Tavuk üreticisi şirketin, bankanın ipotekli taşınmazda geçerli olmayan alt kira sözleşmesine dayalı haksız icra işlemleri ve kira talepleri nedeniyle maruz kaldığı maddi ve manevi zararların tazmini davası.
Özet: Davacının, ipotekli bir taşınmazı alt kiracı olarak kullandığı tesiste, davalı bankanın icra takipleriyle fahiş kira talepleri ileri sürerek ve haksız hacizler uygulayarak müvekkil şirketin maddi ve manevi zarara uğramasına, itibarının zedelenmesine ve iflasa sürüklenmesine neden olduğunu iddia ettiği, buna karşılık davalı bankanın, alt kira sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının fuzuli şagil sayıldığını ve kendi alacakları için yaptığı takiplerin yasal dayanağı bulunduğunu savunduğu, ilk derece mahkemesinin de alt kira sözleşmesinin bankaya karşı hükümsüz olduğunu ve bankanın tahliye ile işgaliye bedeli talep etme hakkı olduğunu belirttiği bir dava.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1628 E., 2022/1387 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2014/1013 E., 2020/63 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının tavuk üretimi yapan bir firma olduğunu, davacı şirketin arazi üzerinde bulunduğu ve faaliyet gösterdiği tesisin bir kısmının dava dışı şirketten kiralandığını, davalı bankanın İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2003/313 sayılı dosyasından 14.12.2010 tarihli muhtıra ile kira parasının dosyaya yatırılmasını ihtar ettiğini, davacı şirketin haklı sebeplerle bu muhtıraya itiraz ettiğini, davalı bankanın kira tespiti yaptırarak müvekkili şirketten afaki, asla mevcudiyeti bulunmayan ve yasal olmayan kira bedellerini istediğini, müvekkili şirketin davalı bankaya böylesi bir kira borcunun olmadığını, davalı bankanın icra dosyasında 3.kişi olan müvekkilinin malları üzerinde hukuka aykırı olarak haciz uygulattığını, bunun üzerine davacı şirket tarafından İstanbul 7. İcra Mahkemesinin 2011/607, 2011/1755, 2011/1888 sayılı dosyalarından yapılan şikayet üzerine mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiğini ve 3. kişi olan müvekkilinin diğer 3. kişilerdeki alacaklarına göndermiş olduğu 89/1 birinci haciz ihbarnamelerini iptal ettiğini, davalı bankanın 3. kişilerdeki alacaklara haciz ihbarnamesi gönderirken haksız olarak Türkiye'de bulunan bütün bankaların genel müdürlüklerine İİK 89/1 madde hükmü gereğince bu işlemi yaptığını ve müvekkili şirketin manevi olarak telafisi güç zararlara uğradığını, davalı firmanın müvekkili şirketten masraflar ve faizler hariç 2.000.000,00 TL'den fazla kira bedeli istediğini, müvekkili firmanın bütün itibarını kaybettiğini ve iflas etme aşamasına geldiğini, müvekkili firmanın tavuk üretim merkezine işe başlarken yaklaşık olarak 2.500.000,00 TL yatırım yaptığını, davalı bankanın haksız uygulamaları neticesinde müvekkili firmanın talan edildiğini, yatırımın yok olduğunu ve bütün demirbaşların çalındığını açıklayıp davalı tarafından müvekkili şirketin müspet zararı nedeniyle 5.000,00 TL'yi temerrüt faiziyle birlikte ödemesine, davalı tarafından müvekkili şirketin menfi zararı nedeniyle 5.000,00 TL'yi temerrüt faizi ile birlikte ödemesine, İİK89/1 ile icra dosyasına değişik firmalardan yatan paraların İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2003/313 sayılı dosyasına girdiği tarihten itibaren davalı bankadan müvekkili şirketin yoksun kaldığı şimdilik 5.000,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine, tesis yatırımının yok olması nedeniyle 10.000,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine, müvekkili şirketin diğer firmalara sağlamış olduğu hizmet arzının yapılamaması nedeniyle 5.000,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine, davalının müvekkili şirkete haksız eylemi nedeniyle uğratmış olduğu manevi zararlar nedeniyle haksız fiilin gerçekleştiği İİK 89/1 ihbarnamelerinin gönderilme tarihi itibariyle 1.000.000,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu talepler yönünden zamanaşımının dolduğunu, işlemlerin icra müdürlüğü kararları ile gerçekleştirildiğini, bu nedenle müvekkili bankanın, davacı tarafın bu taleplerinin muhatabı olmadığını, davacının taşınmazı yetkisi olmayan şirketten kiraladığını, kira bedellerinin ödenmediğine ilişkin şirket yetkilisinin beyanlarının bulunduğunu, davacının kira borcu kadar icra dosyasında borçlu olduğunu, bu nedenle haciz ihbarnamelerinin hukuka uygun olduğunu, ödenmesi gereken kira bedelleri üzerinde müvekkili bankanın ayni hakkı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacı açıkça davalının, ipotek hakkında dayalı olarak yapmış olduğu icra takip işlemleri nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını belirtmiş olduğu, Dava dışı .. A.