T.C. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ticari araçta tekrarlayan vites kutusu arızasının ayıplı maldan kaynaklandığı iddiasıyla, garanti dışı bırakılan onarım ve yedek araç bedellerinin iadesi talepli satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası.
Özet: Davacının ticari amaçla kullandığı ve davalıdan satın aldığı dizel otomatik aracının garanti süresi içinde vites kutusu, debriyaj ve volan arızalarının tekrar etmesi ve davalı servisinde yapılan onarımlara rağmen giderilememesi üzerine, haksız tahsil edilen 55.286,80 TL onarım bedeli ile aracın kullanılamadığı günler için araç kiralama bedelinin iadesini talep etmesine karşılık; davalı, arızanın üretimden değil kullanımdan kaynaklandığını, aracın 5 yıl ve 120.000 kmden fazla kullanıldığını belirterek gizli ayıp iddiasının reddi gerektiğini savunmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1055 EsasKARAR NO : 2026/606DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 13/12/2024KARAR TARİHİ : 26/06/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 30/06/2026Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ..... plakalı, ..... model dizel otomotik vitesli araç davalı ..... Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. şirketinin ..... şubesinden satın alındığını, aracın bakımlarının da resmi serviste, davalının ..... şubesinde yaptırıldığını, aracın müvekkil şirket tarafından şirket aracı olarak ticari amaçla kullanıldığını, garanti süresi içinde olmasına rağmen davalı tarafından ayıplı şekilde satıldığından tekrar tekrar aynı vites kutusu arızasının meydana geldiğini, 11/10/2023 tarihinde müvekkil şirkete ait ..... plakalı araçta daha önce de aynı hata yaşanmış olmakla birlikte araçta vites kutusu arızası meydana gelmiş ve davalı tarafın resmi servisine götürülmüş olduğunu, debriyaj ve volan değişimi ile birlikte aracın vitesi kutusunun değiştirildiğini, aracın kullanılması gerektiği için mecburen istenen onarım bedellerinin ödenmek zorunda kalındığını, haksız ödenen onarım bedellerinin müvekkil şirkete iadesi gerektiğini, aracı teslim aldıktan 3 saat sonra 15/10/2023 tarihinde araç viteslere geçmede sürekli problem yaşamış ve tekrar arıza kaydı oluşturulmuş olduğunu, araç, tekrar davalı servise götürüldüğünde yazılımsal bir güncelleme yapıldığı bilgisinin paylaşıldığını, aracın çok geçmeden tekrar aynı hatayı verdiğini, bu da aracın ayıplı şekilde satıldığını ve bizzat davalı servisinde onarım yapılmasına rağmen arızanın bir türlü düzeltilemediğini gösterdiğini, 18/10/2023 tarihinde araç tekrar aynı arızayı verdiğinden tekrar servise bırakılmak zorunda kalındığını, fakat davalı tarafından sorun bir türlü çözülememesine ve ayıplı mal olduğu açık olmasına rağmen, yedek araç tahsisi yapmayacaklarını ve onarımın en az 15 gün süreceğinin belirtildiğini, davalı taraf hem aracı ayıplı şekilde sattığı için tekrar tekrar aynı hatanın meydana geldiğini, yapılan onarımlara rağmen aracı sorunsuz kullanmanın bir türlü mümkün olmadığını, müvekkilinin aracı kullanamadığı günler için araç garanti kapsamında olmasına rağmen yedek araç tahsisi dahi yapmadığını, aracın kullanılamadığı süre için araç kiralama bedelinin belirsiz alacak olarak bilirkişi marifetiyle tespit edilerek araç kiralama bedellerinin de ödenmesini talep ettiklerini, yaşanan servis süreci çok uzun sürmesine rağmen müvekkili şirket aracı alırken herhangi bir yazılı evrak paylaşılmamış ve sadece sözlü olarak "aracınızın tamiri yapıldı gelip alabilirsiniz" dendiği, bu geçen süreçte de müvekkili şirketin aracı kullanamayarak zarara uğradığını, müvekkili şirkete ait araç garanti kapsamında olmasına rağmen yaşanan arızaların garanti kapsamı dışındaki işlem olduğu belirtilerek onarım bedeli olarak davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde 55.286,80-TL tahsil edildiğini, davalı şirket personeli tarafından email aracılığıyla yazılı olarak aracın baskı balata, volan yanık olması kaynaklı ...... 'ın aracın onarımlarını garanti kapsamına almadığı bilgisinin paylaşıldığını, meydana gelen bu arızaların giderilmesinin garanti kapsamında yapılması gerektiğinden, bu haksız şekilde tahsil edilen onarım bedeli tutarının geri ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin aracında meydana gelen arızanın bakım eksikliğinden, bakım gecikmesinden veya kullanıcı hatasından kaynaklanmadığının kesin ve net olarak belli olduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin onarım bedeli olarak ödediği 55.286,80-TL'nin ödeme tarihi olan 13/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizleriyle birlikte müvekkile ödenmesini, aracın kullanılamadığı süre için şimdilik 100-TL araç