Tapusuz taşınmazın zilyetliğe dayalı tescili ve tapu iptali davasında, bozma sonrası kararın dosya kapsamına uygun bulunmaması.
Özet: Davacı tarafından kadastro harici bırakılan taşınmaz bölümlerinin zilyetlik iddiasıyla tescili, hazine adına tescil edilen parselin tapu iptali ve ihale satışının iptali istemli davanın temyiz incelemesinde, mahkemenin bozmaya uyarak tescil harici alanda kalan (b1) parselin zilyetlik şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı adına tesciline ilişkin kararının dosya kapsamına uygun olmadığı tespit edilmiştir; zira, çekişmeli bu bölümün davacının da paydaş olduğu dava dışı 496 parselin ekilip sürülen devamı niteliğinde olduğu, komşu parsellerle sınır belirleyici bir ayrım bulunmadığı ve yaklaşık 40 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığı anlaşıldığından, mevcut kararın hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
1. Hukuk Dairesi         2026/2426 E.  ,  2026/3608 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/97 E., 2023/211 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, tapusuz taşınmazın tescili, zilyetliğe dayalı tapu iptali-tescil ve ihale satışının iptali isteklerine ilişkindir.
Adıyaman ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, hükme esas alınan raporda "B" (B1 ve B2) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünün tescil harici bırakıldığı, (A) harfi ile gösterilen kısmın ise kadastro çalışmalarında tescil harici bırakıldığı, bilahare 15.03.2012 tarihinde idari yoldan davalı ... adına tescil edilen 893 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Davacı; Adıyaman ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan ve kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan çekişmeli taşınmaz bölümlerini 30 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla kullandığını, taşınmazların imar ve ihya edildiğini ileri sürerek asıl davada tescil; idari yoldan Hazine adına tescil edilen 893 parsele ilişkin (birleştirilen 2013/387 Esas sayılı davada) tapu iptal-tescil ve 893 parselin ihale ve satışının iptali isteğiyle (birleştirilen 2013/419 Esas sayılı davada) dava açmıştır.
Davalı ...; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen yerin davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine; 893 parsel sayılı taşınmazın ihale ile satışına yönelik kararın iptali isteminin (birleştirilen 2013/419 Esas) yargı yolu yönünden reddine; birleştirilen 2013/387 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; fen bilirkişi raporunda (C) ve (D) ile gösterilen ve 911 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan kısımlara ilişkin tescil isteğiyle açılan davanın tapu iptali ve tescil davası olarak ıslah edilmediğinden anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün gerekçe yönünden bu şekilde düzeltilerek onanmasına; 893 parsel sayılı taşınmazın ihalesinin iptali istemi yönünden verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, öte yandan 893 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü ile tescil harici alanda kalan ve fen bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen kısım yönünden ise yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hükme yeterli olmadığına değinilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, (C) ve (D) yönünden karar onandığından karar verilmesine yer olmadığına; 893 parsel sayılı taşınmazın ihale usulü ile satışına yönelik kararın iptali isteminin (birleştirilen 2013/419 Esas) yargı yolu yönünden reddine; zilyetlik şartlarının oluştuğu gerekçesiyle (A) harfi ile gösterilen 5.059,53 metrekare ve (B1) harfi ile gösterilen 1.397,61 metrekarelik kısımlar yönünden talebin kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Mahkemece, zilyetlik şartlarının oluştuğu gerekçesiyle tescil harici alanda kalan ve hükme esas alınan raporda (B1) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmiş ise de kararın dosya kapsamına uygun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; davacı vekili tarafından çekişmeli taşınmaz bölümüne komşu dava dışı 496 parsel sayılı taşınmazın davacı ve kardeşlerine ait olduğu, dava konusu tescil harici yerin davacı ve öncesinde babası tarafından malik sıfatıyla kullanıldığı, imar-ihya edildiği, davacı ve ailesine ait taşınmazların ortasında kalan dava konusu yerin tapulama harici bırakılmaması gerektiği ileri sürülerek davacı adına tescil talebinde bulunulmuş, bozma kararından sonra Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişisi raporunda, (B1) harfi ile gösterilen yerin 496 parsel sayılı taşınmaz içerisindeki ekilen/sürülen alanın devamı niteliğinde olduğunun gözlemlendiğine değinilmiş, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişisinden oluşan heyet raporunda da yine (B1) harfi ile gösterilen yerin yaklaşık 40 yıldan beri tarım arazisi olarak kullanıldığı, etrafındaki tarla vasıflı taşınmazlarla bir bütünlük arz ettiğinden bahsedilmiş, raporlara eklenen fotoğraflardan da çekişme konusu taşınmaz bölümü ile komşu 496 parsel sayılı taşınmaz arasında sınıra dair bir belirti olmadığı, ayırıcı bir sınır bulunmadığı görülmüştür. 496 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro çalışmaları neticesinde davacı ... ... ile dava dışı ... ... ve ... ... adlarına 1/3'er paylarla tespit ve tescil edildiği, dava açıldığı tarih itibariyle de taşınmazın 1/3'er paylarla davacı ile ... ve ... adına kayıtlı olduğu, dava açıldıktan sonra 09.12.2022 tarihinde davacının taşınmazdaki payını ... ve ...'e devrettiği kayden sabittir. Böylesi bir iddia ile açılan eldeki davanın komşu 496 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliklerinin tamamının hukukunu ilgilendirdiği açık olup, dava tarihi itibariyle 496 parselde davacı taraf haricinde dava dışı kişilerin de paydaş oldukları, davanın niteliği itibariyle yargılama neticesinde verilecek hükümden tüm paydaşların hukuku etkileneceğinden, davanın bütün paydaşlar tarafından birlikte açılması gerektiği kuşkusuzdur. Bu durumda, paydaşlardan biri olan davacının tek başına açtığı eldeki davada, aktif husumetin sonradan tamamlanabilecek dava şartlarından olmadığı da gözetildiğinde öncelikle davacının (asıl dava yönünden) aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 125/1. maddesi "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." hükmünü içermektedir.
Anılan düzenleme, kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi zorunlu bir usul kuralı olup Mahkemece davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Somut olaya gelince; hükme esas alınan fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünün kadastro çalışmalarında tescil harici bırakıldığı, bilahare 15.03.2012 tarihinde idari yoldan davalı ... adına tescil edilen 893 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki; UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulama sonucu alınan güncel tapu kaydına göre 893 parsel sayılı taşınmazın 06.07.2023 tarihinde kamu kurumlarının bedelsiz devri suretiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (...) devredildiğinden, 893 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kalan ve (A) harfi ile gösterilen çekişme konusu taşınmaza ilişkin dava yönünden davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılmaksızın yargılamaya devam edilmesi olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; tescil harici kısımda bulunan ve (B1) harfi ile gösterilen çekişme konusu taşınmaza ilişkin dava yönünden davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gözetilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmesi; 893 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kalan ve (A) harfi ile gösterilen, tapu iptal-tescil talebine konu çekişmeli taşınmaza ilişkin dava yönünden ise 893 parselin tüm tedavülleri ile birlikte güncel tapu kaydının dosya arasına alınması, taşınmazın yargılama sırasında el değiştirmiş olduğu gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 125/1. maddesi uyarınca gerekli usuli işlemlerin yerine getirilmesi, ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar gözardı edilmek suretiyle ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
Davalı ... vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.