Bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için müteselsil kefillere açtığı itirazın iptali davasında, borçlunun konkordato süreci ve kefalet limiti savunmalarının bilirkişi raporuyla incelendiği yargılama.
Özet: Banka, ana borçlu şirket hakkında konkordato kararı bulunmasına rağmen, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ödenmemiş alacağın tahsili amacıyla müşterek ve müteselsil kefiller aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali için dava açmıştır; davalı kefiller ise asıl borcun konkordato nedeniyle muacceliyetini kaybetmesini, feri nitelikteki kefaletin etkilenmesini, fahiş faiz iddialarını ve kefalet limitini aşan talebi savunurken, bilirkişi raporunda ana borç miktarı ve kefalet limiti tespit edilmiş, konkordatonun kefil sorumluluğuna etkisinin mahkemece değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

T.C.

İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/762 Esas
KARAR NO : 2026/388
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 23/10/2025
KARAR TARİHİ : 25/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; müvekkili banka ile dava dışı borçlu ... Tic. A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalılar ...