Nitelikli dolandırıcılık davasında Bölge Adliye Mahkemesinin sanık hakkında duruşma açmadan verdiği beraat kararının Yargıtayca usul eksikliğiyle bozulması, diğer sanığın beraatinin onanması.
Özet: Nitelikli dolandırıcılık suçunda, sanıklardan birinin ilk derece mahkemesinin beraat kararını onayan bölge adliye mahkemesi kararının temyiz edilemez olması nedeniyle katılanların temyiz istemi reddedilerek beraat hükmü kesinleşirken; diğer sanık hakkında ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünü kaldırarak duruşma açmaksızın beraat veren bölge adliye mahkemesi kararının, usulüne uygun duruşma yapılmaksızın hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, bölge adliye mahkemesince duruşma açılarak tarafların dinlenmesi ve yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/1587 E., 2018/751 K.SUÇ : Nitelikli dolandırıcılıkHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, beraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık ...hakkında katılanlara karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden; hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanık ... hakkında kurulan hükmün ise temyize tabi olmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ1.Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2016 tarihli 2014/262 E., 2016/434 K. numaralı kararı ile:a. Sanık ...hakkında katılanlar ...ve ......'a karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat hükümleri,b. Sanık ...hakkında katılanlar ..., ...ve ...'e karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 158/1-h, 62, 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 80,00 TL adli para cezası cezalandırılmasına, karar verilmiştir.2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 11.06.2018 tarihli kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ...müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde: sanık ...hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılmasına, sanık ... ... ...''a atılı suçların yasal unsurları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, sanık ...hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılanlar vekilleri , mevcut delil durumuna göre sanıkların cezalandırılması gerekirken beraatlerine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükümleri temyiz etmiştir.III. GEREKÇEA.Sanık ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden5271 sayılı Kanun’un 286. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme dikkate alındığında, katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.B.Sanık ...Hakkında Kurulan Hükümler YönündenKabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;İlk derece Mahkemesince sanık ...hakkında katılanlara karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a ve 303/1/a maddeleri uyarınca beraat kararı verilmiş ise de bu hükmün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükümleri bakımından ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.05.2022 tarihli ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı kararı uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılması, tarafların duruşmaya çağrılmaları ve Mahkemece dinlenilmeleri neticesinde elde edilen delillerin değerlendirilmesi sonucunda 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin ikinci fıkrası gereği yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanık hakkında beraat kararları verilmesi,hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARA.Sanık ... Hakkında Kurulan Hükümler YönündenGerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... ve ...vekillerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1 maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,B.Sanık ...Hakkında Kurulan Hükümler YönündenGerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle katılanlar ... ve ...vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11.Ceza Dairesinin, 11.06.2018 tarihli ve 2017/1587 Esas, 2018/751 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Yargıtay üyesi Hamdi Karahan'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde karar verildi.KARŞI OYBölge adliye mahkemesince sanık hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin olarak Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde; "ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın mahkumiyet hükmünün kaldırılarak CMK' nın 280/1-a yollaması ile anılan Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu kanun hükmünün delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilmesi hallerinde uygulanabileceği sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise CMK' nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerekirken duruşma açılmadan dosya üzerinde inceleme ile beraat hükmü kurulduğuna" ilişkin sayın çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;CMK' nın 280/1-a maddesi " İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine , 303 maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g,) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" ve yine CMK'nın 303/1-a maddesi ise "(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise aşağıdaki hallerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine yada alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse." hükümlerini amirdir. Görüldüğü üzere istinaf kanun yolunda " Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı 280 maddesi 1- a bendinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yönünden temyiz kanun yolunu düzenleyen CMK' nın 303 maddesi birinci fıkrasının a-c-d-e-f-g ve h bentlerine atıf yapmakla yetinmiş aycıca bir düzenleme yapılmamıştır.Yargıtay'ın hukuka aykırılığı düzeltme yetkisi olan hallerden biri olmak üzere CMK' nın 303/1-a bendi "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse" haline hasredilmiştir. Görüldüğü üzere burada asıl kriter olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeyen hallerle sınırlandırılmış olmasıdır. Maddenin