Danışmanlık ve hizmet alım sözleşmesinden doğan cezai şartın tahsili davasında, arabuluculuk dava şartı noksanlığı nedeniyle verilen usulden red kararının istinaf ve temyiz incelemesiyle kesinleşmesi.
Özet: Taraflar arasındaki danışmanlık ve hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağı talebiyle açılan davada, uyuşmazlığa konu sözleşmeye ilişkin arabuluculuk şartının yerine getirilmediği ve davacının farklı bir sözleşmeye ait arabuluculuk tutanağı sunduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmesinin ardından, davalının maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücreti talebiyle yaptığı temyiz başvurusunun da bölge adliye mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek onanmasıyla süreç kesinleşmiştir.

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1910 E., 2026/117 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 1. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2024/1120 E., 2025/676 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında “Danışmanlık ve Hizmet Alım Sözleşmesi” imzalandığını, davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerinin yerine getirmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde “taraflardan herhangi biri işletmenin devamını tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunur, yükümlülüklerini yerine getirmez, şirket borçlarını ödemez ve kârın düşmesine engel olacak faaliyetlerde bulunursa, karşı tarafa 200.000,00 Euro tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder” hükmü bulunduğunu belirterek, 200.000,00 Euro cezai şartın aynen ve tahsil tarihindeki devlet bankalarınca bir yıl vadeli döviz mevduat hesabına ödenen en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından sunulan arabuluculuk son tutanağının müvekkili şirketle davacı arasında akdedilen başka bir sözleşmeye ilişkin olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığın doğduğu "Danışmanlık ve Hizmet Alım Sözleşmesi" kapsamındaki 10. maddede yer alan cezai şarta yönelik bir arabuluculuk görüşmesinin mevcut olmadığı, taraflar arasındaki başka bir sözleşmeye ilişkin yapılan arabuluculuk başvurusunun dosyaya sunulduğu, işbu davanın açılmadan önce davaya konu uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının davasının reddine dair karar verildiğini, mahkemece lehlerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, taraflar arasındaki danışmanlık ve hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart bedeli istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.