Anayasa Mahkemesi iptal ve yasal düzenleme kararları sonrası TCK 220/6 ve 314/3 maddeleri kapsamında silahlı terör örgütü adına suç işleme suçunun hukuki değerlendirilmesi.
Özet: Yüksek mahkeme, sanıkların "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme" suçundan mahkumiyetine ilişkin alt mahkeme kararlarını, hem iddianamede belirtilen "örgüt üyeliği" suçunun oluşup oluşmadığına dair yeterli araştırma yapılmaması, sanıkların eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz edip etmediğinin detaylı incelenmemesi ve öncül suçun tespit edilmemesi gibi usul eksiklikleri bulunması, hem de mahkumiyete esas alınan Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinin (314/3 ve 220/6) Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi ve sonrasında yapılan yeni yasal düzenlemelerin de anayasallık denetimine tabi olması sebebiyle hukuki dayanağın istikrarsızlığı gerekçeleriyle bozma kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
3. Ceza Dairesi         2022/24146 E.  ,  2026/9520 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2019/1791 E., 2020/1247 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/230 E., 2019/264 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme
HÜKÜM : TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollamasıyla 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53/1-2-3, 58/9, 62, 63. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Sanık ... müdafiinin 17.11.2020 tarihinde sunmuş olduğu dilekçeyle temyiz yoluna başvurduğu dilekçe içeriği ve atılı suça ilişkin kanun maddelerinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği ve iptal edilen kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği göz önüne alınarak sanığın temyiz başvurusunun reddine karar verilmesi şeklinde görüş bildiren tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Sanıklar hakkında kamu davası açan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2015 tarihli iddianamesinde sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmalarının talep edildiği, ayrıca iddianamenin sonuç kısmında sanıkların karıştıkları belirtilen eylemlerle ilgili soruşturma veya kovuşturma başlatılıp başlatılmadığı hakkında fezlekeyi düzenleyen Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığından bilgi edinilemediğinin şerh düşüldüğü, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesince sanıkların yasadışı bir takım eylemlere katıldıkları belirtilmekle birlikte yalnızca silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmakla;
a. Öncelikle iddianamede sanıkların karıştıkları belirtilen olaylarla ilgili kolluk ve yetkili yer Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde detaylı araştırma yapılarak, sanıkların iddia edilen eylemlere katılıp katılmadıklarının, söz konusu eylemler nedeniyle soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının, var ise buna ilişkin tüm bilgi, belge ve delillerin getirilerek incelenmesi ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde dosya arasına alınmasından sonra, sanıkların örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunup bulunmadıklarının ve üzerilerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun oluşup oluşmadığının karar yerinde tartışılarak, aleyhe temyiz bulunmadığından ceza süresi bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulması gerektiği de nazara alınarak, sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması;
b. Aksi halde;
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu bakımından öncül suç niteliğinde olan suç/suçlar hakkında bir karar verilmeden sanıkların yalnızca silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan cezalandırılmaları olanaklı olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması;
2. Kabul ve uygulamaya göre de ;
Sanıkların TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 esas - 2023/183 sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce yasa koyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen
suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas - 2024/189 sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve 2023/579 sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilen sanıkların, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38'inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince beraatlerine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu nedeniyle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2'nci maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.