İzmir 1. Asliye Ticaret ile Bergama 3. Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki fide alım satımı alacak davasındaki görev uyuşmazlığına ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari bir şirket ile tacir olmayan bir şahıs arasındaki fide alım satımına dayalı alacak davasında ortaya çıkan görev uyuşmazlığını incelemektedir. Bergama Asliye Hukuk Mahkemesi, davanın ticari bir ilişkiye dayanması sebebiyle dosyanın İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermişken, İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi ise davalının tacir olmaması ve uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda sayılan özel durumlar dışında kalması nedeniyle davanın doğrudan ticari dava vasfı taşıyıp taşımadığını sorgulayarak görevli mahkeme konusundaki anlaşmazlığı belirtmektedir.

T.C.İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ8. Hukuk DairesiESAS NO : 2026/1400 KARAR NO : 2026/1818T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 28.04.2026NUMARAS I : 2026/47 Esas, 2026/377 KararMAHKEMESİ : BERGAMA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 14.01.2026NUMARASI : 2026/7 Esas, 2026/1 KararDAVA : ALACAKKARAR TARİHİ : 13.07.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 14.07.2026İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Bergama 3. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında fide alım satımına dayalı süreklilik arz eden bir ticari ilişki olduğunu, davalıya değişik tarihlerde sipariş üzerine fide satıldığını, ticari ilişkinin cari hesap üzerinden yürüdüğünü, TTK kapsamında düzenlenen cari hesap sözleşmesine göre yürütülen ilişki sebebi ile davaya bakmakla görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu, davalıya satılan ve teslim edilen fidelere ilişkin fatura düzenlendiğini, teslimatın dilekçe ekindeki mal teslim fişleri ile sabit olduğunu, davalının fatura içeriklerine faturaları aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmadığını, faturaları ticari defterlerine kaydettiğini, alacağın tahsili amacı ile Bergama İcra Müdürlüğünün 2025/2704 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, icra takibi ile davalının mütemerrit duruma düştüğünü, bu nedenle alacağa temerrüt tarihinden itibaren TTK'nın 1530. maddesi gereğince ticari temerrüt faiz işletilmesi gerektiğini beyanla, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 351.342,07 TL asıl alacağın temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.Bergama 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2027/7 Esas, 2026/1 Karar sayılı 14.01.2026 tarihli ilamı ile, ".. somut olayda davanın ticaret mahkemesi sıfatıyla ikame edildiği, eldeki davada ticaret mahkemelerinin görevli olduğu, ticari davada 6102 sayılı Yasanın 7. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu açıktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkarak görev ilişkisi haline geldiği, göreve ilişkin kuralların kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda, Bergama ilçesinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmamakla birlikte Hakimler ve Savcılar Kurulunun 07.07.2021 tarihli 608 sayılı kararı ile "İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin İzmir İlinin mülki sınırları" olarak belirlenmesine karar verildiği, davanın anılan kararın yürürlüğe girdiği 01.09.2021 tarihinden sonra açıldığı, bu kapsamda, İzmir Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı alanına dahil olduğu, dosya esasının ilgili mahkeme tarafından ihtisas mahkemesi olarak görülüp çözümlenmesi gerektiği"gerekçesi ile dosyanın resen görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/47 Esas, 2026/377 Karar sayılı 28.04.2026 tarihli ilamı ile de, "6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 Sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır " şeklindeki düzenleme ile, artık 01.07.2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, görevin 6100 Sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi gerekmektedir. Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 Sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde( b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerden bulunması, yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalara göre; dava konusu somut olayda, her ne kadar davacı tacir ise de, davalının ticaret sicilden ve vergi dairesinden gelen yazı cevapları gereğince tacir olmadığı, dava konusu ihtilafın, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 2 adet faturaya dayalı alacağın davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, dava konusu uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken dava olması nedeniyle iş bu davada mahkememiz görevli bulunmadığından davanın usulden reddine, davacının ve davalının adreslerinin Bergama olduğu ve davaya konu icra takibinin de Bergama İcra Dairelerinde başlatılmış olması nedeniyle işbu davada görevli mahkemelerin Bergama Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu " gerekçesi ile mahkemenin görevsizliği sebebi ile davanın usulden reddine, görevli mahkemenin Bergama Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, karar 26.05.2026 tarihinde kesinleşmiştir.Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır;Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin 21.07.2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177/1. fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup, bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.Somut olayda, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Bergama Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıya verilen cevapta, davalının müdürlük kaydının olmadığı, Bergama Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan yazıya verilen cevapta ise ...'ın potansiyel vergi mükellefi olduğu, şirket ortaklığının ve yöneticiliğinin, adi ortaklık ortaklığının ve ticari mükellefiyet kaydının bulunmadığı yönünde cevap verilmiştir.Bu durumda gelen resmi yazı cevapları esas alındığında; davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, faaliyetin esnaf boyutunda olduğu, aksinin iddia ve ispat edilmediği, nispi nitelikteki ticari davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiği anlaşılmakla davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Bergama 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Bergama 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13.07.2026