Yüklenicinin onarım işini geciktirmesi sonucu sözleşme feshedildiğinde, kullanılamayan bina için ödenen kira bedelinin tazmin edilebilir zarar olduğuna dair emsal karar.
Özet: Bir kamu kurumunun kiralanan binasının genel onarım işini üstlenen yüklenicinin işi süresinde teslim etmemesi ve sözleşmenin feshine yol açması üzerine, davacı kurumun binayı kullanamadığı dönemde ödemek zorunda kaldığı kira bedelleri ile fesih kaynaklı zararlarını talep ettiği davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri bu talepleri farklı gerekçelerle reddetmiş olsa da, ilgili yüksek mahkeme dairesi, yüklenicinin gecikmesi nedeniyle binanın kullanılamaması sonucunda ortaya çıkan ve kurum tarafından ödenen kira bedellerinin davacının gerçek zararı olduğuna ve bu zararın tespit edilerek yükleniciden tahsil edilmesi gerektiğine karar vererek yerel mahkeme hükmünü bozmuştur.
6. Hukuk Dairesi         2025/2332 E.  ,  2026/1630 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/25 E., 2025/494 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ... SGM Hizmet Binası olarak kullanılmak üzere müvekkili kurum tarafından kiralanan binanın genel onarım işini üstlendiğini, sözleşme gereğince davalının 28.02.2016 tarihinde işi teslim etmesi gerekirken etmediğini, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini, 29.03.2017 tarihli fesih hakediş raporu ile müvekkili kurumun davalı yükleniciden 49.287,43 TL alacaklı olduğunun hesaplandığını, dava konusu binanın genel oranım işinin yeniden ihale edildiğini, yeni yüklenicinin teslim tarihinin 22.10.2017 olarak belirlendiğini, müvekkilinin davalının işi teslim etmesi gerektiği tarihte teslim etmemesi nedeniyle kullanamadığı bina için kira ödemeye devam ettiğini ve zarara uğradığını, 28.02.20 16... .10.2017 tarihleri arasında kurumlarınca ödenen toplam kira bedelinin 573.087,25 TL olduğunu ileri sürerek 49.287,43 TL kurum zararı ile fuzulen ödenen 573.087,25 TL kira bedeli olmak üzere toplam 622.374,68 TL kurum zararının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamış, ön inceleme duruşmasında yaklaşık bir sene hakediş alamadığını, bu nedenle işlerini yapmakta sıkıntı çektiğini, talep edilen 49.287,43 TL için aleyhine takip başlatıldığını, takibin derdest olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli kararı ile davacı idarece mevzuata ve sözleşmeye uygun olarak yapılan fesih işlemi sonucunda idarenin uğradığı zararlar ve gerekli ceza-i işlemler uygulanmak suretiyle düzenlenen fesih hakedişinde idarenin davalı yükleniciden alacaklı olduğunun belirlendiği, ancak davacının bu alacak için icra takibi başlattığı ve itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla davacının bu alacak talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, davacının kira tazminatı talebi yönünden, cezayı aşan zararın istenebilmesi için sözleşmenin feshedilmemiş olması ve ifada gecikme olmasının zorunlu olduğu, sözleşme ya da şartnamede, sözleşmenin feshinden dolayı idarenin kira tazminatı isteyebileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle kira tazminatı talebine ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli kararı ile sair istinaf itirazlarının reddi ile davacının talebinin gecikme tazminatı değil kullanılamayan bina için kira sözleşmesi gereğince 3. kişiye ödenmek zorunda kalınan kira bedeline ilişkin olduğu, davalının onarım işinde gecikmesi ile davacının kira sözleşmesi gereğince ödemek zorunda olduğu kira bedeli arasında illiyet bağı bulunmadığı gibi esasen davacı kira sözleşmesi gereğince her halukarda kira bedeli ödemek zorunda olduğundan zarara uğradığından da söz edilemeyeceği, talep olunan kira bedelinin bu gerekçeyle reddi gerekirken yazılı gerekçeyle reddinin hatalı olduğu gerekçesiyle gerekçe düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, davacının 3. kişiden kiralamış olduğu binanın genel tadilat işini 28.09.2015 tarihli sözleşme ile davalı yükleniciye verdiği, sözleşme gereğince davalı yüklenicinin tadilat işini 28.02.2016 tarihinde bitirip davacıya teslim etmesi gerekirken süresinde edimini yerine getirmediği, davacı tarafça işin ikmal sözleşmesi ile dava dışı 3. kişiye ihale edilerek tamamlattırıldığı, 3. kişi ile yapılan sözleşmeye göre işin bitim tarihinin 22.10.2017 olduğu, bu durumda davalı tarafça tadilat işi süresinde yapılmadığından davacının sözleşme konusu binayı kullanamadığı, bu nedenle de bina için tadilat süresince kira bedeli ödemek zorunda kaldığı, davacının zararını talep edebileceği, bu zararın da davalının binayı teslim etmesi gerektiği tarihten 3. kişi ile imzalanan ikmal sözleşmesinde belirtilen işin teslim tarihi arasında ödediği kira bedeli kadar olduğu, mahkemece bu zararın tespit edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda bilirkişi heyetince düzenlenen 09.05.2025 tarihli ek raporda Yargıtay kararı, dava konusu alacağa esas kira sözleşmesi, kurum olurları ve ödeme emri belgeleri incelenmiş olup, bozma ilamında belirtilen tarihler olan 28.02.2016 ilâ 22.10.2017 tarihleri arasında davacı tarafın hukuken talep edebilecek olduğu tazminat miktarının 573.656,21 TL olarak hesap edildiği gerekçesiyle taleple bağlı kalınmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 573.087,25 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; reddedilen 49.287,43 TL tutarındaki hakediş farkı alacağının fesih hakediş raporuna dayalı olduğunu, bu açık ve belgeye dayalı hakediş farkı alacağının reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kira bedelleri aylık olarak farklı tarihlerde ödendiği için, hükmedilen kira bedellerine her ay için ayrı ayrı ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen 573.656,21 TL'lik tazminat miktarı ile dosya içerisinde bulunan üç ayrı bilirkişi heyeti tarafından tespit edilmiş tazminat miktarları uyuşmadığı halde miktarlar arasındaki mübayenet giderilmeden hüküm kurulduğunu, müvekkile verilen tadilat işinin binanın kullanımına engel teşkil edip etmediği hususu tespit edilmeden davacı kurumun ödemiş olduğu tüm kira bedelinden müvekkilin sorumlu tutulmuş olmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu onarım işine ait sözleşmede idarenin kiralamış olduğu bina ile ilgili kira tazminine ilişkin herhangi bir hükmün de yer almadığını, fesih hakedişinde idarenin sözleşmede belirtilen cezaları da kestiği, fesih kesin hakedişi sonrası idare ile müvekkil yüklenicinin iş ilişkisi bitmiş olduğundan idarenin müvekkille iş ilişkisini sonlandırdığı tarihten sonraki dönem için de müvekkilden kira tazminatı istenemeyeceğini, davacının kendi kusuruna dayalı gecikme sürelerini hesaplamayan ve davacının kendi kusuru ile geciktiği sürelere tekabül eden kira miktarını da hesapladıkları kira tutarından düşürmeyen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, kesilen para cezalarının da tazminattan düşürülmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.