Taşınmaz satışında harici sözleşmeyle ödenen kaporanın, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle denkleştirici adalet ilkesi uyarınca güncel değerinin iadesi davası.
Özet: Davacının, resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olan harici taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında davalıya ödediği kaporanın iadesi talebiyle açtığı davada; davalının, davacının alımdan vazgeçtiği yönündeki savunmasının kanıtlanamadığı ve geçersiz sözleşme nedeniyle yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerektiği sonucuna varılarak, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca Türk Lirası cinsinden ödenen miktarın bilirkişi tarafından belirlenen güncel değerinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ilk derece ve istinaf mahkemelerince karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3645 E., 2025/1727 K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 9. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/315 E., 2024/196 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vasisi vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davalıya ait 1 02... parsel sayılı taşınmazın müvekkiline satışı konusunda tarafların aralarında sözlü olarak anlaştıklarını, müvekkilinin davalının istediği 25.000 USD kaparoyu 19.04.2018 tarihinde, davalının Türk Lirası hesabının numarasını vermesi nedeniyle Türk Lirasına çevirerek 100.000,00 TL olarak banka hesabına gönderdiğini, davalının saygın bir kimse olması nedeniyle beklediğini, ancak davalının taşınmazı üçüncü kişiye sattığını, aldığı kaparoyu ise iade etmediğini, müvekkilinin 21.02.2022 tarihinde noter aracılığıyla 25.000 USD'nin 7 gün içinde ödenmesi gerektiği belirttiği bir ihtarname gönderdiğini, ihtarnamenin davalıya 26.12.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının cevap vermemesi üzerine icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; ödenen paranın denkleştirici adelet ilkesi gereği paranın enflasyon, TÜFE-ÜFE, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar dikkate alınarak güncel değerinin hesaplanmasından sonra arttırmak üzere, şimdilik 400.000,00 TL’nin ihtar tarihi olan 21.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.04.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle talep sonucunu 638.083,40 TL’ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davacının taşınmazı almaktan vazgeçtiğini, bu nedenle ödediği miktarı geri isteyemeyeceğini, satış bedelinin yabancı para kararlaştırılmadığını, ödenen miktarın TL olduğunu, davacının yabancı para üzerinden talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; tarafların harici arsa satışı konusunda anlaşmaları sonucunda, davacının davalıya "..., ... İlçesi, ... Mahallesi, 1 02... Parsel alımı için gönderilen" açıklaması ile 19.04.2018 100.000,00 TL havale işlemi gerçekleştirdiği, davalı taraf davacının "kapora anlaşması" sunmadığını, alacağın var olduğu kabul edilecek ise bizzat davacının taşınmazı satın almaktan vazgeçmiş olması nedeniyle ödediğini söylediği meblağı iade talep etmesi teammüllere ve Kanuna aykırı olduğunu, davacının davalıya 100.000,00 TL (yüz bin Türk Lirası) ödemiş olduğunu, bunun nasıl temin edildiğinin davalının ihtiyarında olmadığını, iade talebinde haklı olmadığını ileri sürmüş ise de, taraflar arasındaki havale işleminin niteliğine bakıldığında söz konusu ödemenin taşınmaz satın alım bedeline istinaden davacı tarafından davalıya gönderildiği, taraflar arasında yazılı bir harici satım sözleşmesi bulunmadığı, dosyaya sunulan ihtarname içerikleri ile dava konusu taşınmazın 3. kişiye satılmadığı hala davalı adına kayıtlı olduğu göz önüne alındığında; dava konusu taşınmazın satın alımından davalı tarafın iddia ettiği şekli ile davacı tarafın kendisinin vazgeçtiğinin kesin olarak kanıtlanmadığı, davacı ile davalı taraf arasında yazılı bir sözleşme olmadığı ve dava konusu havalenin söz konusu taşınmazın satın alım bedeline mahsuben gönderildiğinin havale işlem açıklamasından anlaşıldığı, bu hal ile davacının sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödediğini geri alma hakkı olduğu, ancak işlemin Türk Lirası olarak gerçekleştirilmiş olması nedeniyle hesaplamanın da 100.000,00 TL üzerinden yapılması gerektiği, bilirkişi tarafından ihtarnamede tanınan sürenin son günü olarak belirlenen 02.01.2023 tarihinden itibaren davalının temerrüde düştüğü ve 100.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince ulaştığı tutarın 391.924,04 TL olduğunun belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 391.924,04 TL'nin 02.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; taraflar arasında yapılan tapulu taşınmazın satışına ilişkin harici sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, bu sözleşmede fer'i bir hak olarak kararlaştırılan bağlanma parasına ilişkin hükmün de geçersiz bulunduğu, bu nedenle davalının satış bedeline mahsuben almış olduğu bağlanma parasını denkleştirici adalet ilkesine göre iade etmekle yükümlü olduğuna karar verilmesi isabetli bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; delil sunmayan davacının taşınmazı almaktan vazgeçmiş olması nedeniyle ödediği kaparoyu geri alamayacağını, parayı göndermesinden 3 yıl sonra ihtar keşide etmiş olmasının da satıştan kendisinin vazgeçtiğini gösterdiğini, temerrüt tarihinin 02.01.20 23... .01.2023 olduğunu, raporda hatalı hesaplama yapıldığını, itiraz ettiklerini hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücretinin mevzuata aykırı olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, sözlü olarak yapılmış olması nedeniyle şekil itibariyle geçersiz bulunan taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında kaparo olarak ödenen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi istemine ilişkindir. 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 177. maddesinde, sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar paranın, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılacağı (bağlanma parası olduğu) yönünde kanuni karine bulunmasına, bu nedenle ispat yükünün paranın bağlanma parası değil cayma parası olduğunu iddia eden davalıya ait olmasına, davalının cayma parası olduğu yönündeki iddiasını ispatlayamamasına, davacının alacaktan düşülmek üzere verdiği bağlanma parasını geçerli şekilde yapılmış bir taşınmaz satış sözleşmesi bulunmadığından sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında geri isteyebileceğinin sabit bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.2. İlk Derece Mahkemesince; ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 26.12.2022 tarihinden itibaren 7 günlük süre verilmesi nedeniyle. temerrüt tarihinin bu sürenin bittiği 02.01.2023 tarihinden sonraki gün olan 03.01.2023 olmasına, dolayısıyla faizin bu tarihten itibaren işletilmesine karar verilmesi gerekirken, sürenin son günü olan 02.01.2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi, ayrıca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 3 23... . maddeleri gereği kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması 6100 sayılı Kanunun 370/2 maddesi hükmü gereğidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan "02.01.2023" tarihi çıkartılarak yerine "03.01.2023" tarihinin yazılması, ayrıca 3. bentten sonra gelmek üzere ayrı bir bent olarak "Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 39.385,44 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine," bendinin yazılması ve sonraki maddelerin buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.