İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, uluslararası ATA karnesi sistemiyle bağlantılı ödenen gümrük vergisinin tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasındaki görev uyuşmazlığını giderme kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, uluslararası ATA Karnesi sistemi çerçevesinde ulusal kefil kuruluşu tarafından, bir şirketin yurt dışındaki gümrük işlemlerindeki usulsüzlükler (Avusturyadan çıkış kaydının yapılmaması ve belgelerdeki düzeltmeler) nedeniyle ödemek zorunda kalınan 113.685,15 Euro tutarındaki gümrük vergileri ve resimlerinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında ortaya çıkan görev uyuşmazlığının giderilmesini konu almaktadır.

T.C.
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2026/1639
KARAR NO : 2026/1748
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12.06.2026
NUMARASI : 2026/584 Esas, 2026/658 Karar
MAHKEMESİ : TORBALI 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05.05.2026
NUMARASI : 2026/177 Esas, 2026/168 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 08.07.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 08.07.2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; davacının Geçici İthalat Sözleşmesi kapsamında, uluslararası ATA karnesi sisteminde ulusal kefil kuruluşu sıfatıyla davalı adına ödediği yabancı devlet gümrük ve resim bedelini tahsil etmek amacıyla başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; ATA karneleri hakkındaki düzenlemeler “Geçici İthalat Sözleşmesi” ile düzenlenmiş olduğunu, anılan sözleşmenin ilişik çekincelerle birlikte onaylanması; Dışişleri Bakanlığı’nın 9.9.2004 tarihli ve ÇEGY/352281 sayılı yazısı üzerine, 31.5.1963 tarihli ve 244 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nun 23.9.2004 tarih ve 2004/7905 sayılı kararı ile kabul edilerek 21.10.2004 tarih ve 25620 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olduğunu ve 15.03.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olduğunu, bu Sözleşme mevzuatımız uyarınca, Özel Kanun hükmünde olduğundan genel kanunlardan önce uygulanmasının gerekmekte olduğunu, anılan Sözleşmelerle düzenlenen sistem özetle şu şekilde işlemektedir: Yukarıda belirtilen sözleşme kapsamında düzenlenen ATA karneleri kapsamındaki mallar yurda geçici olarak gümrük vergilerinden muaf olarak girmekte ve karnede belirtilen yurtta kalış süresi içinde de yurtdışı edilmekte olduğunu, bu malların süresinde yurtdışı edilmemesi halinde de ithalat vergileri tahakkuk ettirilmekte olduğunu, birliğin bu sistemde teminat veren kuruluş olarak görevlendirildiğinden, tahakkuklar gümrük makamları tarafından Birliklerine tebliğ edilmekte olduğunu, .... A.Ş. adına İzmir Ticaret Odası tarafından düzenlenen TR-45684 sayılı ATA Karnesi kapsamında geçici ihracı yapılan eşya hakkında, Avusturya Gümrük Makamlarınca takibat başlatılmış olduğunu, takibatın temel nedeni, Avusturya Gümrük Makamlarının, karne kapsamındaki eşyanın Avusturya’dan veya Avrupa Birliği üyesi herhangi bir ülkeden usulüne uygun şekilde çıktığını gösteren yeterli ve kabul edilebilir belge bulunmadığı kanaatine varması olduğunu, süreç boyunca Birliğimiz tarafından hem Avusturya Kefil Kuruluşu WKO ile hem ICC ile hem de Ticaret Bakanlığı/Gümrükler Genel Müdürlüğü ile yazışmalar yürütülmüş; karne hamili tarafından sunulan belgeler ve Türk Gümrük İdarelerinden alınan teyit yazıları ilgili taraflara iletilmiş olduğunu, Avusturya Kefil Kuruluşu tarafından Birliğimiz’e bildirilen yazıda, TR-45684 sayılı ATA Karnesi kapsamında 17.06.2024 tarihinde takibat başlatıldığının bildirilmiş olduğunu, ATA Karnesi dip koçanları incelendiğinde; eşyanın 31.03.2023 tarihinde İzmir Gümrük Müdürlüğünde geçici ihracat işlemine tabi tutulduğu, 18.04.2023 tarihinde İsviçre’ye geçici ithalatının yapıldığı ve 26.04.2023 tarihinde İsviçre’den yeniden ihraç edildiğinin görülmüş olduğunu, ancak Avusturya Gümrük Makamları açısından sorun, eşyanın 28.04.2023 tarihinde Avusturya’ya transit girişinin yapılmış olmasına rağmen transit çıkış işleminin karne üzerinde yaptırılmamış olması olduğunu, Birlikleri tarafından, takibatın kapatılması amacıyla, eşyanın 09.05.2023 tarihinde Türkiye’ye geri döndüğünü gösteren karne koçanları Avusturya Kefil Kuruluşuna iletilmiş olduğunu, Birliğimiz, Avusturya’dan çıkış işlemi karne üzerinde yaptırılmamış olsa da Türk Gümrük İdarelerince eşyanın