Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin, HMK 267ye aykırı bilirkişi heyeti ve tarafsızlık şüphesi yaratan davranışlar nedeniyle yapılan hakimin reddi talebinin reddi kararına karşı istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, mahkemenin Hukuk Muhakemeleri Kanununa aykırı biçimde iki kişilik bilirkişi heyeti görevlendirmesi, bilirkişi raporuna yapılan itirazları dikkate almaması ve yargılama sürecinde sergilediği tutumlarla tarafsızlığını yitirdiği iddiaları üzerine yaptığı hakimin reddi talebinin, yetkili merci tarafından iddiaların yargısal faaliyetlere ilişkin olduğu ve hakimin reddini gerektirecek yasal sebeplerin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun incelemesini konu almaktadır.

T.C. BURSA BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:... -....
T.C.BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N A G E R E K Ç E L İ İ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO : ....KARAR NO : ...BAŞKAN : ....ÜYE : ....ÜYE : ....KATİP : ....İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : ...NUMARASI : ... D. İş Esas ... KararDAVACI/BİRLEŞEN DOSYADA DAVALI MİRASÇILARI 1-.... 2-.... 3-.... 4-.... VEKİLİ : AV..... DAVALI/BİRLEŞEN DOSYADA DAVACILAR : 1- ..... 2- .... 3- .... 4-.... 5- .... 6- .... 7- .... 8-.... 9-.... 10- .... 11- ...VEKİLİ : Av. ....DAVANIN KONUSU: Hakimin Reddi Hakimin reddi talebinin reddine ilişkin merci kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun incelemesi için dairemize gönderilen dosya içindeki tüm belgeler ile dairemiz üyesi tarafından hazırlanan inceleme raporu incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: HMK.'nun 36/1 maddesinde ''Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir.'' düzenlemesi bulunmaktadır. Davacı - birleşen dosya davalısı mirasçıları vekili reddi hakim dilekçesinde, müteveffa davalı Abdülkadir Şaylı 10.05.2023 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarca adlarına çıkartılan vekalet 11.12.2023 tarihinde taraflarına iletilmiş olup dahili davacı ve davalı olarak dosyaya mirasçıların eklendiğini, mahkeme tarafından oluşturulan bilirkişi heyetinin 6100 sayılı hukuk Muhakemeleri kanununun 267. maddesine açıkça aykırı olmasına karşın tüm davalıların itirazlarına karşın yerleşik yargıtay içtihatları ile desteklenen itirazlarının değerlendirilmemiş olup dosyanın yasaya uygun şekilde oluşturulan bir heyete gönderilmesi yönündeki taleplerinin göz ardı edildiğini, 6100 sayılı HMK'nın 267. Maddesi; "Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." şeklinde düzenlenmiş olup huzurdaki dosyanın iki kişiden oluşan bir bilirkişi heyetine gönderilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin 22.03.2023 tarihli duruşmasında bilirkişi raporuna karşı yazılı ve sözlü olarak itirazlarda bulunulduğunu ve alınan raporun usule aykırı olduğu belirtilmesine karşın halen rapora ilişkin itirazlara karşın bir ara karar da kurulmadığını ve duruşmada mahkeme başkanı tarafından müteveffa davalı Abdülkadir Şaylı'nın avukatları ile tartışma sınırlarını aşan münakaşaya girildiğini ve atanan heyette iki farklı uzmanlık alanından bilirkişi olduğundan dolayı HMK'nın 267. Maddesinin uygulanamayacağı yönünde görüş bildirildiğini, mahkeme heyeti tarafından atanan heyetin usule aykırı olduğu huzurdaki dosyanın İstinaf ve Yargıtay denetiminden geçemeyeceği, sonuçta ortaya çıkacak durumun müvekkillerinin alacaklarını tahsil etmesinin gecikmesine neden olacağı düşünüldüğünde usul ekonomisi gereğince yeni bir heyet oluşturularak bilirkişi raporu aldırılması gerekirken hiçbir gerekçe sunulmaksızın ara karar dahi kurulmadan taleplerinin göz ardı edilmesinin mahkeme heyetinin tarafsızlığını yitirdiği yönünde izlenim oluşturmakta olduğunu belirterek mahkeme heyetinin reddini