Eczacının reçete usulsüzlükleri suçlamalarıyla sözleşme feshi ve cezai şarta maruz kalması sonrası ceza beraati üzerine idari işlemin kısmen iptali davası.
Özet: Davacı eczacının, davalı kurum tarafından reçete usulsüzlükleri iddiasıyla 2010 yılında eczane sözleşmesinin feshi ve yüklü miktarda para cezası uygulanması işlemine karşı açtığı davada; eczacının aynı fiillerden ceza mahkemesinde beraat etmesi, bilirkişi raporu ve hasta beyanlarındaki çelişkiler gözetilerek, sözleşme feshine ve büyük miktarlı cezai şarta ilişkin işlemin iptaline, ancak cüzi miktardaki katılım payı tahsilat eksiği cezasının ise onanmasına karar verilmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2026/1820 E.  ,  2026/2932 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/74 E., 2025/397 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin eczane sahibi ve mesul müdürü olduğunu, 2010 yılında davalı Kurumun yaptığı inceleme neticesinde müvekkilinin eczanesi hakkında sözleşmenin feshine ve para cezasına ilişkin yaptırım uyguladığını, müvekkilinin ceza kovuşturması sonucunda beraat ettiğini, daha önce işlemin iptali için açtığı davanın takipsizlik nedeniyle 2012 yılında açılmamış sayılma ile sonuçlandığını, davalı Kurumun 2015 yılında MEDULA ekranını kapatması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını belirterek, 2010 yılında tesis edilen davalı Kurum işleminin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu eczanenin 2009 Mart-2010 Mart dönemi arasında müvekkili Kuruma fatura ettiği reçetelerin tetkiki sonucunda; bir kısım reçetelerin bir diyaliz merkezince davacıya ait eczaneye yönlendirildiğini, 67 adet reçete teslim alan kişi imzasının hasta ya da yakınına ait olmadığını, 28 adet reçetede reçete yazılı ilaçların bir kısmının ya da tamamının hak sahiplerine verilmediğini, 6 adet reçetenin dava dışı hastanın bilgisi dışında düzenlenip içeriğinin hak sahipleri tarafından kullanılmadığını, 16 adet reçetede katılım paylarının tahsil edilmediği tespit edildiğinden 2010 yılı Eczane Protokolünün (6.3.24), (6.3.3.), (6.3.10.), (6.3.19.), (6.3.12), (4.3.6.), (5.3) ve (6.3.) numaralı maddeleri gereğince davacının sözleşmesinin 2 yıl süreyle feshine ve 89.391,71 TL ceza ödemesine karar verildiğini, hasta ifadelerinden yaptırıma konu fiillerin işlendiğinin açıkça ortada olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli kararıyla; Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/181 E., 2011/343 K. sayılı kesinleşmiş kararı ile davacı eczacının da içerisinde bulunduğu sanıkların üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle beraatlerine karar verildiği, ikinci bilirkişi kurulunun 05.07.2017 tarihli raporunda da ayrıntılı olarak açılandığı üzere, Protokolün (6.3.3.) maddesine istinaden işlem yapılan 67 adet reçetede hak sahibi olan hastaların "ilaçlarımızın bazılarını almadık" gibi ifadelerine karşın ceza mahkemesinde ilaçlarını aldıklarını beyan ettikleri, daha sonra yürürlüğe giren 2016 yılı Eczane Protokolünün (6.12) ve (5.3.2.) maddesi ile dava dışı hastanın ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmünün uygulanmayacağının kabul edildiği anlaşıldığından bu madde uyarınca yapılan işlemin iptal edilmesi gerektiği, Protokolün (6.3.10.) maddesine istinaden işlem yapılan 28 adet reçetede hak sahibi olan hastaların "ilaçlarımızın bazılarını almadık" ifadelerine karşın daha sora Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinde "ilaç aldıklarını" beyanı üzerine, davalı Kurumun davacı eczacıya uyguladığı bu hükmün yersiz olduğu, Protokolün (6.3.19.) maddesine istinaden işlem yapılan 6 reçetede hak sahibi olan hastaların ceza mahkemesindeki ifadelerinde reçetede yer alan ilaçları kullandıklarını beyan ettikleri, ortada sahte reçete, rapor, kupürde kasıt olmadığı anlaşıldığından davalı Kurumun bu madde uyarınca uyguladığı işlemin yersiz olduğu, 2010 yılı Protokolünün (6.3.24.) maddesinde yer alan yönlendirme fiili ile ilgili olarak öngörülen yaptırımın iptal edildiği ve daha sonra yürürlüğe giren 2016 yılı Protokolünün karşılık (3.17.) maddesine göre davalı tarafından yapılacak bir işlemin bulunmadığı anlaşıldığından 2 yıl süre ile sözleşme feshi ve 89.028,90 TL cezai işlemin yerinde olmadığı, ancak 16 adet reçetede eczane tarafından