uygulanması için başka bir kriter söz konusu değildir. Olayın daha ziyade aydınlatılması gereken durumlarda maddenin uygulanması mümkün olmayıp, temyiz kanun yolunda hüküm bozulacak, istinaf kanun yolunda ise duruşma açılarak ilk derece mahkemesinde yapılan ve hukuka aykırılığı tespit edilen işlemler yenilenecek, belirsizlikler giderilecek ve gerekli ise yeni delil toplanacak bu işlemlerin tamamlanmasından sonra hüküm kurulacaktır.CMK' nın 282/1-d maddesi " Bölge adliye mahkemesi duruşmalarında dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır" hükmünü amir olup madde anlatımından ilk derece yargılamasından farklı olarak hukuki ve maddi denetim yapılan istinaf kanun yolunda itiraz ve şüphe bulunmayan hukuki işlemlerin tekrar yapılmasına gerek olmadığı yani istinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemelerinin böyle bir zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmaktadır.Evvel emirde ifade etmek gerekir ki; CMK' nın 217/1 maddesi soruşturma aşamasında toplanan delillerin duruşmada huzura getirilip tartışılmasını ifade eder. Kovuşturma evresinde delillerin bir kez huzura getirilip tartışılması zorunludur. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar olan evreyi kapsamankta olduğu nazara alındığında kovuşturma aşamasının devam ettiğine kuşku bulunmayan istinaf kanun yolu yargılamasında, delillerin ilk derece mahkemesinde toplanarak değerlendirildiği delillere ilişkin işlemlerin yeniden tekrarlanması sonucunu doğurmayacaktır. Burada ceza muhakemesinin ilkelerinden olan doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlal edilip edilmediği sorununun ortaya çıkabileceği düşünülebilir ise de; ilk derece mahkemesi hakimi tarafından yapılan ve istinaf kanun yolunda CMK' nın 282/1-d maddesi kapsamında yeniden dinlenilmesine lüzum görülmeyen tanık ve bilirkişilerin yeniden dinlenme zorunluluğu bulunmadığı ve kovuşturma evresinin ilk derece mahkemesinde iddianamenin kabulü ile başlayıp istinaf incelemesinde de devam etmekte olduğu nazara alındığında, kovuşturma aşamasında istinabe yasağı olan haller dışında sanığın sorgusu, tanık dinlenmesi, tanık ve sanıktan başka kişilerin açıklamaları yönünden, keza keşif ve bilirkişi incelemeleri de dahil duruşmada yapılması gereken işlemlerin istinabe yolu ile yapılmasına usul hükümlerinin cevaz vermesi ve yine duruşmada hakim değişikliğinin de doğrudan doğruyalık ilkesini ihlal sonucunu doğurmayacağı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinde yapılan usul işlemleri istinaf kanun yolunda usule aykırılık yada eksiklik nedeniyle yenilenmesi gerektiği kanaati oluşmadığı sürece bu işlemlerin yenilenmesine gerek bulunmayacaktır. İstinaf kanun yolu yargılaması ilk derece yargılamasından bağımsız ve ayrı bir yargılama değil istinaf kanun yolu yargılaması ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın devamı ve kovuşturmanın bir evresidir. CMK' nın 282/1-d maddesi bu durumu ifade etmektedir.Öte yandan istinaf kanun yolu yargılamasında asıl olan hukuka aykırılık yada eksiklik söz konusu olmayan usul işlemlerinde usul işlemi tekrarlanmadan ve duruşma açılmadan kanun yolu incelemesinin maddi olay ve hukuka uygunluk bağlamında dosya üzerinde incelenmesidir. Usul işlemlerinde bir hukuka aykırılık yapılmış yada yapılan usul işlemi bir noktada belirsiz, mütenakıs nitelikte ise yada maddi meseleye dair toplanması gereken bir delil toplanmamışsa bu hallerde mutlaka duruşma açılmalı ve sırf bu usul işlemleri yönünden eksiklik yada hukuka aykırılık duruşmada giderildikten sonra istinaf kanun yolunda hüküm kurulmalıdır. Bunun dışında CMK' nın 282/1-f maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince tayin edilen cezadan istinaf kanun yolunda tayin olunacak ceza daha fazla ise yada CMK' nın 226 maddesinin uygulanmasını gerektiren ek savunma hakkı tanınmasının zorunlu olduğu haller dışında ilk derece mahkemesin de hukuka uygun olarak sorgusu yapılmış sanığın istinaf kanun yolunda yeniden dinlenmesi için dahi duruşma açmak gereksizdir.Yine ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün istinaf kanun yolunda duruşma açılmaksızın CMK' nın 303/1-a maddesi kapsamında kaldırılarak beraat hükmü kurulmasında suçun mağduru yada doğrudan doğruya zarar göreni yönünden hak arama hakkına aykırılık teşkil edip etmeyeceği sorunu açısından hükmün niteliğinin mahkumiyetten beraate dönüşmüş olması nedeniyle CMK' nın 286/1-d maddesi kapsamındaki bazı suçlar dışında temyiz kanun yoluna tabi olması nedeniyle hak arama hakkının ihlali sonucunu doğurmayacaktır.Diğer tarafdan bozma kararının gerekçesinden CMK' nın 303/1-a maddesinin ancak delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceğine ilişkin ibareye de katılmak mümkün değildir. Madde metninden hükmün "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi hallerinde uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derhal beraat kararı verilebilecek hal ibaresi kanunun lafzı ile bağdaşmamaktadır. İlk derece mahkemesinden verilen mahkumiyet hükmünün anılan maddeye dayanılmak suretiyle istinaf kanun yolunda delillerin toplanmasında hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik gibi nedenlerle yenilenmesinin gerekmediği durumlarda duruşma açılmaksızın beraat yada davanın düşmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Hal böyle olunca davanın esasına girilerek temyiz nedenlerine ilişkin inceleme yapılması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ilk derece mahkemesinde kurulan mahkumiyet hükmünün ilk derece mahkemesinde yapılan işlemlerde hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik bulunmasa dahi derhal beraat kararı verilebilecek durumlar haricinde duruşma açılmadan ve taraflar duruşmaya çağrılmadan mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilemeyeceğine ilişkin bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır. Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.