İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen, ticari cari hesap ve faturalara dayalı alacak talepli itirazın iptali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı şirketin, davalı şirkete ürün ve hizmet satışından kaynaklanan cari hesap borcu ve fatura alacağı nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davada, davacı tebliğ edilen faturalara itiraz edilmediğini ve borcun kabul edildiğini ileri sürerken, davalı borcun ve faturaların tebliğ edildiğini reddederek davanın reddini talep etmiş; ilk derece mahkemesi ise taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve davacının edimlerini yerine getirdiğinin sabit olduğunu, davalının ödeme yapmadığını ve ticari defter kayıtları ile vergi dairesi belgelerine göre davacının 287.656,80 TL fatura alacağı bulunduğunu tespit ederek, bu miktar yönünden itirazın iptaline ve takibin avans faiziyle devamına hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1020
KARAR NO: 2026/1218
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/02/2026
NUMARASI: 2025/364 Esas - 2026/146 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Trampa Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Cari Hesap ilişkisi bulunmakta olduğu, müvekkili şirketin, muhtelif tarihlerde takip dayanağı olan faturadan kaynaklı davalı şirkete ürün ve hizmet satmış, davalı şirket, fatura alacağından kaynaklı ödeme yapmamış olduğunu, müvekkili fatura vadesi süresinin dolmasından kaynaklı ödemesini istediğinde davalı şirket ödeme yapmayacağını beyan etmiş olduğunu, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan ve teslim edilen ürünlerden dolayı, müvekkili şirketin davalı şirketten 330.235,79-TL alacağı doğmuş, müvekkili şirket, birden fazla kez cari hesap borcunun ödenmesini davalı şirketten talep etmiş ise de davalı şirketten herhangi bir ödeme tahsil edememiş olduğu, bunun üzerine müvekkili şirketin, davalı şirkete karşı .... İcra Dairesi ... Esas sayılı İlamsız İcra Takip dosyasıyla birikmiş cari hesap alacağının tahsili için icra takibi başlatmış, davalı şirket, vekili aracılığıyla icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesi ile borcu olmadığından bahisle gerçek dışı ve hukuka aykırı şekilde itiraz etmiş ve takibin durdurulmasına sebebiyet vermiş olduğunu, müvekkili şirketin, davalı şirkete ürünler/mallar satmış ve faturaları elektronik sistemden tebliğ etmiş, davalı şirket, müvekkilinin düzenleyerek kendisine tebliğ ettiği faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi iade faturası vs. düzenlememiş, müvekkilinin davalı şirkete gönderdiği faturalara hiçbir itirazda bulunmamış olduğunu, mail üzerinde den borcu kabul ettiğini ve ileri tarihli bir çek vermek istediğini de beyan etmiş olduğunu, müvekkili şirketin alacağının faturalara dayanmakta olup, müvekkili şirketin alacağının likit yani belirli nitelikte olduğunu, bu nedenlerle Mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle; davalının hukuki dayanaktan yoksun şekilde .... İcra Dairesi ... Esas sayılı İlamsız İcra Takip Dosyasına sunduğu itirazın iptali ile takibin ticari faiz üzerinden devamına karar verilmesini, müvekkili şirketin alacağı faturalara dayanmakta olup alacak likit nitelikte olup, takip talebinde yer alan 330.235,79-TL toplam alacak tutarındaki alacağın %20'sinden aşağıya olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Haksız ve de hukuka aykırı olarak açılan davanın reddi gerektiğini, borca mesnet evrakların dosyada mevcut olmadığını, Icra İflas Kanunu’nun 61. maddesine göre eklenmesi gereken belge sureti ödeme emrine eklenmemiş olup borca dayanak evraklara müvekkilince muttali olunamamış olduğunu, müvekkiline tebliğ olunan bir fatura da olmadığını, bu durum tebligat zarfı ile de sabit olduğu, anılan nedenle kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili firmanın kötü niyetinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte İşlemiş faize ve de faiz oranına da itiraz edip kabul etmiyor olduklarını, firmanın temerrüde düşürülmemiş olduğunu, takip alacaklısına takip alacağı tutarında borçlarının bulunmamakta olduğunu, takibin haksız ve de kötü niyetli olduğunu, talep olunan tüm alacak kalemlerine itiraz edip kabul etmiyor olduklarını, takip talebinde belirtilen malların müvekkili firmaya teslim edilmemiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Buna göre, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davacının takip konusu edilen 6 adet fatura kapsamında davalıdan 287.656,80-TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edilmiştir. Buna karşın, davalının bu faturaları ödediğine dair herhangi bir delil ibraz etmediği anlaşıldığından, söz konusu 287.656,80-TL asıl alacak yönünden davanın kabulüne, bu miktar yönünden itirazın iptali ile takibin asıl alacağa takip takibinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına karar vermek gerekmiştir. Davacının, 42.578,99-TL takip öncesi işlemiş faiz talebi yönünden ise, davacının