alınması gereken ilaç katılım paylarının alınmadığından dolayı 362,90 TL cezai şart uygulanmasına ilişkin işlemin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 07.12.2010 tarihli yazı ile davacı eczacı hakkında eczane sözleşmesinin 2 yıl süre ile feshine ve 89.028,10 TL cezai şart uygulanmasına ilişkin işlemin iptaline, fazlaya ilişkin 362,90 TL cezai şarta yönelik talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2020 tarihli kararıyla; davacı eczacı hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan ceza davasında beraatine karar verildiği, davacının ya da çalışanlarının kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak sahte reçete fatura ettiklerinin yasal delillerle ispatlanamadığı, reçete muhteviyatı ilaçların eksik verilmesi veya verilmemesi hususunun reçete sahibi ya da yakınlarının Kurum soruşturması aşamasında ve ceza dosyasındaki beyanları nazara alındığında sübuta ermediği dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 15.04.2021 tarihli ilamla; davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, uyuşmazlığın davacının Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin ... Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin 2009 Protokolü’nün (6.3.10.) maddesinde yer alan, dava dışı hasta veya yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait reçetelerin davalı Kuruma fatura edilmesi eylemini gerçekleştirip gerçekleştirmediğine ilişkin olduğu, cezai işlemin konusunun dava dışı hastaların ilaçları almaması olmasına rağmen Mahkemece hastaların tamamı dinlenmeden, ceza
yargılamasında da dinlenilmemiş olmalarına rağmen ceza yargılamasındaki beyanlarının dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında reçetelerde adı geçen hastaların tamamının Mahkemece tanık olarak dinlenmesi gerektiği, bu nedenle Mahkemece teftiş sırasında dinlenen dava dışı hastaların tanık sıfatıyla beyanlarının alınması ve cezai işleme konu reçetelerdeki ilaçları alıp almadıkları sorulduktan sonra, teftiş sırasında alınan beyanları ile çelişki oluşması halinde çelişkiler giderilmesi, tarafların tüm delilleri ile birlikte 2009 Protokolünden sonra yürürlüğe giren protokollerde lehe hüküm bulunması halinde bu maddeler de değerlendirilmek suretiyle, her hasta bazında cezai işlemin uygulanması gerekip gerekmediği tek tek belirlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2023 tarihli kararıyla; son alınan bilirkişi raporunda hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait fiyat kupürlerinin yer aldığı reçetelerin Kuruma fatura edilmesi fiiline ilişkin, Protokolün (6.3.10.) maddesine istinaden 28 adet reçete hakkında toplam 2.790. 85... =13.954.25 TL cezai şart uygulanmasına konu hastaların davalı Kurum müfettişine önce “ilaçlarımızın bazılarını almadık” ifadelerine karşın, daha sonra Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinde “ilaçlarını aldıklarını” beyan ettikleri, daha sonra da huzurda verdikleri yeminli ifadelerde almadım dedikleri ilaçları hatırladıkları, ilaçların doktorları tarafından kendilerine yazıldığını kabul ettikleri, bu hususta eczacının dahli olduğuna dair somut bir kanıt bulunmaması karşısında cezai işlemin yersiz olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı eczacı adına 07.12.2010 tarihli ve 18.500.083 sayılı işlemle düzenlenen sözleşmenin 2 yıl süre ile feshi ve 89.028,10 TL cezai şartın uygulaması işleminin iptaline, fazlaya ilişkin 362,90 TL cezai şartın iptaline yönelik talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Dairece verilen 07.11.2024 tarihli ilamla; İlk Derece Mahkemesince bozma gereğince reçete sahiplerinden hayatta olan ...., .... ve .... 