talep ettiği görülmektedir. HMK.'nun 38.maddesi hâkimin reddinin dilekçeyle talep edileceğini ve öncelikle reddetilen hâkimin bir hafta içinde dosyayı inceleyerek ret sebeplerinin kanuna uygun olup olmadığı hakkındaki düşüncesini yazı ile bildireceğini düzenlemektedir. İncelenen dosya içeriğinde reddedilen hakimlerin HMK.'nun 34 ve 36. maddesinde yazılmış olan ret ve yasaklılık sebeplerinin bulunmadığı şeklinde görüş bildirdikleri görülmektedir. HMK.'nun 40.maddesinde incelemeyi yapacak merci düzenlenmektedir. Buna göre; red talebi öncelikle toplu mahkemede reddi istenen hâkim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece ve reddedilen hakim tek hakimli mahkemede görev yapan bir hakim ise madde de ayrıntılı olarak düzenlenen merci tarafından incelenecektir. Buna göre belirlenen inceleme merci olan Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.01.2024 tarih, ... D. İş Esas, 2024/90 Karar sayılı kararı ile hakimin reddi istemine dayanak iddiaların yargı faaliyetlerine ilişkin ve yargı denetimine tabi hususlar olduğu, ret ve yasaklılık sebeplerinin bulunmadığı gerekçesi ile hakimin reddi talebinin reddine karar verdiği görülmektedir. HMK.'nun 43/2.maddesinde ''Esas hüküm bakımından istinaf yolu açık bulunan dava ve işlerde ise ret talebi hakkındaki merci kararlarına karşı tefhim veya tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir; bu hâlde 347 nci madde hükmü uygulanmaz. Bölge adliye mahkemesinin bu husustaki kararları kesindir.'' düzenlemesi bulunmaktadır. Hakimin reddi talebinin reddine ilişkin merci kararının, hakimin reddi talebinde bulunan tarafça istinaf edildiği ve ret dilekçesinde öne sürülen hususların tekrar edildiği görülmektedir. HMK'nun 36.maddesinde hakimin red sebepleri sayılmış olup bu sebepler sınırlıdır. Tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hali genel bir düzenleme olup, maddede sayma yolu ile gösterilmemiş olsa dahi, hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren diğer sebeplerle de reddi mümkündür. Anayasa Mahkemesi'nin 08.09.2015 tarihli ve ... Başvuru numaralı Ünal Aslantürk başvurusu kararında açıklandığı üzere; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde açıkça; kişilerin, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak davanın tarafsız bir mahkemede görülmesini isteme hakkından söz edilmiştir. Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, Anayasa’nın 36., 138., 139. ve 140. maddeleri bir arada değerlendirildiğinde mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki unsur olduğu ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının adil yargılanma hakkı kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Genel olarak tarafsızlık, davanın çözümünü etkileyecek bir önyargı, tarafgirlik ve menfaate sahip olunmaması ve davanın tarafları karşısında ve onların leh ve aleyhlerinde bir düşünce veya menfaate sahip olunmamasını ifade eder (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2013, § 61). Tarafsızlığın öznel ve nesnel olmak üzere iki boyutu bulunmakta olup bu kapsamda hâkimin birey olarak mevcut davadaki kişisel tarafsızlığının yanı sıra kurum olarak mahkemenin kişide bıraktığı izlenimin de dikkate alınması gerekmektedir (AYM, E.2005/55, K.2006/4, K.T. 5/1/2006).Yargılamayı yürüten mahkeme üyelerinin taraflardan biriyle veya anlaşmazlık konusu ile maddi veya manevi yakın bir bağının bulunması veya yargılama sürecinde sarf ettiği ifadeleri ile tarafsız olamayacağı yönünde meşru bir kanaat uyandırması, bunun yanı sıra davadan önce dava ile doğrudan bağlantılı bir konumda bulunması da tarafsızlığı ihlal edebilir. Ancak belirli bir uyuşmazlıkta, yargılamayı yürüten hâkimin, taraflardan birine yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumunun, kişisel bir kanaatinin veya