İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tazminat talepli davada ıslah ve gerekçe eksikliklerini değerlendirdiği istinaf kararı.
Özet: Bir kooperatif üyesi, tapu devri yapılmasına rağmen villaların fiziki teslimatının gecikmesi ve ferdileştirme sürecinin tamamlanmaması nedeniyle kira kaybı ve yersiz aidat ödemeleri gibi zararlarının tazminini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, aidat talebini kesin hüküm nedeniyle usulden reddederken, kira kaybı talebini ise davacının kooperatife olan borçlarını ödemeyerek kendi yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle esastan reddetmiş, davacı taraf ise istinaf başvurusunda, mahkemenin talep artırımı (ıslah) isteği hakkında karar vermeyerek hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini ve kararın yeterli gerekçe içermediğini ileri sürmüştür.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/467
KARAR NO: 2026/912
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2021
NUMARASI: 2018/651 Esas - 2021/1161 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Kooperatif Üyeliğinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 24/06/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında "..." adı ile anılacak yapı inşa edilmesi kararlaştırıldığını, kooperatif tarafından inşa edilen yapıların.... Etabında yer alan ... ve ...numaralı yapılar ile .... Etabında inşa edilecek olan yapılarda ... ve . numaralı yapıların davacıya ait olacağı konusunda anlaştıklarını, .. etapta yer alan .... ve ...numaralı bağımsız bölümlerin tapularının tesis edildiğini ancak 25/10/2014 tarihine kadar filii teslimin sağlanamadığını, diğer kooperatif üyelerine ferdileştirme işleminin yapıldığı 01/04/2011 tarihinden anahtar teslim tarihi olan 25/10/2014 tarihine kadar davacıya kullandırılmaması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiğini, davacıya ait villalara ilişkin tapuların 05/10/2012 tarihinde düzenlendiğini ancak söz konusu tapuların haksız ve hukuka aykırı olarak davacıya teslim edilmediğini, ayrıca davalı kooperatifin haksız ve hukuksuz olarak ferdileştirme işlemini zamanında yapmaması nedeni ile müvekkil ödemek zorunda olmadığı aidat bedellerini de ödemek zorunda kaldığını beyanla maddi tazminat talepleri bakımından aidat ödemelerine ilişkin şimdilik 1.000 TL'nin davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesine, ... Konut Yapı Projesinde ...ve ... numaralı villalara ait aidat ödeme tarihi olan 01/04/2011 'den anahtar teslim tarihi olan 25/10/2014 tarihine kadar kiradan mahrum kalınan kullanım bedellerinin şimdilik 1.000,00 TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasındaki uyuşmazlığın birinci etapta çok önceden yapılan ... ve ...no.lu villalar olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, davalı kooperatifin alınan karar gereğince davacının isteği doğrultusunda davacıya ait villaları içlerini yapmadan teslim ettiğini, davacı tazminat istediği dönem içerisinde binanın içlerinin imalatını yapmadığını, davacı dava konusu villaların içini halen yapmadığını, kooperatife ait binaların kurasının 3 Ağustos 2002 tarihinde çekildiğini, bu kura sonucu .... ve .../ no.lu villaların davalıya ait olduğunun belli olduğunu, kesin hüküm, hak düşürücü ve zamanaşımı iddialarının dikkate alınarak davanın usulden reddine, haksız ve mesnetsiz gerçek dışı iddialara dayanarak açılan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Aidat ödemelerine ilişkin talebin, Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/77 E. - 2015/1193 K. Sayılı ilamı ile hükme bağlandığı ve ödendiği anlaşıldığından bu talebin kesin hükme dayalı bir talep olduğu görülerek, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
Dosya kapsamı ve bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda; ortakların tapu devri isteyebilmek için her türlü borç ve yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmiş olmaları gerektiğini, kooperatif ticari defterlerine göre davacının 04/09/2012 olan ihtarname tarihi itibariyle davalı kooperatife 11/03/2012 kayıt tarihli 40.014,90 TL ve 03/09/2012 tarihinde 514,90 TL borcu bulunduğu, buna rağmen ihtarname üzerine tapu devrinin yapıldığı anlaşıldığından, bu haliyle davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeden mahrum kalınan kira kaybı alacağını talep edemeyeceği anlaşılmış ve açılan davanın sübut bulmadığından reddine" karar verilmiştir. "
