Vekalet görevinin kötüye kullanılarak parsellenen taşınmazlardaki haksız tescillerin iptali, alacak ve tescil taleplerini içeren çok yönlü hukuk uyuşmazlığı.
Özet: Dava, vekilin müvekkillerine ait taşınmazları tevhit ve ifraz ederek parsellere ayırma yetkisini kötüye kullanıp, müvevekillere düşmesi gereken bazı parselleri satış yetkisi olmaksızın komşu maliklere veya üçüncü kişilere tescil ettirmesiyle oluşan zararın tazmini ile tapu iptali ve tescil taleplerine ilişkin olup; vekil, savunmasında tüm işlemlerin vekalet sözleşmesine uygun yapıldığını, müvekkillerin anlaşma gereği vermeleri gereken payı vermeyerek kendisini zarara uğrattığını ileri sürmektedir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/33 E., 2025/603 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2015/215 E., 2022/103 K.Asıl dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı alacak; karşı dava, vekalet ilişkisinden kaynaklı alacak; birleştirilen dava ise vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ve bedel istemlerine ilişkindir.Asıl davada davacılar; davalı ...'in tevhit, ifraz ve parselasyon işlemleri için ... Noterliğinin 18.07.2014 tarihli ve ... yevmiye sayılı vekaletnamesi ile vekil tayin edildiğini, davalının bu vekaletname ile önce komşu parselle davacıların taşınmazını tevhit ettirdiğini, sonrasında ise parselasyon işlemi yaptırdığını, davacılara 11 52... , 15, 16, 17, 18... ada 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15 parsel sayılı taşınmazlar olmak üzere toplam 20 parça taşınmaz verildiğini, 11 52... , 12... parsel sayılı taşınmazların bir kısmının davacılara ait taşınmaz sınırları içerisinde kalması nedeni ile komşu parselle orantılı bir hisselendirme yapılması gerekirken bu üç taşınmazın tamamını komşu parsel sahibine tescil ettirdiğini, satış nedeniyle zarar gördüklerini, vekaletnamede satış yetkisinin bulunmadığını ileri sürerek 11 52... , 12... parsel sayılı taşınmazlarda kendilerine isabet etmesi gereken payın değerinin tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişler, aşamada davacılardan ...’ın ölümü üzerine terekesine temsilci olarak ... tayin edilmiştir.Birleştirilen davada davacılar; asıl davadaki iddialarını yineleyerek 11 52... parsel sayılı taşınmazın maliklerinin ... ..., ... ... ve... olduğunu, kısmen ya da tamamen 11 52... parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer alan 11 52... , 12... parsel sayılı taşınmazlar ile kısmen 11 52... parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer alan 12 27... , 2, 3, 4 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar ve tamamen 11 52... parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer alan 10, 11, 12... parsel sayılı taşınmazların, 11 52... parsel sayılı taşınmazların maliklerinden... adına tescil ettirildiğini, 11 52... , 12... parsel sayılı taşınmazların üçüncü kişilere, eldeki davaya konu 12 27... , 2, 3, 9, 10, 11... parsel sayılı taşınmazların ise ...’e vekaleten davalı ...’e temlik edildiğini, 11 52... parsel sayılı taşınmaz sınırında yer alan 12 27... parsel sayılı taşınmazın ...’e, 12 parsel sayılı taşınmazın ise ... ...’e devredildiğini, davalı ...’in davalı ...’in kardeşinin eşi olduğunu, dava konusu taşınmazlardan 11 52... parsel içerisinde tamamen kalan taşınmazların adlarına, kısmen içerisinde kalan kısımların ise payları ile orantılı olacak şekilde hisselendirilmesi gerektiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, ...’in bu durumu bilebilecek konumda olduğunu ileri sürerek 12 27... , 2, 3, 9, 10, 11... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile ½ payın ... adına, ½ payın ise ... mirasçıları adlarına tesciline, mümkün olmazsa şimdilik 15.000,00 TL bedelin davalı ...’ten tahsiline, 12 27... ve 12 parsel sayılı taşınmazlar için de şimdilik 10.000,00 TL bedelin davalı ...’ten tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.... mirasçısı ... 