme işlemi sonrasında dağıtım şirketine sözleşmeleri tek taraflı fesih yetkisi verildiğinin kabulü gerekmektedir. Davalı şirket sözleşmeleri, sözleşmelerde yer alan tek taraflı fesih hakkına dayalı olarak feshettiğinden ve sözleşme hükmü her iki taraf için de bağlayıcı olduğundan ve davacı taraf sözleşmeler ile davalı şirketin özelleştirilmesi ve şirketin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde herhangi bir hak ve zarar tazmini talebinde bulunamayacağını açıkça kabul ettiğinden davalı tarafça sözleşmelerin feshedilmesi haksız fesih olarak değerlendirilemez, mahkemece bu husus gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin istinaf nedenleri yerindedir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusu nedenleri yerinde değildir.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın reddine kararı verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davalının istinaf başvurusunun bu sebeple esas bakımından kabulü ile dosyadaki mevcut delil durumuna göre bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... tarih ..........sayılı kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2019 tarih 2013/62-2019/389 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
a) Davacının davasının REDDİNE,
b)-Peşin alınan harçtan 59,30.-TL maktu red harcının mahsubu ile bakiye 367,70- TL fazla yatırılan harcın istek halinde davacıya iadesine,
c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinden iadesine,
d)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 4.080,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılması gerekli istinaf karar harcının peşin alınmış olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine
6-İstinaf başvuru aşamasında davalı tarafından yapılan 194,40-TL masrafın ilk derece mahkemesince davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine
7-Karar tebliğ işlemlerinin Dairemiz'ce yapılmasına,
8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 21/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip