İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde, rıza dışı kaybedilen ve ödeme yasağı konulan 300.000 TLlik çeklerin davalılardan istirdatı davası süreci.
Özet: Davacı, rızası dışında kaybolduğunu ve hakkında ödeme yasağı kararı olduğunu belirttiği toplam 300.000 TL bedelli iki adet çekin, davalılar tarafından ibraz edildiğini öğrenmesi üzerine, bu çeklerin davalılardan istirdat edilerek kendisine iadesini, mevcut ödeme yasağının devamını ve çekler üzerinde takip yapılmaması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalılardan biri, çekin fiili hamili olmadığını belirterek taraf sıfatı yokluğundan davanın reddini isterken, diğer davalı şirket, çeki ödeme yasağı kararından çok önce iyi niyetli bir şekilde ciro yoluyla edindiğini savunarak davanın reddini, davacının tazminata mahkum edilmesini ve çek bedelinin kendisine ödenmesini talep etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/262 Esas
KARAR NO : 2026/438
DAVA : Çek İstirdatı
DAVA TARİHİ : 13/01/2025
KARAR TARİHİ : 08/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle; davacı Keşidecisi ...Ltd. Şti. olan, ... şubesinden alınmış, 30.11.2023 keşide tarihli 150.000-TL bedelli ... numaralı çek ve Keşidecisi .... Ltd. Şti. olan, ... şubesinden alınmış, 30.12.2023 keşide tarihli 150.000-TL bedelli, ... numaralı iki adet çekin hamili olup bu çekleri herhangi bir ticari ilişkide kullanmadan evvel davacının bilgisi ve rızası dışında bu çekler kaybolduğunu, davacı tarafından çeklerin vadesi gelmeden önce durum fark edilerek mağduriyete sebep olmaması adına ve çeklerin rızası dışında elinden çıkması sebebiyle ödeme yasağı talepli olarak .... 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında hasımsız olarak kıymetli evrak iptal davası açılmış, mahkemece iki adet çek için ödeme yasağı koyularak bankaya bildirildiğini, yargılama aşamasında davacının elinden rızası dışında kaybolan çeklerden; 30.11.2023 keşide tarihli 150.000-TL bedelli, ... numaralı çekin davalılardan ... A.Ş. tarafından ... Bankasına, 30.12.2023 keşide tarihli 150.000-TL bedelli, ... numaralı çekin ise davalılardan ... tarafından ...Bankasına ibraz edildiği görüldüğünü, bu sebeple çeki uhdelerine bulunduran davalılar aleyhine her iki çek yaprağının ayrı ayrı istirdatı için dava açılması zorunluluğu doğduğunu, ... şubesinden alınmış, ... Seri Nolu, 30.11.2023 Keşide tarihli 150.000-TL bedelli çekin davalılardan ... A.Ş'den istirdatını, ... şubesinden alınmış, ... Seri Nolu, 30.12.2023 Keşide tarihli 150.000-TL bedelli çekin davalılardan ...'den istirdatını, netice itibariyle toplam 300.000-TL bedelli anılı iki adet çekin ayrı ayrı davalılardan istirdatı ile davacıya iadesini, ileride davacı aleyhine başlatılması muhtemel icra takipleri sebebiyle, çeklerin davacının rızası dışında elinden çıkmış olması ve ... 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında ödeme yasağı koyulmuş olması dikkate alınarak, dava sonuna kadar ödeme yasağının devamı ve çeklerin takibe koyulmaması yönünde tedbir kararı verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf 30.12.2023 keşide tarihli 150.000,00 TL bedelli ... numaralı çekin davalı tarafından ibraz edilmesi sebebiyle söz konusu davayı davalıyı hasım göstererek açmış olsa da çekin arka yüzeyinde yazan davalı ile borç ilişkisi bulunan ... -T.C.: ... mevcut hamil olduğunu, çek istirdat davası ise çeki elinde bulunduran kişiye yöneltilmesi gerektiğini, işbu nedenle öncelikle davalı aleyhine açılan davanın davalı yönünden taraf sıfatı noksanlığından reddi gerektiğini, davacı tarafın beyanlarına karşı belirtmiş olduğumuz usule ve esasa ilişkin itirazlarımız değerlendirilerek işbu davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili ...Şirketi verdiği cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çek keşide tarihinde bankaya ibraz edildiğinde ... 