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde ; İstinaf konusu olayda da, müvekkil tarafından yerel mahkeme huzurunda belirsiz alacak davası ikame edildiğini, yapılan yargılama sırasında müvekkil tarafından, 30.11.2021 tarihli duruşmada ıslah (talep artırımı) yapmak için süre talebinde bulunulduğunu, yerel mahkeme huzurunda yapılan yargılama sırasında HMK 107/2 maddesindeki düzenlemeye uyulmaksızın müvekkilin ıslah (talep artırımı) talebi konusunda bir karar verilmeksizin davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkemece, ıslah (talep artırım) talebimize rağmen, müvekkilin ıslah (talep artırım) talebi konusunda karar verilmeksizin davanın esası hakkında verilen karar ile müvekkilin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, ilk derece mahkemesi kararında davanın kabulüne dair gerekçelerin gösterilmediği, sadece bilirkişi raporuna atıf yapıldığı, davanın hangi gerekçe ile kabul edildiği açıklanmadığı bu haliyle istinaf denetimine elverişli bir karar bulunmadığını ileri sürmüştür.
İlk Derece Mahkemesinin 21/02/2022 tarihli İstinaf Başvurusunun Değerlendirilmesi Kararı ile ; mahkemenin kararının miktar yönünden kesin olarak verildiği anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK 346.maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir,
İstinaf başvurusunun reddi kararına karşı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nun 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava; kooperatif üyeliğinden kaynaklanan davacıya tahsis edilen bağımsız bölümlerin geç teslimi nedeniyle fazladan ödendiği iddia olunan aidat bedelleri ile uğranılan kira kaybının tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemenin 21/02/2022 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararı ile; mahkeme kararının kesin olarak verildiğinden istinaf başvurusunun HMK 346.maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Davacı vekili huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, mahkemenin yargılama sırasında HMK 107/2 maddesindeki düzenlemeye uyulmaksızın müvekkilin ıslah (talep artırımı) talebi konusunda bir karar verilmeksizin davanın reddine karar verildiğini ileri sürmüştür.
Yargıtay'ın yerleşik hale gelen emsal kararlarında dava dilekçesininde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının açıkça yazılı olması veya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesine dayanıldığının belirtilmesi gerekir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18/02/2021 tarih 2019/4774 E. 2021/4322 K. Sayılı ilamında bu husus "alacağın belirsiz olduğunun dava dilekçesinde açıklanması bu noktada önemsizdir.
Zira alacak belirsiz ise alacaklının kısmi dava veya belirsiz alacak davası açma hakkı vardır. Dava dilekçesinde "belirsiz alacak davası" açıldığı yazılı değilse veya Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesine dayanılmamışsa, dava konusu miktarların 50-100-1000 TL gibi gösterilmesi halinde davanın kısmi dava olarak açıldığı kabul edilmelidir. Sonradan alacaklı tarafın davayı belirsiz alacak davası olarak nitelemesi sonuca etkili değildir." şeklinde ifade edilmiş olup Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 21/01/2021 tarih 2019/2997 E. 2021 331 K. Sayılı kararında aynı görüştedir.
Bu genel açıklamalar ışığında bakıldığında davacı vekili dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı açıkça yazılı olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesine de dayanmadığı, davanın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere kısmı dava olarak açıldığı anlaşılmıştır. Ancak kısmi davalarda istinaf sınırı (kesinlik sınırı) dava edilen miktara göre değil, alacağın veya talep edilen hakkın toplam değerine göre belirlendiğinden dava edilen miktara göre istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Dosyaya ibraz edilen Bilirkişi ... ve ... tarafından düzenlenen 12/01/2021 havale tarihli raporda; Davacının, davalı kooperatiften aidat ödemelerme ilişkin tazminat talep edemeyeceği, Davacının 67 ve ...molu bağımsız bölümler de hisse oranın tam olduğu,dava konusu taşınmazların 27/02/2009 tarihinde yapı kullanma izin belgesi aldığı, Davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği 01/04/2011-25/10/2014 tarihleri arasındaki kira bedellerinin, ... ve ...nolu bağımsız bölümlerin her biri için 217.814,00 TL olacağı, ... sağlık sorunlarının olması ve yerine atanan ...'inde yurt dışında olması sebebiyle raporun Mali Müşavir ve İnşaat Y.Mühendisi tarafından düzenlendiği belirtilmiştir.
