İstinaf Kararı: Su markasının, ürünündeki yabancı madde iddialı sosyal medya paylaşımları nedeniyle açtığı haksız rekabetin tespiti ve manevi tazminat davası incelemesi.
Özet: Bir su markası sahibi şirket, tüketicinin satın aldığı kapalı su şişesinde yabancı bir cisim bulunduğunu sosyal medyada paylaşarak marka itibarını zedelediği ve haksız rekabete yol açtığı iddiasıyla tespit, önleme ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş; tüketici ise iddia edilen cismi içeren şişeyi açmadan muhafaza ettiğini, halk sağlığına duyarlılıkla hareket ederek yetkilileri ve kamuoyunu bilgilendirmeyi amaçladığını, firmanın tehditkar yaklaştığını ve şişenin açılmamış olduğunun resmi makamlarca tutanak altına alındığını savunarak davanın reddini talep etmiş, ilk derece mahkemesi davayı reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2133
KARAR NO:2026/783
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/06/2022
NUMARASI:2022/291 E. - 2022/616 K.
DAVANIN KONUSU:Haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "..." marka suların sahibi olduğunu, müvekkilinin adı geçen markayı uzun yıllardır kullandığı ve birçok market zincirine su temin ettiğini, davalının, zincir marketten almış olduğu "..." marka suyun içinde yabancı bir madde olduğunu iddia ederek defalarca müvekkilinden para talebinde bulunduğunu, müvekkilinin bu parayı vermeyi kabul etmediğini, bunun üzerine davalının beş litrelik su şişesini sosyal medyada paylaşarak müvekkiline ait "..." marka suyu kötülemeye başladığını, söz konusu paylaşımların gerçek dışı olduğunu, davalının bu iftiralarının müvekkiline ciddi zararlar verdiğini bugüne kadar Bakanlığın yapmış olduğu tüm denetimlerde herhangi olumsuz bir durum yaşanmadığını, davalının suyun açık olmadığını, kapalı olduğunu ve bu sebeple içindeki maddenin kendisi tarafından konulmadığını iddia etse de su şişesi hiç açılmamışsa o zaman davacının dava konusu paylaşımları yapmasının kendisine ne gibi bir yararı olacağını, v şişe açılmamışsa ve su davalı yanca içilmemişse davalının zararı da doğmayacağını,davalının paylaşımlarının TTK'nın 55/1/a-1 hükmüne göre yanlış, yanıltıcı ve gereksiz yere incitici açıklamalar olduğunu, haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının paylaşımları sebebiyle davacının manevi zarara uğradığını ileri sürerek, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve haksız rekabet teşkil eden fiillerine son verilmesine (paylaşımların şikayetvar ve tüm sosyal medya hesaplarından silinmesine), davalının 50.000,00 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davalının 20.09.2021 tarihinde Bağcılar ilçesi ... caddesi üzerinde bulunan ... isimli marketten 18:55-19:05 saatleri arasında 5 LT'lik pet şişede bulunan su satın aldığını, eve geldiğinde suyun içinde yabancı bir cismin olduğunu fark ettiğini, sinek/böcek benzeri bir cisim olduğunu tespit ettiğini, suyun insan sağlına zarar vereceğinden şüphe ile suyu açmayarak muhafaza ettiğini, evine geldiğinde ürünün içerisinde böyle bir yabancı cisim ile karşılaşan müvekkilinin uhdesinde bulunan üründe olan hatanın sağlık önlemi eksiliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını ve seri üretim hatası olup olmadığını ayrıca seri üretim halinde oluşacak olan halk sağlığı zararını gözeterek derhal önlem alınması için firma yetkilerine ulaşmaya çalıştığını, su üreticisi firma yetkilileri tarafından müvekkilinin evine kadar ziyarete gelindiğini, suyun firmaya iadesi talep edildiğini, suyun açılarak yabancı cismin müvekkil tarafından içine eklendiğini buna benzer bir çok olayla karşılaştıklarını müvekkilinin şişeyi iade etmesi halinde müvekkiline bir şey yapılmayacağını eğer iade etmezse kendisine dava açılacağını ve tazminat ödemesi gerekeceği yönünde cümleler kurulduğunu, toplum sağlığına hassas ve duyarlı vatandaş bilinciyle hareket eden müvekkilinin olaya önlem alınması ve açıklama yapılması için iletişime geçtiği firma yetkililerinden bir açıklama ve cevap alamayınca ve olayın üstünü kapatmaya çalışmaları üzerine çabalarından sonuç alamadığını, bunun sonucunda sosyal medya üzerinden vatandaşlar ve tüketicler üzerinde dikkat ve bilinç oluşturmayı amaçlayarak paylaşımda bulunduğunu, yapılan bu paylaşımda sadece sağlık vurgusu yaptığını, Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumları ekleyerek dikkat çekmeye çalıştığını, hakaret ve küçük düşürücü söylemlerden kaçındığını,davacının paylaşımlarından sonuç aldığını,resmi makam yetkililerin müvekkili ile iletişime geçtiğini, bu paylaşım üzerine sağlık bakanlığı tarafından suyu en yakın "Çevre Sağlığı Birimi İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Zeytinburnu Ek Hizmet binasına" götürülmesinin söylendiğini, bunun akabinde 02.12.2021 tarihinde şişeyi götürdüğünü, suyun "ambalajlı ve açılmamış " bir şekilde kuruma ulaştırıldığının ilgili memurlar tarafından tutanak altına alındığını, aynı tutanakta "... Markalı ... oladuğu pet şişe kısmında 12.09.2021 üretim tarihi 12.09.2022 son kullanım tarihi ... Parti numaralı bulunduğu etiketi üzerinde "Sakarya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 24.10.2016 tarih ve M5.54.25 sayılı izni ile ... A.ş Tarafından ... adresinde üretildiği ürünün kapağının açılmadığı ambajlı su içerisinde yabancı madde olduğu fotografları çekilerek tutanak altına alınmıştır. "ibaresi yer aldığını, davalının iyi niyetli olarak seri üretim halinde bulunan ve Türkiye'nin en çok şubesinin bulunduğu zincir market ve bir çok yerde satışı yapılan bu ürünün insan ve kamuoyu sağlına tehdit oluşturacağından endişe ile twitter ve şikayetvar isimli sitelerde bakanlığa çağrıda bulunduğunu, davacı tarafından ürünün sağlık müdürlüğüne teslimi sonrasında rapor tanzimi beklendiğini, 27.12.2021 tarihinde İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü Dr. ... tarafından imzalı olarak gönderilen Su Uygunluk Raporu (E-...-115.02.04 Sayı, ... ... başlıklı) raporunda ilgili su şisesinin mühürlenerek analizler yapılmak üzere kapalı şekilde teslim alındığını İstanbul 1 numaralı Halk Sağlığı Laboratuvarına gönderildiğini, ... protokol numaralı analiz raporunda bu suyun 25657 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... Yönetmeliğinde yer alan parametrik değerlere uygun olmadığının tespit edildiğini, uygunsuz çıkan ürün ile gerekli yasal işlemlerin başlatıldığını, davalının da Yönetmeliğe ve Kanuna aykırı insan sağlığını tehtit eden bu ürünün uygunsuz olduğunu ancak sosyal medya aracılığı ile ilgililere duyurmak zorunda kaldığını, davacı tarafından müvekkilinin suyu kendilerine teslim etmesi ve bu inadından vazgeçmesi adına iş bu davanın açıldığını, manevi tazminat talebi ile korkutulmaya çalışıldığını, somut olayda haksız rekabetin koşullarının oluşmadığını, beyan gerçek olursa haksız rekabet oluşmayacağını,Yargıtay güncel içtihatları incelendiğinde beyan gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemeyeceğine ilişkin tereddütte mahal vermeyecek şekilde görüş birliğine varıldığının görüleceğini,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/06/2020 tarihli ve 2017/39 Esas ve 2020/396 Karar sayılı ilamında da bu durumun belirtildiğini, davacının yaptığı açıklamaların doğruluğunun İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürülüğü tarafından tanzim edilen kurul raporu ile tasdik edildiğini, İl Sağlık Müdürlüğü raporuyla pet şişe içinde bulunan suyun kanuna ve yönetmeliklere aykırı bulunduğunu, davacının mesnetsiz iddialarının tamamının çürüdüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve manevi tazminat istemine yönelik olup ,Davacı taraf ... marka suların sahibi olduğunu davalının davacıya ait 5 L lik su satın aldığını, içinden yabancı cisim çıktığı iddiası ile ... ve de ... adlı sitelerde gerçeğe aykırı olarak paylaşımlar yaptığını davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini iddia etmiştir.Davacı taraf üretimlerinin resmi makamlarca denetlendiğine ve de sağlığa uygun olarak üretim tesis ettiklerine dayanak bir kısım belge ,inceleme raporları dosyaya sunmuştur.TPE ye yazılan müzekkere uyarınca ... markasının kullanım hakkının davacıya ait olduğu anlaşılmıştır.Davalı taraf görev itirazı ile birlikte davanın esastan reddini savunmuştur.6102 sayılı TTK’nın 54 vd. maddelerinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliği bulunan haksız rekabet hükümleri uygulanmak suretiyle çözümlenmesi gerekmekle iş bu dava yönünden davalının görev itirazı reddedilmiştir.Davalı delilleri kapsamında İl Sağlık Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış ,davalının satın almış olduğu 5 lt su şişesinin içindeki maddenin incelenmesi