'nin tanık olarak dinlenildikten sonra, tanıkların daha önce almadım dediği ilaçları duruşmada aldıklarını hatırladıkları ile ilaçları teslim alan kişinin hastaya teslim edip etmediğini eczacının sorgulayamayacağı, eczacının dahli olduğuna ilişkin somut bir kanıtın bulunmadığı yönündeki bilirkişi değerlendirmesi benimsenmek suretiyle davanın (6.3.10.) maddesi yönünden kabulüne karar verilmiş ise de, tanık beyanları incelendiğinde; bu kişilerin reçete tarihlerinde aynı merkezde diyaliz tedavisi gördükleri, tanık .... ve ....'nin soruşturma sırasında verdikleri beyanlarını doğruladıkları ve belirtilenen aksine bazı ilaçları hiç veya o dönemde kullanmadıklarını söylediklerinin görüldüğü, İlk Derece Mahkemesince; bozma kapsamında dinlenilen tanıklar ve diğer tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, davalı Kurumun 28 adet reçete hakkında Protokolün (6.3.10.) maddesine göre uyguladığı işlemin yerinde olup olmadığına, taraflar arasında sonradan kabul edilen varsa lehe protokol hükümleri de değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, dinlenilen tanıkların bazı ilaçları hiç veya o dönemde kullanmadıklarını açıkça ifade etmiş olmalarına ve soruşturmadaki beyanlarını doğrulamalarına rağmen bu husus göz ardı edilmesi ve hukuki değerlendirme yapması mümkün olmayan bilirkişinin değerlendirmesine atıfta bulunmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Protokolün (6.3.10.) maddesi yönünden tanık beyanları incelendiğinde, bu kişilerin reçete tarihlerinde aynı merkezde diyaliz tedavisi gördükleri, tanık .... ve ....'nin soruşturma sırasında verdikleri beyanlarını doğruladıkları ve belirtilenen aksine bazı ilaçları hiç veya o dönemde kullanmadıklarını
söyledikleri, bu hali ile bu maddeler açısından verilen cezai işlemin yerinde olduğu, bu hususta taraflar arasında sonradan kabul edilen varsa lehe protokol hükümlerinin de değerlendirilmesi gerektiği, lehe protokol hükümlerinin değerlendirilmesi adına dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor temin edildiği, temin edilen ek rapor, taraf vekillerinin beyanları ve değişen SUT protokolleri nazara alındığında; 28 adet reçete açısından cezai işleme konu Protokolün (6.3.10.) maddesinin güncel olarak (5.3.5) maddesinde yer aldığı, güncel SUT protokolünün (5.3.5.) maddesinde ilaç bedelinin 2 katı ceza ve uyarı yapılmasına yönelik hükümlerin yer aldığı, anılan madde davacı hakkında uygulanan (6.3.10.) maddesinden daha lehe olup ilaç bedeli olan 2.790,85 TL'nin iki katı olarak 5.581,70 TL açısından davanın reddi gerektiği, davaya konu protokolün (6.3.12.) maddesi açısından düzenlenen 362,90 TL açısından verilen 08.06.2023 tarihli karar kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığı, davalı Kurum tarafından davacı eczacı adına 07.12.2010 tarihli işlemle düzenlenen sözleşmenin 2 yıl süre ile feshi ve bakiye 83.447,11 TL cezai şartın uygulaması işleminin iptali gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum tarafından davacı eczacı adına 07.12.2010 tarihli işlemle düzenlenen sözleşmenin 2 yıl süre ile feshi ve 83.447,11 TL cezai şartın uygulaması işleminin iptaline, fazlaya ilişkin taraflar arasındaki önceki tarihli Protokolünün (6.3.10.) maddesi açısından daha lehe olduğu değerlendirilen yeni Protokolünün (5.3.5.) maddesi uyarınca tespit edilen 5.581,70 TL cezai şartın iptaline yönelik talebin reddine, Protokolünün (6.3.12.) maddesi açısından düzenlenen 362,90 TL açısından verilen karar kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; ceza yargılamasındaki beraat kararının ve maddi vakıa tespitlerinin dikkate alınmadığını, alınan 18.03.2023 tarihli bilirkişi heyet raporundaki lehe olan görüşün göz ardı edildiğini, müvekkilinin davalı ... zarara uğratma kastı veya sahte işlem yapma iradesi bulunmadığını, tanıklar .... ve ....'nin beyanlarının soruşturma aşaması, ceza yargılaması ve hukuk mahkemesi aşamalarında sürekli değiştiğini ve çeliştiğini, müvekkili açısından dava dışı hastaların ceza mahkemesindeki kabullerinin esas alınması gerektiğini, lehe Protokol hükümlerinin eksik uygulandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; tanıkların ifadelerinde reçete edilen ilaçları hiç almadıkları, kullanmadıkları, yazıldıklarından haberlerinin bile olmadığını açıkça ifade edildiğini, Mahkemece tanık ifadelerinin görmezden gelindiğini, davacı tarafından Protokol maddelerinin ihlal edildiğinin açık olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin ... Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin 2010 tarihli Protokolü uyarınca uygulanan fesih ve cezai şart işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda gösterilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalan ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ise incelenemeyeceği anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
11.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.