Danıştay 8. Daire, 6292 sayılı Kanun uyarınca orman dışına çıkarılan taşınmazı satın alma başvurusunda zilyetlik şartı yerine gelmediği gerekçesiyle verilen reddi hukuka uygun bularak alt mahkeme kararını onadı.
Özet: Bir davacı tarafından, orman vasfını yitirmiş ve Hazineye tescil edilmiş 2/B kapsamında bir taşınmazı 6292 sayılı Kanun gereğince satın alma başvurusu zımnen reddedilmiş; davacı, kira sözleşmesiyle kullanıcı olduğunu ve asıl hak sahibinin kendisi olduğunu ileri sürerek satın alma hakkına sahip olduğunu savunmuştur. Ancak hem ilk derece mahkemesi hem de bölge idare mahkemesi, davacının Kanunda aranan "kullanıcı ve zilyet olma" şartını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, Danıştay da temyiz başvurusunu reddederek alt mahkemelerin kararını usul ve hukuka uygun bularak onamıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YSEKİZİNCİ DAİREEsas No : 2021/2664Karar No : 2025/5596 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... ValililğiVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı tarafından, Antalya ili, Döşemealtı ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada ve ... parsel sayılı taşınmazın 6292 sayılı Kanun gereğince satın alma talebiyle yapılan başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; mevzuat ve dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; orman sayılmakla birlikte 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (B) bendi kapsamında orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın, 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit gördüğü ve 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinde de; bu taşınmazları belirli bir bedel mukabilinde satın almak üzere hak sahibi sayılabilmek için böyle bir taşınmazda kullanıcı olduğunun tespit edilmesi ve fiilen taşınmazı zilyet olarak kullanılması gerektiği, davacının ise her ne kadar idare ile aralarında kira sözleşmesi yapıldığı belirtilmekte ise de anılan taşınmazda kullanıcı olarak bulunmadığı, bu bağlamda zilyetliğinin söz konusu olmadığı, bu durumda, kadastro tespit çalışmaları esnasında uyuşmazlığa konu Hazine taşınmazı davalı idarenin kesinleşmiş kadastro tespiti ve tapu şerhi uyarınca tesis ettiği işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, söz konusu arazinin 12/05/2016 tarihinde kendisine kiralandığı, kira bedelinin depo edilerek üzerine düşen yükümlülüğün yerine getirildiği, daha sonra da satın alma talebinde bulunduğu, idarenin savunma dilekçesinde dahi kullanıcı ve muhdesat bilgisine rastlanmadığının yer aldığı, bunu da açıkça ikrar mahiyetinde olduğu, kiralama dönemi içinde satın alma yasal hakkına ulaşamamasının doğru ve hukuki olmadığı, dava dışı ve kira kontratı hukuken sonlanmış, kiracılığın devamına dair tüm hukuk yollarını tüketmiş olan eski kiracı ... Nakliyatçılar Ambarcılar Derneği bakımından geçerli ve hukuki bir kira kontratı bulunmadığı, kamu hukuku ölçeğinde işgalci de olmadığı, işgalci olmayan bir kişinin veya Hazine adına tescili yapılan bir taşınmazda hukuk dışı varlığını sürdüren bir teşekkülün, ilgili Kanun’un Geçici 5. maddesine göre, "2b" kapsamında satışına karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığı, esas hak sahibinin kendisi olduğu, halen devam eden bir kira kontratının bulunduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin haksız ve mesnetsiz olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ 'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,1. Temyiz isteminin reddine,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,5. Kesin olarak, 12/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.