19.10.2015 tarihli dilekçesi ile; anne ve babasının 11 52... parsel sayılı taşınmazın imara açılması ve sonrasında arsa olarak parsellenmesi işlerini davalı ...’in yapacağını, bunun karşılığında imar planlarının hazırlanması için şehir plancısına ver arsa parselizasyonu için harita mühendisine ödenecek masraflar ile tapu masraflarının annesi ve babası tarafından karşılanacağını, anne ve babasının 20 parça taşınmaz alacağını ve işi takip eden ...’e bir tanesini vereceğini, ancak arsalar değerlenince annesi ve babasının damatları ...'in etkisinde kalarak ...’e verecekleri bir parça taşınmazı vermediklerini, ...’in yaptığı masrafları dahi ödemediklerini, annesi ve babası tarafından açılan haksız davadan feragat ettiğini, karşı davayı da kabul ettiğini bildirmiştir. Asıl davada davalı-karşı davada davacı; davacıların maliki oldukları 11 52... parsel sayılı taşınmazın imara açılması, komşu 11 52... parsel sayılı taşınmaz ile birleştirilmesi, sonrasında bu yerin imar planının hazırlanması ve arsa olarak parsellenmesi, oluşacak parsellerin de dilediği şekilde taksiminin yapılması hususunda kendisini vekil tayin ettiklerini, önce yerin imara açılması için il özel idaresine müracaat ettiğini, sonra da komşu parselin sahiplerini ikna ettiğini, sonra da şehir plancısı ve danışmanlık hizmeti aldığını (... Şirketi) ve planı belediye il genel meclisine sunduğunu, plan onayının alındığını, bu arada taşınmazın ... Belediyesi sınırlarına alındığını, taşınmazın parselizasyonunu harita mühendisine hazırlattığını, belediye encümenine sunduğunu ve onaylandığını, bunun üzerine 20 parça taşınmazın davacılar adına tescil edildiğini, aralarındaki anlaşmaya uygun hareket ettiğini belirterek asıl davanı reddini savunmuş, karşı davada, davacıların yapılan iş karşılığı kendisine bu 20 parça taşınmazdan birini vermeyi vaat etmelerine rağmen vermediklerini, şehir plancısına ödediği 20.650,00 TL’yi de kendisine ödemediklerini, vekalet ilişkisinden kaynaklı ücret alacağının ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 20.650,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Birleştirilen davada davalı ...; vekaleten yaptığı bir satış işlemi olmadığı için husumet itirazında bulunduğunu, ... mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmasına rağmen eksik mirasçı olduğunu, asıl davanın eldeki dava yönünden derdestlik oluşturduğunu, zamanaşımının geçtiğini, davacıların ve komşu parsel sahiplerinin imar ve sonrasında taksim işlemlerini yapması için kendisini vekil tayin ettiklerini, davalı ...’e vekaleten bir temlik yapılmadığını, davacılarla yaptığı anlaşmaya uygun hareket ettiğini, davacıların kendisine karşı edimlerini yerine getirmediklerini, mirasçılardan ...’in 2015/73 Esas sayılı davada anlaşmanın kendi anlattığı şekilde olduğunu ikrar ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Birleştirilen davada davalı ...; davalının eşinin ablası olduğunu, ancak aralarında çıkar ilişkisi olmadığını, davalı ...’in eşinin emlak ve danışmanlık şirketi olduğunu, eşi ile birlikte yatırım amaçlı arsa aradıklarını söyleyince yeni parselledikleri dava konusu yerlerin ileride değerleneceğini ve arsa sahiplerinin bir kısım parselleri satmak istediğini söylediklerini, arsa sahibi ... ile görüşüp taşınmazları satın aldıklarını, bunun dışında kimseyle bir ilişkisi olmadığını, bedeli ...’e ödediklerini, ...’in vekaleten işlemi yaptığını, iyiniyetli olduklarını, zamanaşımının geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; tevhid ve ifraz işleminin iptal işlemine konu edilmediği, davacı tarafın davalı ...'in vekil tayin etmesindeki amacın ifraz ve tevhid işlemini gerçekleştirmek olduğu, vekilin bu yönde işlem yaptığı, ancak sonucu itibariyle her iki işlem gerçekleştirilmeden önce davacı taraf toplamda 11 52... nolu parsel olarak 10.209, 49... yere sahip iken, ifraz ve tevhid işlemi gerçekleştirildikten sonra toplamda 5.974, 22... yere sahip