İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, davacının davalıya mimari proje alacağı borcu bulunmadığına dair ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit ve icra takibinin iptali davası.
Özet: Dava, bir şirketin, başka bir şirket tarafından mimari proje alacağı iddiasıyla başlatılan 300.000 TLlik icra takibine karşı, aralarında ticari ilişki veya hizmet alışverişi bulunmadığı ve dolayısıyla borçlu olmadığı tespiti talebiyle açtığı menfi tespit davasıdır. Davalı taraf, yasal tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, iddialarını destekleyecek ticari defter veya belge sunmamıştır. Yapılan bilirkişi incelemesinde, tarafların BA/BS formlarında 2022-2024 yılları arasında herhangi bir ticari ilişki kaydına rastlanmadığı ve davalının icra takibine dayanak olarak herhangi bir fatura ya da belge ibraz edemediği belirtilerek, davacının borçlu olmadığı yönündeki iddiası desteklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2025/761 EsasKARAR NO : 2026/526DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 19/10/2025KARAR TARİHİ : 16/06/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket vekilinin düzenlemiş olduğu 19.10.2025 tarihli harç ikmal makbuzlu dava dilekçesinde özetle: “Davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine ... 30. İcra Dairesi... E. sayılı dosyası iletakip başlatıldığını, takibe dayanak olarak herhangi bir belge bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir hizmet almadığını ve davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, açıklanan nedenlerle; müvekkili şirketin alacaklı olduğunu iddia eden davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığının tespiti ile icra dosyasının iptaline, davalının %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/Davalı tarafa usule uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.DELİLLER VE GEREKÇE/Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Dava konusu uyuşmazlığın, davalı tarafından davacı aleyhine ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan genel haciz yolu ile takipten kaynaklı 300.000,00-TL alacak bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin hususlarından kaynaklandığı görülmektedir.... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı ... Şti. tarafından 29.01.2024 tarihinde davacı şirket hakkında; 300.000,00.-TL asıl alacak miktarı üzerinden takip başlatılmış olduğu, takip dayanağı olarak “Müvekkil alacaklı şirketin borçlu şirkete yapmış olduğu mimari proje alacaklarının tahsili ” gösterildiği görülmektedir. ... Vergi Dairesi Müdürlüğü' nün ... tarihli yazısı ekinde davalı şirketin 2022-2023-2024 yıllarına ait Karşılaştırmalı BA/BS formları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü' nün 20.02.2026 tarihli yazısı ekinde davacı şirketin 2022-2023-2024 yıllarına ait Karşılaştırmalı BA/BS formları gönderilmiştir.Davalı tarafça davaya cevap verilmemiş, aşamalarda da herhangi bir beyanda bulunulmadığı görülmüştür. Taraflara ticari defterlerini dosyaya ibraz etmek üzere kesin süre verilmişse de davalı tarafından ticari defterler sunulmadığı gibi, ticari defterlerin bulunduğu açık adresi dahi bildirmemiştir.Davacının ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişisi marifetiyle inceleme yapılmıştır.Mahkememiz 10/02/2026 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek 1 mali müşavir bilirkişiye tevdi ile tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenerek taraflar arasında takip alacağına dayanak olarak gösterilen hizmetin taraf defter kayıtlarında ve vergi dairesi kayıtlarında bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki ya da hizmet ilişkisi bulunup bulunmadığı, davalı takip alacaklısı tarafından başlatılan takibe dayanak hizmetin verilip verilmediği konusunda rapor alınmasına karar verilmiştir.Bu kapsamda muhasebe-finans uzmanı bilirkişi ...'ndan alınan 14/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu icra takibi; Davalı ... Şti. tarafından 29.01.2024 tarihinde ... 30. İcra Müd. ... E. sayılı dosyasında; davacı şirket hakkında; 300.000.-TL Mimari Proje Alacağı olarak takip başlatılmış olduğu, Takip dayanağı olarak “Müvekkil alacaklı şirketin borçlu şirkete yapmış olduğu mimari proje alacaklarının tahsili amaçlı genel haciz yolu ile icra takibi 300.000.