Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde İncelenen, Kira Sonrası Geçici Bırakılan Yapı Malzemelerinin İade Edilmeyerek Senede Konu Edildiği Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklı İtirazın İptali Davası.
Özet: Bu dava, davacının davalıya geçici olarak bıraktığı yapı malzemelerinin süresinde iade edilmemesi üzerine, teminat senedine istinaden başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup; davacı malzemelerin iadesi ve senet bedelinin tahsilini isterken, davalı ise görevli mahkemenin asliye hukuk olduğunu, kendisinin tacir olmadığını, anlaşmaya uygun davrandığını ve davacının kötü niyetli olduğunu iddia ederek davanın reddini istemiş, mahkeme ise tarafların tacir olup olmadığını ve davanın ticari niteliğini incelemektedir.

T.C.
ANTALYA4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1163 KARAR NO : 2026/536DAVA : İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 30/12/2025KARAR TARİHİ : 16/06/2026Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin daha önceden kullanmakta olduğu iş yeri niteliğindeki dükkanı kira ilişkisi kapsamında ... işletmesi olarak kullanmaya başladığını, taşınmazda müvekkiline ait bulunan bir takım yapı malzemelerinin geçici süre ile davacının kullanımına bırakıldığını, tarafların müvekkilinin ileri tarihte yapacağı inşaat projesinde kullanmak üzere bu yapı malzemelerine ihtiyaç duyacağından belirlenen bir tarihte müvekkiline iade edilmesine ilişkin bir anlaşmaya varıldığını, varılan anlaşma kapsamında yapı malzemelerinin iade edilmemesi halinde teminat niteliğinde ... vade tarihli ... düzenleme tarihli ... TL değerinde lehtarının davacı müvekkil, keşidecisinin davalı olarak yer aldığı bir senet düzenlendiğini, davalı tarafından hazırlanarak müvekkile teslim edilen senedin arka yüzünde çatı, çatı malzemeleri 3 cephe katlanır cam gibi malzemelerin ... tarihine kadar davacıya teslim edilmemesi halinde senede konu edileceği alacağın muaccel hale geleceği belirtildiğini, alacağın tahsili amacıyla müvekkili adına Antalya ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ... tarihli ihtarname gönderildiğini ve ... tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafın müvekkiline yöneltmiş olduğu Antalya ... noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin müvekkiline ulaştığını davalının senette yer alan borcu ödemekten kaçındığı ve yapı malzemelerini anlaşılan tarihin üzerinden yaklaşık 6 aylık süre geçmiş olmasına karşın teslim etmek istediğinin ifade edildiğini, ... tarihinde hak kazanılan ... TL alacağı talep ettiğini, Antalya Genel İcra Dairesinin .../... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmesinde de anlaşmanın sağlanamadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin tacir olmadığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin davacının iddiasının aksine taraflar arasında yapılan anlaşmaya uygun hareket ettiğini, davacının müvekkilinin şubat ayından mart ayının sonuna kadar süren arama ve mesajlarına kötü niyetli olarak cevap vermediğini ve müvekkili tarafından çekilen ihtarı da cevapsız bıraktığını, davacının senette belirtilen tarihin dolması adına müvekkiline beri geri dönüş yapmadığını ve icra takibi başlattığını, taraflar arasında sürenin 6 ay olarak uzatıldığı iddiasını kabul etmediklerini, icra takibi hakkı bulunduğunu, davacının temerrüte düştüğünü ancak edimin yerine getirilmediğini, davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, açılan davanın reddi ile %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, İİK'nun 67. Maddesi gereği itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosyamızda tarafların tacir olup olmadığının araştırılması için ... Vergi Dairesine müzekkere yazılmış, davacı ...'in dava tarihi (...) itibariye tacir olup olmadığı araştırması yapılmıştır.Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır.Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. HD DOSYA NO: 2022/2780 KARAR NO: 2023/1088 sayılı ilamında "....yapılan araştırmaya göre davacının dava tarihinde tacir olmadığı, bu nedenle davanın nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde karar verildiği görülmüştür.Yukarıda açıklanan kanun maddeleri ve tanımlar doğrultusunda olayda; dava TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) değildir. Davalı hakkında vergi dairesinden getirtilen yazı cevapları ile işletme hesabına göre vergilendirmeye tabi olduğu, 213 sayılı VUK 'nun 177 maddesinin 1/1-3 bendlerindeki limitlerin yarısını ve ... nolu benddeki limiti aşmadığı, anlaşılmaktadır. Her dava açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilmelidir. Dava tarihi itibariyle davacının tacir olmadığı dolayısıyla davanın da hukuki niteliği itibariyle ticari dava olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girmediği anlaşılmıştır. Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,2-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına 3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili, davalı asil ile vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/06/2026Katip ...e-imza Hakim ...e-imza