kiralama bedelinin ticari avans faizleriyle birlikte müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kanuni külfet ve yükümlülüklerini süresinde ve usulüne uygun olarak yerine getirmediğini, davacı taraf fatura bedelini ödedikten yaklaşık bir buçuk yıl sonra aracın gizli ayıplı olduğu iddiasıyla ödediği tutarın iadesi için işbu davanın ikame edildiğini, dava konusu araçta gizli ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksikliğin söz konusu olmadığını, dava konusu arac 5 yıl boyunca 120 bin km'den fazla yol kat ettiğini, davacının 5 yıl sonra araçta üretimden kaynaklı ayıp olduğu iddiasıyla açtığı davanın reddi gerektiğini, ayrıca araçta meydana gelen arıza kullanıcı hatasından kaynaklandığı için garanti kapsamında onarılamadığını, servis tarafından dava konusu aracın baskı balatasının ve volanının yanık olduğu ve bu yanıkların ürün/üretim kaynaklı değil kullanım kaynaklı oluştuğunun izah edildiğini, davacı tarafın onay vermesi üzerine ücretli olarak değişim yapıdığını, davacı tarafından şirket aracı olarak aktif olarak kullanılan dava konusu aracın baskı balata ve volanın zamanla aşınması veyahut yanması beklenmedik bir durum olmadığını, bilindiği üzere şirket araçları birden çok farklı kullanıcı tarafından farklı sürüş tarzı ile kullanıldığını, ayrıca bu araçlar uzun süre trafikte dur kalk yapmakta ve düşük devirlerle kullanıldığını, aracın sürüş tarzı, ani hızlanma/yavaşlama, agresif sürüş baskı balata ve volanın yanmasına neden olabildiğini, bu arızalarla bağlantılı olarak aracın vites geçişinde ve vites kutusunda sorun çıkabildiğini, öte yandan dava konusu aracın araç kullanım kılavuzuna uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiğini, dava konusu aracın davacı şirket çalışanları tarafından gerekli kontroller yapıldıktan sonra teslim alındığını, araç teslim fişi imzalanıp araç fiilen teslim alındıktan 5 yıl sonra araçta vites kutusu arızası bulunduğu iddia edilerek müvekkil şirkete karşı husumet yöneltilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı tarafın müvekkili şirketten 5 yıl önce aracı satın almış ve aracını düzenli olarak yetkilisi servisine getirmiş olduğunu, davacının aracı garanti kapsamına giren arızaların bulunması halinde ücretsiz olarak garanti kapsamı dışındaki arızalar bakımından ise ücretli olarak onarıldığını, dava konusu araçtaki arızanın davacının kullanımından kaynaklandığını, gizli ayıplı bir aracın 5 yıl ve 120 bin km boyunca aktif olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın araçtaki arıza neticesinde ..... plakalı aracın kullanılamaması nedeniyle ikame araç bedeli talep ettiğini, arızanın kullanıcı hatasından meydana gelmesi nedeniyle bu taleplerin yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE:-Dava, taraflar arasındaki araç sözleşmesi uyarınca davacıya satışı yapılan ..... plakalı ..... marka aracın ayıplı olarak satıldığı iddiası ile iş bu ayıpların giderilmesi kapsamında ödenen tamirat bedeli ile tamirat süresince aracın kullanılamadığı iddiası ile araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir.-Mahkememizce araç tescil kayıtları, servis kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, araç üzerinde keşif icra edilmiş ve esasa etkili deliller dosya arasına alınmıştır. -Her iki tarafın da tacir olduğu nazara alındığında uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.-Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK. 23/1 maddesinde; özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde TBK. satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, TBK. 223. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.-Türk Borçlar Kanunu'nunda ayıp durumunda alıcının seçimlik hakları 227. maddesinde düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre ''Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.-Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.-Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.''-Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur.-TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. -6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükümleri yer almaktadır-Taşınır araç satışlarında satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.-Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. (6098/TBK.m.219 ve 818/BK.m.194) Satıcı ile alıcı, ayıptan sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan anlaşma yapabilirler ise de, “Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (BK.196, TBK.221)-Yine satıcının hilesi varsa, ayıbın kendisine zamanında ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek ayıba karşı güvence borcundan ve sorumluluktan kurtulamaz (818 sayılı BK.m.220). -Kural olarak satış öncesinde davacı alıcıyı aracın hasarlı olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispat yükü davalı satıcıdadır.