Türkiye’ye zamanında döndüğünü gösteren koçanların bulunduğu belirtilerek takibatın kapatılmasının talep edildiğini, ancak Avusturya Gümrük Makamları, sunulan dip koçanlarda tarih yanlışlıkları, çizikler, düzeltmeler ve çoklu mühürleme bulunduğu gerekçesiyle bu delilleri kabul etmediğini, bunun üzerine Birliğimiz tarafından, karne kapsamı eşyanın ülkeye döndüğünü gösteren ve gümrük idareleri tarafından koparılan sayfanın bir örneği de ek delil olarak Avusturya Kefil Kuruluşuna gönderilmiş olduğunu, ancak bu ek delil de, Türk Gümrük Makamlarınca tarih üzerinde yapılan düzeltmeler, çizikler ve çoklu mühürler nedeniyle Avusturya Gümrük İdareleri tarafından kabul edilmemiş olduğunu, Birliğimiz, 11.06.2025 tarihli yazısı ile Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğüne başvurmuş olduğunu, yazıda, Avusturya Kefil Kuruluşu tarafından başlatılan takibat ayrıntılı şekilde açıklanarak Avusturya Kefil Kuruluşunun 113.685,15 Euro tutarındaki gümrük vergi ve resimlerini kendi gümrük idaresine ödediğini ve ilgili tutarın Birliklerinden talep edildiğini bildirmiş olduğunu, ardından, söz konusu tutarın geri ödenmesi konusunda Avusturya Gümrük İdaresi nezdinde Bakanlıkça girişimde bulunulması talep edilmiş olduğunu, İzmir Gümrük Müdürlüğü tarafından temin edilen yazıda, TR-45684 sayılı ATA Karnesi muhteviyatı eşyanın yeniden ithalatına ilişkin işlemlerin 09.05.2023 tarihinde gerçekleştirildiği ve ATA Karnesi üzerinde yapılan düzeltmelerin usulüne uygun olarak yapıldığı bildirilmiş olduğunu, ancak Avusturya makamları açısından sorun, eşyanın Türkiye’ye dönüp dönmediğinden ziyade, Avusturya/AB çıkış işleminin karne üzerinde usulüne uygun ve okunaklı şekilde kanıtlanıp kanıtlanamadığı noktasında yoğunlaşmış olduğunu, .... tarafından İzmir Ticaret Odasına gönderilen 12.06.2025 tarihli yazıda, ATA Karnesinde eksiklik bulunmadığı, transit sayfasından eşyanın 28.04.2023 tarihinde Avusturya’dan çıkış yaptığının sabit olduğu, mühür ve benzeri işlemlere şirketin müdahalesinin bulunmadığı, tüm süreçlerin yasalara uygun şekilde yürütüldüğü ve teminatın iade alındığı belirtilerek ödeme talebine itiraz edilmiş olduğunu, birliğimiz ise 18.06.2025 tarihli yazısında, transit dip koçanındaki mührün Avusturya’dan çıkışı değil, karne kapsamı eşyanın 28.04.2023 tarihinde Avusturya’ya giriş işlemini gösterdiğini ifade etmiştir. Ayrıca ilgili karnenin transit dip koçanlarında eşyanın Avusturya’dan veya AB üyesi herhangi bir ülkeden çıktığını gösterir bir mühür bulunmadığından, ...’ın ödeme itirazının yerinde olmadığı, 113.565,97 Euro tutarındaki gümrük vergi ve resimlerinin Birliğimiz'e ödenmesi hususunda firmanın bilgilendirilmesinin İzmir Ticaret Odasından istemiş olduğunu, taraflarınca arabuluculuğa başvurulmuş olup, 2025/283 Arabuluculuk dosyasına ilişkin sürecin "Torbalı İcra Dairesinin 2025/7731 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazının iptali" konusu ile 26.11.2025 tarihinde anlaşamama olarak sona ermiş olduğunu belirterek, davanın kabulü ile davalının icra dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davanın açıldığı Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2026/177 E. 2026/168 K. sayılı kararı ile; mahkememize gelen dava dosyası incelendiğinde; dava dilekçesinde de belirtildiği üzere davanın Asliye Ticaret Mahkemesi olarak açıldığı ve Ticaret mahkemesinde görülmesi gereken işlerden olduğu anlaşılmıştır. 23.07.2004 tarih 25531 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu uyarınca Torbalı İlçesi İzmir Büyükşehir Belediye hudutları içerisine alındığından ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 24.03.2005 tarih 188 sayılı ihtisas mahkemelerinin yargı alanlarını yeniden belirleyen ilke kararı gereğince tarih belirtilmeksizin Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki merkez ilçe ile diğer ilçelerin adı ile kurulu Ağır Ceza Merkezlerinde oluşturulan müstakil Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin yalnız Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde kalan ilçeleri kapsamına alacak biçimde Ağır Ceza Mahkemesinin yargı çevresi olarak tespitine karar verildiği, bu karar ile mahkememizin (Ticaret Mahkemesi) sıfatının kaldırıldığı, açılan davaya İzmir Ağır Ceza Merkezinde kurulu müstakil Ticaret Mahkemelerinde bakılması gerektiğinin kabulü ile görevsizlik kararı verilmiş, karar 02.06.2026 tarihinde kesinleşmiştir.