-TL” gösterilmiş olduğu, taraf şirketlere ait BA/BS Formlarındaki kayıtlara göre; taraf şirketler arasında 2022-2023-2024 yıllarında herhangi bir ticari ilişki kaydı bulunmadığının anlaşıldığı, davacı şirketin 2022 yılına ait Kurumlar Vergisi Beyannamesi’ nin dosyaya sunulmuş olduğu, Kurumlar Vergisi Beyannamesi’ nin içeriğinde; davacı şirketin 2022 yıl sonu itibarıyla oluşan Bilanço (Ana Hesap) ve Gelir Tablosu kayıtları bulunduğu, Söz konusu kayıtlar üzerinden davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki mevcut olup olmadığı hususunda tespit yapmanın mümkün olmadığı, Taraflar arasındaki ticari ilişki ya da hizmet ilişkisi bulunup bulunmadığı hususunda tespit yapılabilmesi için ticari defterlerin (yevmiye ve kebir) incelenmesi gerektiği, dava konusu icra takibine dayanak olarak “…mimari proje alacakları…” gösterilmiş olduğu, dayanak olarak davalı şirket tarafından herhangi bir fatura veya belge sunulmamış olduğu, tespit edilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde, "mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir" hükmü bulunmaktadır.Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delil niteliğindedir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de, ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bu durumda her iki tarafın ticari defterlerinin de incelenmesi zorunludur. Ancak karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defteri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden, verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde mahkeme karşı taraf defterindeki kayıtların doğru olduğunu kabul edebilir. Bu açıklamalar ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinden yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı, defterlerini sunmayarak, davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığını tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde davacının alacaklı olduğuna dair kayıtları mevcut olduğu halde sunulmadığını ve bunun sonucunda davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine değil oluşturduğunun kabulü gerekir.( ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar)Dava konusu uyuşmazlık, davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu aleyhine ... 30. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takip konusu alacağa dayanak olarak gösterilen "..." hizmetinin davalı tarafından, davacıya verilip verilmediği, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının, davalıya takip konusu icra dosyasından borçlu olup olmadığının tespiti istemine ilişkin hususlardan kaynaklandığı görülmektedir. Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin kambiyo senedinde görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, bedelsizlik iddiasına dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve ...E., ...K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.Somut olay tahtında yapılan değerlendirmelere göre dava konusu icra takibine dayanak olarak “...mimari proje alacakları...” gösterilmiş olduğu, dayanak olarak davalı şirket tarafından herhangi bir fatura veya belge sunulmamış olduğu, taraf şirketlere ait BA/BS Formlarındaki kayıtlara göre; taraf şirketler arasında 2022-2023-2024 yıllarında herhangi bir ticari ilişki kaydı bulunmadığının anlaşıldığı, davalının verilen kesin süreye ve kesin sürenin sonuçları ihtar edilmesine rağmen ticari defterlerini dosyaya ibraz etmediği ve ibrazdan kaçındığı, davacı ticari ilişkinin varlığını inkar ettiğine göre , ispat yükü kendisine geçen davalının ticari ilişkinin varlığını TMK md. 6 hükmüne göre usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekeceği, davalı tarafından takibe dayanak herhangi bir belge sunulmadığı, fatura, sözleşme ve hizmetin verildiğini tevsik eden hiç bir belge ibraz edilmediği gibi verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını da ibraz etmediği,... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası, Mali Bilirkişi tarafından düzenlenen mahkememizce de hükme esas alınan denetime elverişli 14/05/2026 tarihli rapor, taraf şirketlere ait 2022-2023-2024 yıllarına ait BA BS formları ve tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde sübut bulan davanın kabulü ile, davalı tarafından başlatılan ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takip dosyası nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takibinin iptaline, ispatlanamayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜ ile, davalı tarafından başlatılan ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, ... 30. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takibinin iptaline, 2-)İspatlanamayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 20.493,00-TL karar harcının peşin yatırılan 5.123,25 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 15.369,75-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-)Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 48.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-)Davacı tarafından yatırılan 10.012,00-TL yargılama gideri ile 5.123,25-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı toplamı 15.750,65-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,6-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,7-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/06/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır