İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin, sağlık hizmeti alım sözleşmesinden doğan 25.499 TL fatura alacağına dair itirazın iptali davasında verilen ilk derece mahkemesi kararını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Sağlık hizmeti alım sözleşmesinden doğan 25.499,00 TLlik faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davada, davacı şirket, davalının faturaya itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğini ve alacaklı olduğunu ileri sürerken; davalı hastane, davacının sözleşmeye aykırı olarak hizmeti bırakması ve bildirim yükümlülüğüne uymadan feshetmesi nedeniyle kendisinin zarara uğradığını ve cezai şart alacağı olduğunu savunmuştur; ilk derece mahkemesi davacının alacaklı olduğuna ve icra takibinin devamına karar vermiş, davalı ise bu kararı, cezai şart alacağının dikkate alınmadığı ve davacının haksız fesihle zarara yol açtığı gerekçesiyle istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/440
KARAR NO: 2026/752
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/643
KARAR NO: 2021/899
DAVA TARİHİ : 23/01/2020
KARAR TARİHİ: 02/12/2021
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 20/05/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilim şirketin davalı-borçlu hastane ile imzaladığı sağlık hizmeti alım sözleşmesine göre; davalıya kulak burun boğaz hastalıkları branşında sağlık hizmeti verildiğini, 2019/ Ekim ayı hak ediş bedellerine binaen 31.10.2019 tarih ve ... seri nolu 25.499,00 TL tutarındaki faturanın davalıya teslim edildiğini, faturaya itiraz da edilmediğini, ödenemeyen fatura nedeniyle başlatılan .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takip dosyasına itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmeye aykırı olarak herhangi bir bildirim yapmadan davacı tarafından iş bırakılması ve doktor bulundurulması gereken kısmın boş bırakılması nedenleriyle müvekkili hastanenin zarara uğradığını, sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının daha sonra .... Noterliği ...yevmiye numaralı 28.11.2019 tarihli ihtarname ile sözleşmeye aykırı olarak bildirim yükümlülüğüne uymaksızın, herhangi bir haklı sebep göstermeden sözleşmeyi feshettiğini, bu ihtara cevaben müvekkili tarafından .... Noterliği ... yevmiye numaralı 03.12.2019 tarihli ihtarname ile işe başlaması aksi halde sözleşme hükümleri gereğince cezai şart ödemesi gerektiğinin ihtar edildiğini, ancak davacının işe dönmediği gibi cezai şartın gereği olan ödemeyi de gerçekleştirmediğini, cezai şart talebi ile ilgili İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2020/423 E. sayılı davasının açtıklarını, davacının fesih tarihi itibariyle bütün alacaklarının ödendiğini, ödenme yapılmadığının ileri sürmesinin haksız ve kötü niyetli olduğundan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı şirket tarafından davalı şirket adına kesilen 31.10.2019 tarihli, ... nolu ve 25.499,00 TL faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali davada, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 25.499,00 TL alacaklı olduğu, form BA beyannameleri ile davalının davacıdan 31.10.2019 tarihli, ... nolu ve 25.499,00 TL faturayı alarak kayıtlarına intikal ettirmesi karşısında artık ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olduğu ve aksinin dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, davalı yan tarafından faturaya konu bedelin tayin ve tespiti mümkün olduğundan davacının alacağının likit olduğu kabül edilmek suretiyle takdiren % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile .... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyasındaki davalı borçlunun itirazının İPTALİNE, icra takibinin DEVAMINA, Asıl Alacak olan 25.499,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmeye aykırı olarak herhangi bir bildirim yapmadan davacı tarafından iş bırakılması ve doktor bulundurulması gereken kısım boş bırakılması nedenleriyle müvekkili hastanenin zarara uğradığını, davalı şirket tarafından, davacının bildirimsiz ve haksız olarak sözleşmeyi feshetmesi üzerine kesilen cezai şart faturasına istinaden davacının müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını, mahkemece cezai şart faturasının dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının .... Şti., borçlunun ise ... olduğu, 25.499,00 TL asıl alacak üzerinden 06.12.2019 tarihinde başlatılan icra takibinde "31.10.2019 tarihli ... no'lu 25.499,00 TL tutarlı fatura" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 23.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, 26.12.2019 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme başlıklı 10.12.2018 tarihli anlaşmanın Ücretlendirme, Hakedişler ve Diğer Hususlar bölümünde:"...21.Ücret hesaplanma dönemi takvim ayıdır. Her ayın biri ile son günü arasında yapılmış çalışmalar o ayki ücret tahakkunu belirler.
...27. Ücret Hesaplamasında aşağıdaki oranlar esas alınacaktır. Burada belirtilmeyen hizmetler olursa hastanenin genel politikası esas alınır. Hekimin vermiş olduğu hizmetlerden hesaplanan hakediş toplamı fiks ücretin altında kalırsa, fiks ücret ödenir. Fiksin üstünde olursa hesaplanan hakkediş ücreti o ayki ücret toplamını belirler.Hekimin ücretinin hesaplanmasında aşağıdaki hak ediş yöntemi uygulanır:
27.1. Muayene,müdahale, medikal yatış ve ameliyatlardan elde edilen total cironun (KDV Dahil) — % 25'i hekim hakedişidir. Rinoplasti ameliyatlarında hakediş %7,5 dur.Laboratuar, patoloji, görüntüleme gelirleri ya da hastaya kullanılacak özellikli bir malzeme fiyatı ciroya dahil değildir.
27.2. Hekimin aylık fiks ücreti KDV dahil 15.000 TL(Onbeşbintürklirası)'dır. Hekimin aylık olarak hesaplanan rakamının, fiks ücretin altına düşmemesini hastane garanti eder.(İzin Kullanımları hariç. İzin Kullanıldığı dönemin fiks ücreti madde 19'daki esaslara göre yapılır.) Hekim bu tutar için serbest meslek makbuzu veya kendi şirketi üzerinden fatura keser. Serbest meslek makbuzu kesecek olursa stopaj bu rakamdan düşülür... "şeklindedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 21 nci maddesinin ikinci fıkrası:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." şeklindedir.
...'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir.
Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.
Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır.
Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir.
Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 04.06.2021 tarihli kök ve 12.07.2021 tarihli ek rapor içeriğinde göre davacı tarafça takipteki borcun sebebi yapılan 31.10.2019 tarihli ... no'lu 25.499,00 TL tutarlı faturanın davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Davalının düzenlemiş olduğu cezai şart bedeline ilişkin 03.12.2019 tarihli 43.738,50 TL bedelli faturanın ise İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/423 E. sayılı dosyasına konu edildiği, bu dosyanın da uyap sistemi üzerinden yapılan incelemesinde İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/369 E. sayılı dosyası ile birleştiği, birleşen dava yönünden verilen davanın reddi istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2024/444 E. 2024/608 K. sayılı kararı ile kesin olarak 16.05.2024 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla davalının mahsup talebine konu cezai şart alacağının kendi tarafından açılan başka bir dosyada değerlendirilerek karara bağlanması nedeniyle iş bu dosya yönünden mahsup talebinin İlk Derece Mahkemesince dikkate alınmamasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazine'ye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan (80,70+354,75=) 435,45 TL'nin mahsubu ile bakiye 296,55 TL'nin davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/05/2026