talebi üzere,02/12/2021 tarihli tutanak düzenlenmiş"ürünün kapağının açılmadığını 5 L pet şişe üzerinde etiket bilgilerinin ve üretim son kullanım tarihi bilgilerinin olduğu,ambalajlı su içerisinde yabancı bir madde görüldüğü hususları tespit edilmiş olup ,imza altına alındığı anlaşılmıştır.Davacıya ait markalı 5 L pet şişe su içerisinde yabancı madde olduğu hususu bu şekilde uyuşmazlık dışı olup Uyuşmazlık konusu; davalının satın almış olduğu ... marka 5 litrelik su içerisinde bulunan yabancı cisim sebebiyle davalının sosyal medya hesaplarından paylaşım yapması şeklinde ki eyleminin TTK 55.maddesi uyarınca haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, davacının manevi tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmakla ; Davacı taraf davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu iddiasında olduğu,davalının ise gerçeğe aykırı beyanda bulunmadığı , hak arama özgürlüğü kapsamında eylemlerinin değerlendirilmesi gerektiğini savunuştur.TTK 55/1-a (1) alt bendinde belirtilen" başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini, yanlış, yanıltıcı veya gereksiz incitici açıklamalarla kötülemek" şeklinde gerçekleşen eylemler haksız rekabet niteliğinde olup davacı taraf haksız rekabet iddiasını bu maddeye dayandırmaktadır.Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, TBK’nun 58. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.(T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/538 EsasKARAR NO:2022/657KARAR TARİHİ:05/04/2022)Davalı tarafın sosyal mecralarda yaptığı paylaşımlarının gerçek duruma uygun olduğu İl Sağlık Müdürlüğü 'nün 02/12/2021 tarihli tutanağı ile sabit olup aynı durum ve olay karşısında başkalarının da davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Bu sebeple davalı eylemlerinin haksız rekabet olarak nitelendirilmesi, davacının kişilik haklarının zarar gördüğü iddiası dinlenilebilir olamamakla davalının sergilediği eylemlerin hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının paylaşımlarından tespit ettiklerinin ... paylaşımları olduğunu, bu paylaşımların mahkemece hiç incelenmediğini, mahkeme sadece davalı tarafın yaptırmış olduğu incelemeye bakıldığını ve davanın reddedildiğini, davacının yapmış olduğu bu davranışların hukuk düzenince korunmadığını, aksi halde isteyen istediği kişiyi ve markayı istediği gibi karalama hakkına sahip olacağını, davalının davacıyı sosyal medya üzerinden karalamasının mahkeme tarafından hukuka aykırı görülmediğini, bunun kabul edilemez olduğunu, bu paylaşımların içeriğinin gerçek dışı olduğunu, davalının ... ve... üzerinden de şikayet başvurusunda bulunduğundan 08/10/2021 tarihinde Bakanlık yetkilileri tarafından müvekkiline ait fabrikaların denetlendiğini, dosyaya sunulan iki ayrı tutanak tutularak herhangi bir sorun olmadığının Bakanlık yetkilileri tarafından kayıt altına alındığını, davalının tek amacının davacıdan para almak olduğunu, çünkü söz konusu paylaşımların yapıldığı twitter hesabını sırf bu paylaşımı yapmak için Eylül 2021 tarihinde açtığını, hemen ardından da davaya konu paylaşımları yaptığını, davalının davacıdan para alabilmek için arkadaşlarıyla organize bir şekilde hareket ettiğini, davalının arkadaşlarının defalarca müvekkil şirket yetkililerini arayarak ... marka suyun içinde yabancı madde çıktığı haberinin doğru olup olmadığını sorduklarını, bu aramaların amacının davacıyı yıldırarak para vermesini sağlamak olduğunu, haberlerin kesinlikle gerçek dışı olduğunu, ... markasının Türkiye'nin en büyük su markalarından olduğunu, bugüne kadar Bakanlığın yapmış olduğu tüm denetimlerde herhangi olumsuz bir durum yaşanmadığını, davalı tarafın suyun açık olmadığını, kapalı olduğunu ve bu sebeple içindeki maddenin kendisi tarafından konulmadığını iddia ettiğini, mademki su şişesi hiç açılmamış ozaman davacının dava konusu paylaşımları yapmasının kendisine ne gibi bir yararı olacağını, çünkü açılmamış suyun içilmemiş olduğunu, o vakit davalının da zararı doğmadığını, herhangi bir zararı olmayan davalının bu durumda yapması gerekenin sadece Devletin yetkili ve görevli makamlarına durumu bildirmek, su şişesini teslim ederek inceleme yapılmasını sağlamak olması gerektiğini, ancak davalı taraf paylaşımları yaparak müvekkilni zor duruma düşürmek ve paylaşımları kaldırma karşılığında