takip öncesi davalıyı temerrüte düşürdüğüne ilişkin herhangi bir belge ve delil ibraz etmediğinden ve temerrüt oluşmadığından, takip öncesi işlemiş faiz talebi reddedilmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre, davalı borçlu tarafından fatura, ticari defter ve vergi kayıtları kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından düzenlenen ve davalı şirket tarafından itiraz edilmeden kabul edilen faturalara bakıldığından "fatura tanzim edildikten sonra vade tarihi 30 gündür." şeklinde kayıt olduğu ve bu kaydından davalı şirket tarafından da kabul edildiği alınan bilirkişi raporu ile ispatlandığını, davalı şirket tarafından bu faturalara TTK. Gereği 8 gün içinde içeriğine itiraz etmediğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesince kabul gören görüşe göre ise fatura üzerinde vade farkı ibaresi yer alıp faturayı alan tarafından herhangi bir itiraza uğramıyorsa ve faturayı alan kişinin ticari defterlerinde bu fatura kayıtlı ise bu durumda vade farkının talep edilmesinin mümkün olduğunu, takipte talep edilen faizin yasal faiz olup avans faizi olmadığını, her ne kadar takip sonrası avans faizi talep edilmiş olsa da da takip öncesi talep edilen faiz yasal faiz olduğunu, taraflar arasında Cari Hesap ilişkisi bulunduğunu, davacı şirketin muhtelif tarihlerde takip dayanağı olan faturadan kaynaklı davalı şirkete ürün ve hizmet sattığını, davalının fatura alacağından kaynaklı ödeme yapmadığını, davacının davalı şirkete ürünler/mallar satmış ve faturaları elektronik sistemden tebliğ ettiğini, davalının davacının düzenleyerek kendisine tebliğ ettiği faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi iade faturası vs. düzenlememiş, davacının davalı şirkete gönderdiği faturalara hiçbir itirazda bulunmamış olduğunu, kaldı ki mail üzerinde den borcu kabul ettiğini ve ileri tarihli bir çek vermek istediğini de beyan ettiğini, takdir edileceği üzere TTK 21/2. maddesi gereğince; tacir olan kişinin kendisine tebliğ edilen faturaya karşı Sekiz (8) gün içinde itiraz edilmemesi halinde fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiş ayrıca bu madde gereğince, "(2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." şeklinde denildiğini, davalı şirketin tüzel kişi tacir olduğunu, TTK'nın 21/2. maddesi davalı şirketi evveliyetle bağlayıcı nitelikte olduğunu, tarafların ticari defterleri, e-faturaların davalı şirkete elektronik olarak usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğine dair sistem kayıtları, davalı şirketin süresi içinde kendisine tebliğ olan faturalara herhangi bir itirazda bulunmaması, dosyada alınan bilirkişi raporu ve diğer somut deliler dikkate alındığında davacının birikmiş cari hesap alacaklarının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibi yerinde olup davalının istinaf talebi usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
İlk derece mahkemesi kararın karşı davalı tarafça da istinaf yasa yoluna başvurulmuş ise de, 12/02/2026 tarihli istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin karar ile davalı vekilinin 02/03/2026 tarihinde davayı istinaf ettiğinin anlaşıldığı halde ve nispi olarak yatırılması gereken istinaf karar harcı ile istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve istinaf avansının yatırılmadığından ve eksik harç ve avansın verilen kesin sürede tamamlanmadığından 6100 Sayılı HMK'nun 344/1 maddesi uyarınca davalı vekili tarafından yapılan istinaf yasa yoluna başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmamıştır.
GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının takipten önce temerrüte düşürülüp düşürülmediği noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "faturadan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 287.656,80 TL asıl alacağın, 42.578,99 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.
Taraflar arasında vadeye ilişkin bir sözleşme bulunmadığı takdirde, TBK'nın 117. maddesi uyarınca borçlunun temerrüde düşürülmesi için usulüne uygun şekilde keşide edilen ihtarname bulunması gerekir. Fatura düzenlenmesi ve tebliği veya faturaya tek taraflı olarak vade konulması anılan maddedeki şartları sağlamadığı için borçluyu temerrüte düşürmek için yeterli değildir. Faturaya TTK'nın 21/2 maddesinde düzenlenen süre içerisinde itiraz edilmemiş olsa dahi faturaya konulan tek taraflı vade kaydı faturanın asgari/zorunlu unsurları arasında bulunmadığından davalıyı bağlayıcı nitelikte değildir.
Somut olayda dava konusu sözleşmenin ifasıyla ilgilidir. Taraflar arasında vadeye ilişkin bir sözleşme bulunduğu iddia ve ispat edilmediği gibi, borçluya gönderilen bir ihtarname bulunmamaktadır. Buna göre, icra takibinden önce davalı/takip borçlusu temerrüde düşürülmediğinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yerinde değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince takip öncesi işlemiş temerrüt faizi talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.11/06/2026