Ş ile .. .. A.Ş arasında ipotekli taşınmazların 01.01.2001 tarihinde kiraya verildiği, ancak bu sözleşmelerde alt kiraya vermeye dair bir izin bulunmadığı ve ipotek borçlusu ..-.. A.Ş'nin iflası nedeniyle de taşınmazlar üzerinde tasarruf yetkisinin iflas masasına geçtiği, buna rağmen taşınmazlar üzerinde alt kiraya verme yönünden tasarruf etme imkanı bulunmayan ..-.. .. AŞ'nin davacıyla yapmış olduğu alt kira sözleşmesinin dosyamız davalısına karşı bir geçerliliğinin olamayacağı ve taşınmazdan tahliyesi talep edebileceği gibi fuzuli şagil olarak kullandığı dönemler için yapılan tespit ile belirlenen işgaliye bedellerini de ödemesi gerekeceği, nitekim davacının icra müdürlüğünün tahliye emrine karşı İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/1493, 2013/151 karar sayılı dosyasında 08.02.2013 tarihinde verilen karar ile kira bedellerinin ödenmemesinden dolayı İİK 150/b maddesi gereğince İİK 356.maddesini kıyasen uygulayan memur işleminde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve ..-.. .. A.Ş ile davacı arasındaki kiracılık sözleşmesine dair kira bedellerinin 5.000,00 TL, 2.000,00 TL ve 1.500,00 TL olarak kararlaştırılmış olmasına rağmen bilahare davacı tarafından çeklerle 205.000,00 TL ve 141.600,00 TL'lik 15.09.2010 tarihinde çeklerle yapılan ödeme iddiası da dikkate alındığında bu iddiasının da hem sözleşme içeriğine hem de sözleşmede peşin ödendiği kararlaştırılmış olmasına rağmen, bilahare sözleşmeden 1 yıl sonra ödendiği yönündeki bu savunmasına ve çeklerden birinin şahıs adına olması hususu da dikkate alındığında, dosyamız davacısının İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/6 07... /51 sayılı dosyaları içerisinde yer alan ifadelerden, dava dışı ..-.. A.Ş'nin kira bedellerini tahsil etmediği ve ...-... ... A.Ş şirket yetkilisi tarafından talimat yoluyla .. İcra Hukuk Mahkemesi'nden alınan ...-... ... A.Ş yönetim kurulu başkanının kira bedellerini almadığına ilişkin beyanları da dikkate alındığında muvazaalı olarak alt kira ilişkisinin kurulduğu, buna göre de davalının davacıyı ipotekli takibi nedeniyle taşınmazdan tahliye ettirmesinde ve tespit edilen kira bedellerinin de tahsilinde herhangi bir usulsüzlüğünün ve hukuka aykırılığın söz konusu olmadığı..." gerekçesiyle açılan maddi, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı tarafından ödenmesi gereken kira bedelleri üzerinde davalının ayni hakkının bulunmasına,davalı bankanın işlem ve eylemlerinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına, dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının iddiasını ispat edememesine" göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı bankanın tüm bankaların genel müdürlüklerine göndermiş olduğu haksız haciz ihbarnameleri sebebiyle davacı şirketin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, davalı banka tarafından bu haksız işlemlerin davacı şirketi piyasadan silmek ve itibarını zedelemek amacıyla kasıtlı olarak yapıldığını, bu nedenle davacının alacaklarına kavuşamadığını ve bu sebeple ../..daki faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığını, kar ve kazanç kaybı zararlarının oluştuğunu, kira bedellerinin kül halinde peşin olarak ödeneceğinin kira sözleşmesinde açıkça hüküm altına alındığını, davacı şirketin kira borcunu ödediğine dair 205.000,00 TL ve 141.600,00 TL'lik çeklerin dosyaya ibraz edildiğini, davalı bankanın beyanlarının çelişkili olduğunu, icra dosyasındaki haksız işlemlerinden zarar gören davacının tüm itibarını kaybettiğini, adeta iflas aşamasına geldiğini, bilirkişi raporunda davacı şirketin davalı bankanın haksız eylemlerinin gerekleştiği yıllara ilişkin, yıllara göre net satış, kar-zarar oranı ve finansal giderlerin tespitinin yapıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Dolayısıyla haksız haciz nedeniyle maddi tazminata hükmedilebilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir haciz işlemi sonucunda zarar doğması, zarar ile haciz işlemi arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hâkime aittir. Dosyanın incelenmesinde; davalı tarafından dava dışı şirket ... ... Şirketi aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibin devamı sırasında dava dışı takip borçlusu şirketin iflasına karar verildiği, borçlu şirket adına kayıtlı taşınmazların satışa çıkarıldığı, bu işlemler sırasında davalı banka tarafından ipotekli taşınmazların kira bedellerinin icra takip dosyasına yatırılması için davacı ...Tavukçuluk şirketine muhtıra gönderilmesinin talep edildiği, icra müdürlüğünce talep gereğince işlem yapılmasına karar verildiği, muhtıranın davacı ...Tavukçuluk şirketine tebliği üzerine taşınmazın kira bedellerinin kiralayan ... ... Şirketine ödendiğini belirterek ihtarnameye itiraz ettiği, bunun üzerine davalı (icra takip alacaklısı) tarafından taşınmazı kullanan davacı ...Tavukçuluk şirketinin hak ve alacaklarının haczi hususunda üçüncü şahıslara İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 89/1. Maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderilmesinin talep edildiği ve icra müdürlüğünce talep gereğince işlem yapıldığı, davacı ...Tavukçuluk şirketince anılan işlemlere karşı şikayet yoluna başvurulduğu, İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/1888 sayılı dosyası ile şikayetin kabulü ile yazılan haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dava ile davacı vekili anılan haksız haciz nedeniyle uğradığı maddi, manevi zararın tazminini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacının açıkça davalının, ipotek hakkına dayalı olarak yapmış olduğu icra takip işlemleri nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını belirtmiş olduğundan davanın iddia ve dayanakları itibariyle doğru bir şekilde davalıya yöneltildiği, davacı ...Tavukçuluk şirketi ile davaya dayanak icra takip dosyasında borçlu olarak gözüken şirket arasında kira ilişkisinin bulunmadığı, davacının alt kiralama ilişkisinin bulunduğu yönündeki iddialarının davalıyı bağlamadığı, alt kiralama ilişkisinin muvazalı ilişki içerdiği, davalının davacıyı ipotekli takibi nedeniyle taşınmazdan tahliye ettirmesinde ve tespit edilen kira bedellerinin de tahsilinde herhangi bir usulsüzlüğünün ve hukuka aykırılığın söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince Türk Medeni Kanunu 863. Madde hükmü uyarınca davacı tarafından ödenmesi gereken kira bedelleri üzerinde davalının ayni hakkının bulunduğu, davalı bankanın işlem ve eylemlerinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, dosyada mevcut delil durumuna göre ispat yükü kendisine düşen davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. HMK'nin 33. maddesine göre hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla haksız haciz nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine dayalı tazminat talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından; davalı tarafından dava dışı şirket aleyhine başlatılan takip nedeniyle takip borçlusu olmayan davacı şirketin üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına haciz ihbarnameleri gönderildiği, davacı şirketin şikayeti üzerine İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/1888 sayılı dosyası ile şikayetin kabulü ile yazılan haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verildiği, haciz ihbarnamelerinin iptal edilmiş olması dikkate alındığında yapılan haczin haksız ve hukuka aykırı olduğu, diğer bir ifadeyle somut olayda haksız fiilin zarar unsuru dışında diğer unsurlarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla başka birine zarar vermesi sonucu zarar görenin zararını gidermek amacıyla açtığı hukuki davalardır.Buna göre mahkemece davalının davacı şirkete karşı haksız haciz yaptığının kabulü ile davacının haksız haciz nedeniyle zararının doğup doğmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme yapılarak karar verilmiş olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR1. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.