Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesinin, şirket ortağının kayyımlara karşı kötü yönetim ve usulsüzlük iddialarıyla açtığı tazminat davasının istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bir şirket ortağı, ticari anlaşmazlıklar neticesinde atanan kayyımların, müteveffa ortağın baskısı altında ve onaysız bir şekilde eksik raporlama, usulsüz taşınmaz satışları, kişisel harcamaların şirkete yüklenmesi ve muhasebe kayıtlarını denetime elverişsiz hale getirme gibi eylemlerle şirketi ve kendisini maddi ve manevi zarara uğrattığı iddiasıyla tazminat davası açmıştır; kayyımlar ise iddiaların gerçeği yansıtmadığını, görevlerini eksiksiz yerine getirdiklerini, şirketi koruduklarını, tüm kararların genel kurulca ibra edildiğini ve davacının hukuku kötü niyetle kullandığını savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.

T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/655
KARAR NO : 2026/729
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .......... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI : ..../..... Esas - ..../...... Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALILAR :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA KONUSU : Tazminat
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin %30 ortağı olduğu ....................Şirketi ile müteveffa ortak ...... ........ arasındaki ticari uyuşmazlıklar kapsamında atanan davalı kayyımların, ....... ......'ın baskısı altında ve müvekkilinin onayı olmaksızın işlem yaptıklarını, bu işlemler nedeniyle müvekkilinin ve şirketin maddi ve manevi zarara uğradığını, ..... .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ......./....... E. ve ........... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ......./....... E. sayılı dosyaları uyarınca atanan kayyım heyetinin aylık raporları eksik sunduklarını, taşınmaz satış bedellerinde usulsüzlük yaptıklarını, müteveffa ortağın şahsi harcamalarını şirkete yüklediklerini, gider pusulası ile yapılan ödemelere göz yumarak şirketi zarara uğrattıklarını ve muhasebe kayıtlarını denetime elverişsiz hale getirdiklerini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin, taşınmaz satışlarındaki farkların ve diğer zararların tespiti ile tüm davalı kayyımlardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek en yüksek mevduat faiziyle birlikte şirkete ödenmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılardan ...... ....... ...... ile ....... ....... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili olan kayyımların görevlerini ifa ettikleri sırada iki kez olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştirdiklerini, bu toplantıların ......... Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil edildiğini, davacının kayyım heyetinin değiştirilmesi yönündeki taleplere rağmen mevcut heyetin görevine devam etmesi hususundaki memnuniyetini çeşitli iletişim kanalları ve mahkeme tutanakları vasıtasıyla defalarca beyan ettiğini, şirket ortağı ....... .......'ın vefatı neticesinde varislerinin tüm davalardan feragat ettiklerini, gerçekleştirilen genel kurul ile şirket bünyesindeki taşınmazların paylaşımı ve hisse devri hususlarında tarafların birbirlerini ibra ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ...... ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; kayyım heyetinin şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık nedeniyle işlerin çıkmaza girmesini önlediğini, projenin prestij kaybı yaşamadan faaliyetlerini sürdürmesini sağladığını, satışların gerçekleşmesine, kredi ve cari ödemeler ile vergi ve sosyal güvenlik borçlarının ödenmesine katkıda bulunduğunu, pandemi döneminde satışların durma noktasına gelmesine rağmen kayyım heyetinin çabalarıyla satış işlemlerinin yapıldığını, şirketi icraya verecek alacaklılarla bizzat görüşüldüğünü ve şirketin cebri icra tehdidinden korunduğunu, davalı müvekkili ve kayyım heyeti üyelerinin görevlerini eksiksiz yerine getirdiğini, buna karşılık davacı tarafın hukuku baskı aracı olarak kullandığını, başka davalarda delil oluşturmak ve aleyhteki delilleri geçersiz kılmak amacıyla hareket ettiğini, hukuki husumet yaratarak kayyım heyetinin işlemlerini geçersiz göstermeyi hedeflediğini, davacının kötü niyetle hareket ettiğini ve mahkemeyi araç olarak kullandığını belirterek, davanın reddini ve davacı taraf hakkında disiplin para cezası verilmesini savunmuştur.
