Web sitesi tasarım ve yazılım hizmeti sözleşmesinden doğan alacak davasında icra takibine itirazın iptali talebiyle başlayan yargılama sürecinin temyiz incelemesi.
Özet: Web sitesi tasarımı ve yazılım hizmeti sözleşmeleri uyarınca doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiği iddiasıyla açılan davada, ilk derece mahkemesi davacının edimlerini yerine getirdiği ve davalının teslim almaktan haksız yere imtina ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve %20 icra inkar tazminatına karar vermiş; ancak istinaf mahkemesi, alacağın yargılamayı gerektirmesi ve davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığına hükmederek bu talebi reddetmiş, esasa ilişkin diğer hususları onamıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2989 E., 2025/979 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2019/1251 E., 2021/500 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; tarafların web sitesi tasarımı ve yazılım hizmeti sunması konusunda anlaştığını, bu kapsamda aralarında 12.02.2018 tarihinde “Saleforce Sözleşmesi”, 26.04.2018 tarihinde Web Site Tasarım Sözleşmesi” ve 11.09.2018 tarihinde Ek Protokol imzalandığını, belirtilen sözleşmeler uyarınca davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmesine rağmen davalı tarafından hizmet bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin haksız itiraz neticesinde durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yüklenicinin üstlendiği yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediğini, mailerle bunun davacıya bildirildiğini, faturaların hiçbir surette kabul edilmediğini, sözleşmelerde öngörülen zaman dilimlerinin aşıldığını ve sözleşmelere uygun biçimde teslim yapılamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmeye konu işin davacı tarafından yapılıp teslime hazır hale getirildiği, davalının programı alıp bilgisayarlarında kurmadığı, bu nedenle teslim yapılmadığı, kurulum yapılıp kullanılmaya başlanmayan programın erişim izni verilmediği gerekçesiyle davalı tarafça red edilmesinin haklı bir tarafı olmadığı, kurulum yapılıp testler yapıldıktan sonra gerçekte eksikliğinin olup olmadığının ortaya çıkacağı, davalı buna izin vermediğine göre teslim almaktan haksız yere imtina ettiğinin kabulü gerektiği, sunucularını davacının kullanımına açmayan davalının haksız olduğu, sözleşmede temerrüt faizinin aylık %2 olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takip dosyasına yönelik davalı itirazının 513.278,57 TL ve 43.782,81 USD yönünden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, asıl alacak 452.455,43 TL'ye yıllık %24, 41.300,00 USD'ye ise yıllık 3095 Sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 151.692,46 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, alacağın yargılamayı gerektirmesi ve davanın da kısmen kabul edildiği anlaşıldığından davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davalının İstanbul 36. İcra Dairesinin 2019/37555 Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 513.278,57 TL ve 43.782,81 USD yönünden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, asıl alacak 452.455,43 TL'ye yıllık %24, 41.300,00 USD'ye ise yıllık 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına, geri kalan kısma yönelik talebin reddine, icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; icra inkâr tazminatı koşullarının somut olayda varolduğunu, sözleşme hükümleri ile yapılması gereken ödeme miktarlarının ve vadelerinin belli olduğunu, istinaf kararı ile davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarında değişiklik yapılamayacağını beyan etmektedir.2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taraflarınca ibraz edilen mail içerikleri dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, davacının sözleşme ile belirlenen sürelere riayet etmemesi nedeniyle sözleşmeden dönme haklarını kullandıklarını, taraflarına kurulum yapılacağına dair bildirimde bulunulmadığını, işlerin istenilen ve sözleşmeye uygun şekilde yapılmadığını, davacıya yapılan bildirimler sonrası düzeltme yapılacağı belirtilmesine rağmen düzeltmelerin yapılmadığına ilişkin birçok mail mevcut olduğunu, bilirkişi raporlarında da işin yapılıp yapılmadığını, yapıldı ise ne şekilde yapıldığını, bu tespite ne şekilde varıldığı, süresinde yapılıp yapılmadığına ve eserin teslim edilip edilmediğine, davacı tarafından erişim izni verilip verilmediğine, teslimden kaçınılıp kaçınılmadığına, tevdi mahalli tayin edilip edilmediğine, müvekkil şirketin temerrüde düşüp düşmediğine ilişkin herhangi bir somut tespit, detaylı açıklama ve gerekçeli inceleme yapılmadığını, dosyanın yazılım ve kreatif uzmanı kişiye tevdii gerektiğini, eserin teslim edilmemesinde kusurları bulunmadığını, bilgisayar programına ilişkin iş soyut nitelikte olmakla birlikte, teslimi mümkün ve ölçülebilir bir edim olduğundan teslim şekli ve tevdi mahallinin dijital yollarla belirlenebileceğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve Gerekçe 1- Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gösterildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı, dosya içeriği, karanın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve ileri sürülen temyiz sebeplerine göre davalı vekilinin tüm temyiz istemleri yerinde görülmemiştir. 2- Davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından:Dava; eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkâr tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir. Borçlunun takibe itirazının haksız olup olmadığının tespitinde alacağın likit olup olmadığı esas alınmaktadır. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda ise, alacak likit alacaktır. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını belirlemek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinebilecek durumdadır. Likit bir alacak söz konusu ise takip konusu alacağın miktarı bellidir ve böyle bir durumda borçlu takibe itirazında haksız görülecektir. Davada bilirkişi incelemesine gidilmesi de tek başına alacağın likit olup olmadığını göstermeyecektir.Somut olayda; taraflar arasındaki eser sözleşmesinde işin bedeli ve ödeme vadeleri açıkça belirlenmiş olup, davacı yanca sözleşme ile kararlaştırılan bu bedel davalıdan talep edililerek, buna ilişkin faturalar düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince takip konusu iş bedeli alacağının varlığı kabul edilmiş ve davalı aleyhine ayrıca icra inkâr tazminatına hükmedilmiştir. Kararın davalı yanca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi alacağın likit olmadığı gerekçesiyle, icra inkâr tazminatının tahsiline ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırmış ayrıca buna dayalı olarak davalı lehine 30.000,00 TL vekalet ücretine hükmetmiştir.Takibe konu alacağın tamamı taraflar arasında tanzim edilen sözleşme ile hüküm altına alınmış olduğundan davalı borçlu iş sahibi tarafından hesaplanabilir yani likit niteliktedir. Bu husus dikkate alınarak, davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davacının icra inkâr tazminat talebinin reddine hükmedilmesi ve buna bağlı vekalet ücreti takdiri doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,2-Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazının kabulü ile, sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının A) bendinin son paragrafındaki "2-İcra inkâr tazminatının REDDİNE," ibareleri çıkarılarak yerine "4-Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 151.692,46TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibarelerinin yazılmasına ve B) bendinin 7. fıkrasındaki "30.000,00 TL" ibareleri çıkarılarak yerine "4.080,00 TL" ibarelerinin yazılmasına hükmün bu şekilde gerekçesi değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacı yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.