Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, KHK ile kapatılan şirkete eğitim ücreti için verilen çeklerin tahsiline ilişkin itirazın iptali davasında görevli mahkeme tespiti.
Özet: KHK ile kapatılan bir eğitim kurumuna verilen eğitim ücreti çeklerinin tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davalının tüketici statüsü ve 6502 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Mahkemesini görevli görerek verdiği görevsizlik kararı, davalının kendi önceki savunmasıyla çelişkili olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmiştir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO :KARAR NO : BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali B.A.M. KARAR TARİHİ :KARAR YAZIM TARİHİ : Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece verilen görevsizlik kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde, 670 sayılı KHK ile kapatılmasına ve mal varlığının Hazine'ye geçmesine karar verilen Silm Eğitim Tesisleri şirketi nezdinde ele geçirilen ve davalı tarafından keşide edilmiş senetlerin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek Bursa 20.İcra Müdürlüğü'nün 2019/3742 esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %40 oranında icra inkar tazminatına ve alacağın vade tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, ............ şirketine uyuşmazlık konusu çeklerin davalının çocuklarının eğitim ücretinin ödenmesi için verildiğini, eğitim kurumunun 23/7/2016 tarihinde KHK ile kapatıldığını, çeklerin eğitim sözleşmesi için verilmesi nedeniyle tüketici mahkemesinin görevli olduğunu, davalının borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine ve %40 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, dava tarihinden önce yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun gereğince davalının tüketici olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının faaliyetlerinin TTK hükümleri çerçevesinde mutlak ticari bir şekilde oluştuğu göz önüne alındığında, bir taraf için ticari sayılan hususlardan doğan davaların ticari nitelikte görülmesi sebebiyle görevli mahkemenin de Ticaret Mahkemesi olması gerektiğini, davalının borcunun bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Dava, eğitim sözleşmesi nedeniyle verilen çeklerin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafından davalı aleyhine çocuğunun eğitim ücreti olarak KHK ile kapatılan şirkete verdiği çekler nedeniyle icra takibi başlatılmış, davalı cevap dilekçesinde tüketici mahkemesinin görevli olduğunu savunarak görev itirazında bulunmuş, mahkemece de tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Davalı bu karar üzerine cevap dilekçesindeki savunmasının aksine asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürerek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.28.11.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. Aynı maddede, tüketicinin, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olduğu, satıcının ise, kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade ettiği düzenlenmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73. maddesinin (1) bendinde, bu kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerektiği, 83. maddesinde ise, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Anılan Yasanın geçiş hükümleri başlıklı geçici 1.maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davaların açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam edeceği, ikinci fıkrasında ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki tüketici işlemlerine, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş olup 6502 sayılı Yasanın geçici 1. maddenin 2. fıkrası uyuşmazlıkta uygulanacak maddi hukuk kurallarına ilişkin bulunduğundan görevin belirlenmesinde esas alınması gereken davanın açıldığı tarihtir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Ancak bu işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut olayda mahkemece davalının tüketici olduğu gerekçesiyle tüketici mahkemesi görevli mahkeme olarak belirlenmiş, davalı bu karara itiraz etmiştir. Görevli mahkemenin uyuşmazlığı oluşturan temel ilişkiye göre belirlenmesi gerekmekte olup dava konusu çekin eğitim sözleşmesi nedeniyle verildiğinin savunulmasına ve çekin kapatılan şirkete ait eğitim kurumuna verilmesine göre, davalının eğitim sözleşmesi nedeniyle ödenen ücret yönünden tüketici, davacının ise Olağanüstü Hal Kanunu kapsamında yürürlüğe konulan 667 ile müteakip KHK’lar gereğince eğitim hizmeti sağlayan şirkete ait okulun alacağının tahsilinde satıcı konumunda olduğunun kabulü gerektiğinden mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. HMK'nun 355.maddesi gereğince davalının istinaf nedenleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... tarih ve .................... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gereken istinaf karar harcının peşin alınmış olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderlerinin, gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 03/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye ÜyeKatip