Davalı .... ...... vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu ve ayrıca arabuluculuğa tabi olduğu itirazında bulunulduğunu, davacının kayyım heyeti diyerek tüm anlatımlarında adeta tek bir şahsiyetten bahseder gibi afaki ithamlarda bulunduğunu, bu haliyle müvekkili yönünden tam olarak hangi hususlarda şirket zararına hareket edildiğini anlamanın mümkün olmadığını, müvekkili bakımından yasal yükümlülüklerinin ihlali niteliğinde kabul edilebilecek tek bir gerçekçi durumdan bahsedilmediğini, görevinin ifası sırasında şirket menfaati yerine bizatihi kendi çıkarlarını düşünerek hareket ettiğini gösteren bir olguya da dava dilekçesinde yer verilmediğini, hatta müvekkilinin bir çıkarı olduğuna dahi değinilmediğini, davacının iddialarının tamamının hayali ve soyut olduğunu, müphem ve dayanaksız ithamlarla açılmış olan bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi "... Zarara konu edilen taşınmazların rayiç değerlerine ilişkin bilirkişi incelemesi neticesinde de; .... Blok .... bağımsız bölüm numaralı dükkan vasıflı, ..... Blok ...... ve ....... bağımsız bölüm numaralı ve .... Blok ..... numaralı bağımsız bölümlerin tapudaki satış değerlerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğunun tespit edildiği, celp edilen tapu kayıtlarındaki ............ tarihli satış işlemine ait resmi senede göre ...... Blok ...... bağımsız bölüm numaralı dükkan vasıflı taşınmaz (ve .... Blok ..... bağımsız bölüm numaralı dükkan vasıflı taşınmaz, ..... Bkok ....... bağımsız bölüm numaralı dükkan vasıflı taşınmaz, .... Blok ....... bağımsız bölüm numaralı dükkan vasıflı taşınmaz) ................... Şti. ni temsilen ....... ....... ve ...... ........ adlarına vekaleten ....... ....... ........ tarafından ......... tarihinde vekaleten satıldığı, işleme dayanak ..... .... Noterliği’nin ........ tarih ...... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletnamede .......... Şti.’ni temsilen ....... ....... ve ...... .......’ın birlikte imzaları bulunduğu, vekil tayin edilen ....... .... ..........’a dilediği şekil ve şartta taşınmazın satış yetkisi verildiği, bu taşınmazların davalı kayyımların görev süreleri başlamadan satıldığı ve satışında kayyımların herhangi bir temsil ve ilzamının bulunmadığı, dava dışı şirket taşınmaz inşaa etmekte ve inşaa ettiği taşınmazları satarak gelir elde etmekte olduğu, kayyımların mahkeme tarafından kurulan ara kararlardaki görev tanımları gereği, şirket müdürlerinden herhangi birinin bu kapsamda aldığı yönetimsel kararı onaylamasında ve işlemin sonuçlanması için şirketi temsil ve ilzam etmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı ve sonuç olarak davacı tarafça uğranıldığı belirtilen zarar ispat edilemediğinden ..." gerekçesiyle "1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı Hakan Bozbulut Vekilinin disiplin para cezası talebinin REDDİNE, ..." karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalıların kayyımlık görevlerini yürütürken kusurlu ve ihmalkar davranışları sebebiyle müvekkilinin ortağı olduğu şirkette maddi kayıplara sebebiyet verdiklerini, uyuşmazlığın taşınmazların piyasa rayiçlerinden ziyade müvekkilinin onayladığı rakamlar ile fiili satış rakamları arasındaki farktan kaynaklandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının somut uyuşmazlığı aydınlatmaktan uzak olduğunu, raporların müvekkilinin onayladığı rakamlar ile fiili satışlar arasındaki farkı değil taşınmazların piyasa değerlerini esas aldığını, müvekkilinin taşınmaz satış bedellerinin tapuda düşük gösterilmesine onay vermediğinin yazışmalarla sabit olduğunu, mahkemenin eksik ve hatalı inceleme ile hüküm tesis ettiğini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER: .......... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....../...... Esas - ....../....... Karar sayılı dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan/olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep şu şekildedir :
Dava, davalıların kayyımlık görevlerini yürüttükleri esnada, kusurlu ve ihmalkar davranışlarda bulundukları ve maddi zarara sebebiyet verdikleri iddiası ile, davacının ortağı olduğu şirkete verildiği iddia edilen zararlara yönelik maddi zararların tazmini istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
İstinaf incelemesine konu karar başlığında; davalı Erman Arkan'ın ve taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Kayyım, temsil ya da yönetim erkinden geçici veya devamlı olarak yoksun kalan (gerçek ya da tüzel) kişilere veya mallara bu eksikliği gidermek üzere yargı tarafından atanan kamu görevlisidir. Hukukumuzda kayyım kural olarak küçük ve kısıtlıların korunmasını amaçlayan vesayet kurumunun kapsamı içinde görevli vesayet organlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kural olarak gerçek kişiler için düzenlenmiş olsa da aynı ihtiyaç devamlı ya da geçici olarak temsil ve yönetim erkinden yoksun olan tüzel kişiler için de söz konusudur. Bütün tüzel kişilerde, bu bağlamda ticaret şirketlerinde de, devamlı ya da geçici temsil boşluklarının giderilmesinde hem ilgili tüzel kişinin hem de kamunun yararı vardır.