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından 30/11/2023 Tarihinde verilmiş olan ödeme yasağı kararı neden ile çek hakkında işlem yapılmamış ve davalı şirkete iade edildiğini, buraya kadar, dava konusu çekin davalı firma tarafından iyi niyetli meşru hamil olarak edinme şekli izah edildiğini, huzurdaki davada ispat yükü davacı tarafa ait olduğunu, mahkemence de malum olunduğu üzere, huzurda açılmış olan davanın mahiyeti, zayi edilen çekin geri alınması için açılan bir istirdat davası olup bu konu T.T.K. 758-763. vd. maddelerinde ele alındığını, huzurdaki davaya konu çek, mahkeme dosyasına EK belgelerde sunmuş olduğu teslim bordrosu gereği 13.07.2023 tarihinde davalı şirkete ciro ile teslim edildiği açıkça belli olduğunu, çekin davalı şirkete teslim tarihi "13.07.2023" olarak belli iken ve çek hakkında ilgili mahkeme tarafından verilen ödeme yasağı kararı ise "30.11.2023" olduğunu, daval şirket, dava konusu çekte iyiniyetli üçüncü şahıs olarak meşru hamil olduğunu, arz ve izah edilen hususlar ile mahkemece resen nazara alınacak tüm durumlardan mütevellit; davanın reddini, davacının %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, çek bedelinin iyiniyetli üçüncü şahıs davalı şirkete ödenmesine ve iyiniyetli davalı şirket açısından hak kaybına sebebiyet verilmemesi amacı ile TTK 757/2 md. gereği muhatap bankaya talimat verilerek sayın mahkemece tayin edilecek yere davalı elinde bulunan çek bedeli depo edilerek tevdii edilmesini, yargılama gideri, masraf ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, çek istirdatı davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5'inci maddesinden, sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre;
Madde 5/A-(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Yine 7155 sayılı kanunun 22. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3'ncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen "Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır." cümlesi ile arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur.
Yine 7155 sayılı kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı Kanunun Dördüncü bölümünden sonra gelmek üzere; "Dava şartı olarak Arabuluculuk" başlığıyla eklenen Beşinci Bölüm ve maddeye göre;
"Dava şartı olarak arabuluculuk MADDE 18/A-(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. Maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği görülmektedir. Bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyecektir. (İstanbul 13 BAM Hukuk Dairesi 15/12/2020 tarih, ... E.-... K. sayılı kararı, İstanbul 16 BAM Hukuk Dairesi 22/04/2024 tarih, ...E.-...K. sayılı kararı, )
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi ... E., .. K. sayılı ilamında istinaf mahkemesinin "davanın 18.09.2023 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi, dava dilekçesine arabuluculuk tutanağının eklenmediği, arabuluculuk son oturum tutanağının 29.09.2023 tarihli dilekçe ekinde sunulduğu, yapılan incelemede ... Arabuluculuk Bürosunun ...büro dosya ve ... arabuluculuk numaralı son oturum tutanağına göre arabulucuya 21.09.2023 tarihinde başvurulduğu ve 28.09.2023 tarihinde son oturum tutanağı düzenlenerek arabuluculuk sürecinin tamamlandığı, buna göre davacının zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadan davanın açıldığı, Mahkemece, re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ve 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir." gerekçesini usul ve yasaya uygun bularak Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin ...Esas, ...Karar sayılı ilamıyla verilen kararın onanmasına karar vermiştir.
İstanbul Bam 44.Hukuk Dairesinin ...E....K. sayılı ilamında "Her ne kadar davacı yanca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğu görülmüş ise de; kanunun salt arabuluculuğa başvuruyu yeterli görmeyip, sürecin de arabuluculuğa uygun şekilde tamamlanma şartını aradığı, tarafların anlaşıp anlaşamadığının henüz belirli olmadığı bir dönemde eldeki davanın açıldığı, açıklanan tüm bu nedenlerle Mahkemece davanın usûlden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile dava açılmadan salt arabulucuğa başvurmanın yeterli olmayıp sürecin arabulucuğa uygun şekilde tamamlanması gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dava dilekçesinde yer almadığı, davacı vekilinin, 08.07.2026 tarihli dilekçe ile arabuluculuk son tutanağını sunduğu görülmüştür.
Davacı 13/01/2025 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapmış, aynı tarihte de iş bu davayı açmış, arabuluculuk son tutanağı ise 30/01/2025 tarihinde düzenlenmiştir. Arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlenmeden ve tarafların anlaşıp anlaşamadığının belli olmadığı bir dönemde zorunlu arabuluculuk süreci tüketilmeden eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın TTK’nın 5/A-1 ve HMK’nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Alınması gerekli 732 TL harçtan peşin alınan harcın mahsubu ile artan 4.391,25 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/07/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.