-Tarafların iddia ve savunmaları nazara alındığında taraflar arasında ...... plakalı ..... marka aracın satışının gerçekleştiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık satıştan sonra ortaya çıkan arızalardan dolayı tamirat bedelinden davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve varsa yine bu arızaların tamiri süresince araç mahrumiyet bedelinin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.-Mahkememiz dosyası dava konusu araç üzerinde yerinde inceleme yapılarak iddia olunan ayıp ve hataların satış sırasında mevcut olup olmadığı, ayıbın gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğu, arızaların kaynağı, kullanıcı hatası bulunup bulunmadığı, davacı tarafından arızaların giderilmesi amacıyla ödenen bedelin arızanın oluş şekline uygun olup olmadığının belirlenmesi, aracın serviste kaldığı sürenin arızanın giderilme şekline uygun olup olmadığı ile bu doğrultuda makul süre nazara alınarak mahrumiyet bedelinin belirlenmesi amacıyla otomotiv alanında uzman bilirkişilerden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 10/11/2025 tarihli raporda özetle; dava konusu aracın 159.756 km'de iken yapılan incelemede araçta bir şikayet/arızanın olmadığı, araçta ayıplı bir durum tespit edilemediği, dava konusu araçta 11.10.2023 (93.600km) tarihinde yapılmış olan baskı, balata, volan değişimi ücretinin (55.286,80 TL) garanti kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacının bu bedeli davalıdan talep etmesinin uygun olmayacağı, araç mahrumiyet bedelinin 3.250 TL olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.-Mahkememiz dosyası daha önce rapor veren bilirkişi heyetine tevdi edilerek davacı tarafın hukuki nitelikte olmayan teknik itirazlarının değerlendirilerek ek rapor düzenlenmesi istenmiş, düzenlenen 09/04/2026 tarihli raporda özetle; dava konusu 4 yılda 160.000 Km kat etmiş araçta keşfen inceleme anında gizli veya açık bir imalat hatasının varlığına rastlanmadığı, aracın arızasız ve ayıpsız halde normal çalışır durumda olduğu, aracın değiştirilmesini gerektirecek bir arıza veya ayıp halinin olmadığı, davacı vekilinin itirazlarının kök raporun yazımı aşamasında dikkate alındığı ve cevaplandığı, davacı vekilinin itirazlarının dosyadaki dilekçelerinin tekrarı niteliğinde olduğu ve dosyaya yeni bir belge-bilgi sunulmadığı, bu nedenle kök rapordaki görüş ve kanaatimizin aynen korunduğunun bildirildiği görülmüştür. -Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar ve alınan bilirkişi raporları nazara alındığında; her ne kadar davacı tarafça ticari satışa konu olan aracın ayıplı olduğu iddia edilerek tamirat bedeli ile araç mahrumiyet bedeline ilişkin zararın tazmini isteminde bulunulmuş ise de alınan raporda belirtildiği üzere inceleme anında araçta arıza göstergesinin bulunmadığı, vites kutusu ile ilgili sorun tespit edilemediği, servis kayıtlarına göre yerine getirilen baskı balata, volan vs söz konusu değişimlerin kullanmakla aşınabilecek parçalar olduğu, işbu aşınmaların araç kilometresi nazara alındığında olağan kullanım sırasında gelişen bir durum nedeniyle ortaya çıkabilecek kapsamda olduğu, aracın ilk 3 yılda 100.000 Km kat ettiği ve özel binek araçlara göre 2 kat daha fazla trafikte seyrettiği dikkate alındığında, araçtaki volan, debriyaj, arızalarının kullanım kaynaklı olduğu, araçta gizli veya açık bir imalat hatasının bulunmadığı görülmektedir.-Her ne kadar davacı tarafça düzenlenen raporlarda arıza geçmişinin dikkate alınmadığı, bu hususun aracın ayıplı olarak satıldığı şeklinde itirazları mevcut ise de bilirkişiler tarafından kök ve ek raporlarda bu hususların irdelendiği, yine ek raporda arıza ve değişim kayıtlarının kronolojik olarak listelendiği, teknik inceleme kapsamında farklı tarihlerdeki değişim ve bakımların olağan kullanımdan kaynaklı olduklarının tespit edildiği anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.-Bu doğrultuda araçta kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran ve davalı tarafından gizlenen bir ayıbın söz konusu olmadığı, davalı tarafından aracın ayıplı olarak satıldığına ilişkin iddiaların ispatlanamadığı, bu nedenle davacının seçimlik hakkı kapsamında araç tamirat bedeli ve mahrumiyet bedeline ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİ ile;2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 945,87-TL harçtan mahsubu ile bakiye 213,87 TL harcın davacıya iadesine3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/06/2026 Katip .....e-imzalıdır Hakim ....e-imzalıdır