4721 sayılı Türk Medeninin Kanunun "vasinin sorumluluğu" başlıklı 467. maddesine göre; vasi, görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla vesayet altındaki kişiye verdiği zarardan sorumludur. Kayyım ve yasal danışmanlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
Kayyımın hukuki durumu konusunda TTK’da açık bir hüküm bulunmamaktadır. Doktrinde farklı görüşler ileri sürülmüş olmakla birlikte kayyımın hukuki durumunun kendisine verilen yetkiye göre değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda yönetim organının yetkileri tümüyle elinden alınıp kayyıma verilmiş ise TMK 427/4 maddesinde düzenlenen yönetim kayyımı niteliğinde olduğu, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılınmakla yetinilmesi halinde ise denetim kayyımı niteliğinde olduğu kabul edilebilir.
Yönetim kayyımlığının hukuki sorumluluğu denetim kayyımlığına göre çok daha fazladır. Zira yönetici kayyımlıkta kayyım şirketin yöneticisi konumundadır, denetçi kayyımlıkta ise kayyım şirketin aldığı kararları sadece hukuki bakımdan denetlemektedir. O halde kayyımın kayyımlık faaliyeti çerçevesinde yaptığı işlemlerden dolayı meydana gelen zararlardan şirkete veya alacaklılarına karşı hukuki anlamda sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekirse, yönetim kayyımlığı söz konusu ise TTK 553 maddesi uyarınca şirket yöneticileri gibi tam sorumlu olduğu,denetim kayyımlığı söz konusu ise yine aynı madde uyarınca sorumlu olduğunun ancak bu sorumluluğun yönetim kurulu ile kayyım arasında paylaşılması gerektiği kabul edilmelidir (Doç. Dr. ......,.........; İflasın Ertelenmesi Sürecinde Atanan Kayyımın Cezai ve Hukuki Sorumluluğu, s.25-27) .
TTK 553/1 maddesi uyarınca ispat yükü zarara uğradığını iddia eden davacı taraftadır. Yargıtay 11.HD'nin 2016/3725 E- 2017/5626 K.sayılı 23/10/2017 tarihli kararında da belirtildiği üzere, TTK'nın 553.maddesindeki sorumluluk kusur sorumluluğu olup, salt zararın kanıtlanması sorumluluk için yeterli olmayıp, ayrıca davalının kusurlarıyla şirkete zarar vermiş olduğunun kanıtlanması gerekir. Ne var ki davacı şirket ortağı, davalının kusurlu olduğunu ispata yönelik somut bir iddia ve delil ileri sürmemiş, Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde, Zarara konu edilen taşınmazların rayiç değerlerine ilişkin ; ....... Blok ...... bağımsız bölüm numaralı dükkan vasıflı,... Blok ...... ve ............ bağımsız bölüm numaralı ve ...... Blok ....... numaralı bağımsız bölümlerin tapudaki satış değerlerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğunun tespit edildiği, celp edilen tapu kayıtlarındaki ......... tarihli satış işlemine ait resmi senede göre ...... Blok ...... bağımsız bölüm numaralı dükkan vasıflı taşınmaz (ve .... Blok ...... bağımsız bölüm numaralı dükkan vasıflı taşınmaz, ...... Bkok ....... bağımsız bölüm numaralı dükkan vasıflı taşınmaz, ..... Blok ...... bağımsız bölüm numaralı dükkan vasıflı taşınmaz) ............... Şti. ni temsilen ...... ....... ve ...... ....... adlarına vekaleten ....... ..... ........ tarafından .......... tarihinde vekaleten satıldığı, işleme dayanak ....... ....... Noterliği’nin ........ tarih ....... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletnamede .................. Şti.’ni temsilen ........ ........... ve ..... .........’ın birlikte imzaları bulunduğu, vekil tayin edilen ....... ...... ......’a dilediği şekil ve şartta taşınmazın satış yetkisi verildiği, bu taşınmazların davalı kayyımların görev süreleri başlamadan satıldığı ve satışında kayyımların herhangi bir temsil ve ilzamının bulunmadığı, dava dışı şirket taşınmaz inşaa etmekte ve inşaa ettiği taşınmazları satarak gelir elde etmekte olduğu, kayyımların mahkeme tarafından kurulan ara kararlardaki görev tanımları gereği, şirket müdürlerinden herhangi birinin bu kapsamda aldığı yönetimsel kararı onaylamasında ve işlemin sonuçlanması için şirketi temsil ve ilzam etmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı bu tespitler doğrultusunda mahkemece yukarıdaki gerekçe ile davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin red ve gerekçesine yönelik davacı vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-)Davacının istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,
3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken istinaf karar harcı 732,00 TL olmakla, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu neticesinde bakiye kalan 116,60 TL istinaf karar harcının istinaf eden davacıdan tahsiliyle Hazine'ye irat kaydına,
4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-)Artan istinaf avanslarının HMK m.333'e uygun iadesine,
7-)6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; HMK m.361/1 gereğince; kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık kesin süre içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan
E-İmza
Üye
E-İmza
Üye
E-İmza
Katip
E-İmza
¸
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*