menfaatinin, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya koyan bir delil bulunmadığı ve bu husus kanıtlanmadığı müddetçe tarafsız olduğunun bir karine olarak varsayılması zorunludur. Hakimin reddi, doğal hakim ilkesinin istisnası niteliğinde olduğundan hakimin tarafsız davranmadığı hususundaki iddianın yeterli deliller ile ispatı gerekir. Buna göre hakimin yargı yetkisi kapsamındaki ihtiyati tedbir ve diğer ara kararları kanunda gösterilen yasa yollarına tabi olup, tarafsızlığı ihlal edici başka bir eylemi ispat edilmeyen hakimin sırf ara kararların hatalı olduğu ve benzeri nedenlerle reddi mümkün değildir. Öte yandan Yargıtay 20. Hukuk Dairesi .... Esas,.... Karar sayılı kararında açıklandığı üzere hakimin şikayet edilmesi, tarafların anayasal dilekçe hakkı kapsamında kalan haklarının kullanılması niteliğinde olup, tarafların bu haklarını kullanmaları hakim ile ilgili taraf arasında husumet olduğu anlamına gelmez. Açıklanan bu ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Hakimin reddini talep eden tarafça Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tüm hakimlerinin heyetçe reddedildiği görülmekte ise de, hakimin reddi sebebi olarak öne sürülen iddiaların hakimin yargı yetkisi kapsamında kalan ve asıl hüküm ile birlikte istinaf yasa yolu açık olan hususlara ilişkin olduğu, reddedilen hakimlerin tarafsızlığını bozduğuna yönelik somut bir delil öne sürülmediği görülmektedir. Bu durumda hakimin reddi talebinin kanunda sayılan sebeplere uygun olmadığı anlaşılmakla, mahkeme heyetini oluşturan hakimlerin reddine ilişkin talebin reddine dair merci kararının istinafına yönelik istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.03.1974 tarih 8/1431-262 sayılı kararında kötüniyetli taraf; yasal yönden haklı olmaksızın, yani kendisinin istem yahut savunma dayanaklarının açık bir yasa kuralı kapsamında ya da itiraz görmemiş içtihatlar karşısında başarısızlığa peşinen mahkum olduğunu bilerek istem öne süren ya da savunmada bulunan taraf olarak tanımlanmıştır. Bu durumda geçerli bir hakimin reddi sebebi olmadığı, red sebebinin kanunda sayılan hallerden hiç birine uymadığı açık olan somut olayda hakimin reddi talebinde bulunulması karşısında inceleme merci tarafından talebin kötü niyetli yapıldığı kabul edilerek disiplin para cezası uygulanması gerekir iken, kötü niyet unsurunun ve disiplin para cezasına ilişkin düzenlemenin gerekçeli kararda tartışılmaması ve bir hüküm kurulmaması hatalı olmuştur. Disiplin para cezası uygulaması kamu düzeninden olduğundan dairemizce re'sen hükme eklenmek suretiyle hükmün düzeltilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle, İlk derece mahkemesi kararı hukuka uygun olduğundan HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.01.2024 tarih,.... İş Esas,.... Karar sayılı kararında hükmün 4. bendi olarak "4-Hakimin reddi talebinin kötü niyetli olarak yapıldığı anlaşılmakla HMK.'nun 42/6.maddesi uyarınca hakimin reddi yoluna başvuran davacı mirasçılarının ayrı ayrı takdiren 4.000,00'er TL disiplin para cezası ile cezalandırılmalarına, HMK.'nun 42/8.maddesi uyarınca disiplin para cezasının hakimin reddi yoluna başvuran davacı mirasçılarından ayrı ayrı tahsili için ilk derece mahkemesince harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesine," bendi eklenmek suretiyle HÜKMÜN DÜZELTİLMESİNE,Harçlar Kanunu'nun Eki-1 sayılı tarife A-III-2-a maddesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,İstinaf gider avansının kullanılmayan kısmının istinaf edene iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 17.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.KANUN YOLU : HMK.'nun 43/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 18.04.2024 ...Başkan....e-imza ....Üye.... e-imza...LÜye....e-imza ...Katip....e-imza