olduğu, tevhid sonrası oluşan 11 52... parsel numaralı 21.987, 23... olarak arsa vasfında taşınmazdan yol olarak tefrik edilen 4.970, 36... dışlandığında davacı tarafın yaklaşık 7.901, 57... yer alması gerektiği, buna karşın yukarıda ayrıntıları yazıldığı üzere davacı taraf adına kayıtlı olması gereken 12 27... , 11, 12... parsellerin tamamı 12 27... , 2, 3, 4, 9 nolu parseller ile 11 52... , 12, 13 parsellerin ise kısmen davacılar adına tescil edilmediği, bu suretle vekalet görevinin açıkça kötüye kullanıldığı, davalılardan ...'nun birleştirilen 2016/156 Esas sayılı davada diğer davalı ...'in kardeşi ... ...'nun eşi olduğu bu nedenle tapu iptal ve tescil talebi yönünden davalı ...'nun iyiniyet iddiasının da dinlenemeyeceği, karşı davalılara ait yerin imara açılması, gerekli izinlerin alınması, komşu parsel sahipleriyle uzlaşılması yanı sıra, bu konuda özel ve teknik bilgisi olan harita mühendisi ve şehir plancısına bedel ödediğinin kuşkusuz olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, kararın asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili, asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili ve birleştirilen davada davalı ... tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleştirilen dava yönünden yapılan incelemede; davacılara toplamda 7.901, 57... verilmesi gerekirken 5.974, 22... verilmesi nedeni ile 1.927, 35... az yer verildiği konusunda bir ihtilaf olmadığı, 12 27... , 11, 12... parsellerin tamamı ile 11 52... parsel için 15, 95... , 11 52... parsel için 61, 48... ve 11 52... parsel için 268, 89... , 12 27... parsel için 180, 38... , 1227 ada-2 parsel için 167, 00... , 12 27... parsel için 139, 86... , 12 27... parsel için 115, 47... ve 1227 ada-9 parsel için 288, 36... kısmının davacılar adına tescil edilmesi gerekirken, davalı ...'in, davacıların vekili sıfatı ile hareket ettiği ve 11 52... parsel sayılı taşınmazın büyük paydaşı olup diğer 2 paydaşın vekili sıfatını taşıyan...'la yaptığı taksim sözleşmesinde, bu kısımların da...'a bırakılmasının kararlaştırıldığı, davalı ...'in davacılarla 20 adet parselin davacılara verilip bunlardan birisinin de hizmeti karşılığında kendisine verileceği yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, davalı ...'in vekil sıfatı ile davacılar adına yaptığı paylaşımda tevhit öncesi davacılara ait 11 52... parsel ile dava dışı kişilere ait 11 52... parsel sayılı taşınmazların yüzölçümlerinin birbirine yakın olması nedeni ile tevhit ve yola terk sonucunda %46,5 oranındaki kısmın davacılara, %53,5 oranındaki kısmın ise dava dışı..., ... ... ve ... ...'a verilmesi gerekirken, davacılara %35,10 oranına tekabül eden kısmın verilmesi, evveliyatı davacılara ait 11 52... parsel sınırları içerisinde kalmakta iken dava dışı 11 52... parsel sayılı taşınmaz paydaşlarına verilen taşınmazlar mevcutken, evveliyatı dava dışı kişilere ait 11 52... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalmakta iken davacılara verilen herhangi bir taşınmaz bulunmaması hususları göz önüne alındığında; davalı ...'in, vekili olan davacıların haklarını korumayıp vekalet görevini kötüye kullandığı, bir kısım taşınmazların vekil/davalı ... tarafından, kardeşinin eşi olan davalı ...'e satılması nedeni ile yakın akrabalık ilişkisi bulunması, dava konusu taşınmazlar dahil olmak üzere toplam 19 adet taşınmazın tek resmi işlemle ve değerinin çok altında bedellerle davalı ... tarafından davalı ...'e satılması ve davalı ...'in de gayrimenkul satış danışmanlığı işi yapıyor olması hususları göz önüne alındığında, vekil/davalı ...'in vekalet görevini kötüye kullandığını davalı ...'in bilmesi gerektiği, dolayısı ile iyi niyetli 3. kişi sayılmayacağı, karşı davanın kabulünün de yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili, asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili ve birleştirilen davada davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.