Dosyanın gönderildiği İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/584 E. 2026/658 K. sayılı kararı ile, Dava; ATA Karnesi sisteminde kefil kuruluş olan Birliğin TR 45684 ATA karnesi kapsamı eşyaya isabet eden 113.565,97 Euro tutarındaki gümrük vergi ve resimlerin 26/06/2025 tarihinde Avusturya Gümrük İdarelerine ödenmesi sonucu ödenen bedelin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Eldeki davada öncelikle çözülmesi gereken sorun, işbu davanın ticari dava niteliğinde ve mahkememizin görev alanına dahil olup olmadığı noktasındadır. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev sahası ticari davalar ile sınırlandırılmıştır (TTK m.5). Hangi davaların ticari dava olduğu TTK'nun 4.maddesinde sayılmıştır. Ayrıca bazı davalara ve işlere Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılacağı özel kanunlar ile öngörülmüştür. Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Borçlar Kanunu'nun 241 ve 203; 444 ve 447; 487-501; 515-519; 532-545; 547-554; 555-560; 561-580.maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan davalar da ticari dava niteliğindedir. Bu ticari davalar mutlak ticari dava niteliğindedir. TTK'nun 19.madde hükmü uyarınca her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ticari davadır. Buna göre davanın her iki tarafının tacir olması ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekir. Bu tür ticarî davalar nisbi ticarî dava niteliğindedir. Somut olaya dönüldüğünde; davalı tacir niteliğini haiz ise de, davacı ...'nin tacir olmadığı, meslek kuruluşu olduğu ve ticari işletmesinin bulunmadığı, takibe konu edilen alacağın davacı taraf yönünden ticari işletme kapsamında değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla her iki tarafın tacir olması ve işin her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi şartının olayda gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Bu anlamda dava, nisbî ticari dava olarak da nitelendirilemez. Bu açıklamalara göre; somut olayda davacı gerçek kişinin tacir olmadığı, uyuşmazlığın TTK.'nın 4. maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasa hükmünün de bulunmadığı, bu itibarla davanın ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevi mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken ve genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemes'ine aittir. (Yargıtay Yüksek 13. Hukuk Dairesi'nin 12.05.2014 tarih, 2014/8115 Esas ve 2014/15041 Karar sayılı ilamıda bu doğrultudadır.)
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 26.03.2014 tarih ve 141 sayılı kararı ile, İzmir Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresi; İzmir Merkez, Kemalpaşa, Çeşme, Menderes, Seferihisar, Selçuk, Torbalı ve Urla olarak belirlenmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun İzmir Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresini düzenleyen anılan kararı uyarınca, Torbalı Mahkemeleri'nde açılan dava İzmir Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Davacının tacir sıfatı bulunmadığından, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca davanın ticari dava olmadığı kabul edilmek suretiyle asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğinden dava dilekçesinin görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi, İzmir Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresi Torbalı ilçesini de kapsaması ve Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan ve davacı tarafın sıfatı araştırılmadan görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle, usul ekonomisi de gözetilerek, dosyanın, görevli mahkeme olarak Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, Mahkememiz ile Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından görevli mahkemenin tayini için HMK'.nın 21. ve devamı maddeleri uyarınca yargı yeri belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi verilmiştir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2017/797 Esas, 2017/1026 Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.) gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı verilmiş, karar 07.07.2026 tarihinde kesinleşmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır;
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, dava, ATA Karnesi sisteminde kefil kuruluş olan Birliğin TR 45684 ATA karnesi kapsamı eşyaya isabet eden 113.565,97 Euro tutarındaki gümrük vergi ve resimlerin 26.06.2025 tarihinde Avusturya Gümrük İdarelerine ödenmesi sonucu ödenen bedelin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı tacir niteliğini haiz ise de, davacı ....'nin tacir olmadığı, meslek kuruluşu olduğu ve ticari işletmesinin bulunmadığı, takibe konu edilen alacağın davacı taraf yönünden ticari işletme kapsamında değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla her iki tarafın tacir olması ve işin her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi şartının olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, dava, nisbî ticari dava olarak da nitelendirilemez. Davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (Aynı konuda uyuşmazlığa ilişkin olarak Y.3.HD'nin 2025/1135 E. 2025/5155 K. sayılı içtihadı)
Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08.07.2026
5070 Sayılı Yasa gereğince e-imza ile imzalanmıştır.