Mahkemece; dosya içerisine görevlendirilen kooperatif uzmanının yurt dışında bulunması sebebiyle rapora iştirak edilmediği görülmekle ilgili dosyada kooperatif bilirkişi olarak ...'nın görevlendirilmesine karar verilmekle bilirkişi heyetinden alınan 27/09/2021 havale tarihli ek raporda; maddi tazminat kapsamında tahsili istenen ortak gider avansının Büyükçekmece 2. Sulh hukuk Mahkemesinin 2014/77 esas sayılı, 2015/1193 karar sayılı kararı uyarınca ödendiği, bu nedenle maddi zarar teşkil edip etmediğinin mahkemenin takdirinde olduğu, kooperatifin 21/10/2007 tarihli olağanüstü genel kurulunun 4.maddesinde dileyen ortakların ise genel kurulda kabul edilen bütçeyi ödemek kaydıyla ince işçilik ve bahçe düzenlemesi yapıldıktan sonra teslim alabileceğinin kararlaştırıldığı, davacının kooperatife başvurusunun tespit edilemediği, kaldı ki ortakların tapu devri isteyebilmek için her türlü borç ve yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmiş olmaları gerekeceğini, kooperatif ticari defterlerine göre davacının 04/09/2012 olan ihtarname tarihi itibariyle davalı kooperatife 11/03/2012 kayıt tarihli 40.014,90 TL ve 03/09/2012 tarihinde 514,90 TL borcu bulunduğu, buna rağmen ihtarname üzerine tapu devrinin yapıldığı, davalıya ait taşınmazların halihazırdaki fiili durumu ve rapor kapsamındaki tespitleri doğrultusunda kira kaybı oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise davalı kooperatifin sorumlu olup olmadığı konusunda hukuki değerlendirmenin mahkemenin yetkisinde olduğunu, mahkemece sorumluluğun kabul edilmesi halinde geçerli olmak üzere kira kaybı tutarının 242.008,00 TL olduğu görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Davacı vekili 30/11/2021 tarihli duruşmada; itirazlar doğrultusunda ek rapor alınmasını, mahkeme aksi kanaatte ise ıslah için süre verilmesini talep etmiş olmasına rağmen mahkemece davacıya ıslah için süre verilmeden tahkikat aşamasının bittiği bildirilerek ve yargılamaya son verilerek hüküm tefhim edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın "ıslah ve maddi hataların düzeltilmesi" başlığı altında 176 ile 182. maddeleri arasında ıslah düzenlenmiştir.
Islah tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde yaptığı usul işlemlerini, kanunda öngörülen sınırlar içinde düzeltmeye yarayan, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnası olan bir hukuki imkan (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.II, s.1487) olarak tanımlanmaktadır.
Islah, mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık bir irade beyanı olup şartları yerine getirildiği takdirde ıslahın yapılabilmesi, karşı tarafın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. Islah yoluna başvurulmak istendiğinde bu yönde yazılı veya sözlü bir talebin olması gerekir.
Kanunun davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesine göre, davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.
HMK 181. maddesine göre, kısmen ıslaha başvuran tarafa ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir, bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.
Islahın ne zamana kadar yapılacağı HMK'nun 177. maddenin birinci fıkrasında "Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir." şeklinde düzenlenmiştir.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
O halde; davacı vekili tarafından ıslah beyanının tahkikatın sona ermesinden önce yasal düzenlemeye uygun olarak bildirilmesine rağmen davacının hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkı ihlal edilerek, davacı yana, ıslah için gerekli usuli işlemlerin tamamlanması yönünde önel verilerek usulüne uygun olarak yapıldığı takdirde ıslah sonucu ileri sürülen talep çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ../11/2021 tarihli ve 2018/.. Esas 2021/.. Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/06/2026