müvekkilinden para almayı amaçladığını, video kaydındaki su şişesinin açılmış bir şişe olduğunu, ya da ... markasının yazılı olduğu kağıt parçasının başka bir şişeye yapıştırılmasıyla elde edilen bir şişe söz konusu olduğunu, her iki ihtimalde de paylaşımlarda görünen suyun ... markasına ait olmadığını, dava konusu şişenin ... markasına ait olduğunu ve içinden yabancı madde çıktığını kesinikle kabul etmediklerini, davalının dosyaya sunduğu raporu kesinlikle kabul etmemekle beraber söz konusu raporun davanın haklılığını etkileyecek bir vasfı olmadığını, söz konusu paylaşımın içeriği kesinlikle yalan/yanlış olduğundan müvekkiline karşı haksız rekabet gerçekleştiğini,kaldı ki paylaşımın içeriği yanlış olmasaydı dahi yine de haksız rekabet söz konusu olacağını, çünkü TTK m.55/1/a-1 hükmünde sadece yanlış açıklamaların değil aynı zamanda yanıltıcı ve gereksiz yere incitici açıklamaların da haksız rekabet teşkil ettiğinin belirtildiğini, bir açıklamanın "yanıltıcı" veya "gereksiz yere incitici" olup olmadığı belirlenirken o açıklamanın içeriğinin doğru olup olmadığına bakılmayacağını, açıklamanın yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt "açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabı'' olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-39 Esas 2020/396 Karar ve 10/06/2020 tarihli kararının da bu yönde olduğunu, davalının paylaşımlarının orta yetenekteki olağan kişilerde olumsuz olarak algılanacağı ve müvekkiline zarar vereceğini,bu sebeple davalının söz konusu paylaşımları yapmasının lüzumu olmadığından ve söz konusu paylaşımların müvekkiline zarar verdiğinden müvekkiline karşı haksız rekabet şartlarının gerçekleştiğini, davanın hiç bir inceleme yapılmadan ilk duruşmadan reddedilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile haksız rekabet nedeniyle uğranılan manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, davalının sosyal medya hesabında (Tweetter) ''İnsan sağlığıyla bu kadar ucuz olamaz yetkililere sesleniyorum sesimizi duyun lütfen ...'' şeklinde paylaşımda bulunduğunu, yine Şikayetvar isimli platformda ''...'den aldığım ... 5 litrelik suyun içinde sinek var bu firma hakkında bir sürü şikayet olmasına rağmen hiçbir şey yapılmamış. Umarım bu sinek sağlığımızla oynayanlar hakkında ... İşlem yaparlar bunları göz ardı etmeye çalışıyorlar sağlığımızla oynayanalar hakkında buradan duyurmak istiyorum gereken yerlere başvuru devam edecek ''şeklinde paylaşımda bulunduğunu, bu paylaşımların içeriğinin doğru olmadığını, davalının davacıyı küçük düşürdüğünü, amacının davacıdan para almak olduğunu, kötüleme amacı taşıdığını, gereksiz yere incitici olduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, menine ve manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. TTK'nın 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. TTK'nın 54/2.maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup 54/2. maddede rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. TTK'nın 55.maddesinde, ''Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar'' kenar başlığı altında, altı ana başlık sayılmıştır.Bu ana başlığın ilk kategorisinde ''Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar" gelir (TTK md. 55/1.a-1). TTK'nın 55. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiş olup aynı maddenin 1.a.1 hükmümde başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemenin haksız rekabet teşkil ettiği belirtilmiştir.Somut olayda davalının sosyal medyadaki paylaşımlarının içeriği itibariyle, şikâyet hakkının kullanılması ve ifade özgürlüğü kapsamında bir açıklamadan ibaret olup olmadığının, davalının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığının ortaya konulması gerekir.İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Her ne kadar davacı, davalının paylaşımlarının kötüleme suretiyle haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmekte ise de ilk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere, davalının yukarıda yer verilen paylaşımlarının da hak arama özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve şikayet hakkının kullanılması çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki tüzel kişi tacir olan davacının manevi zararının oluştuğuna dair kanaatin de oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.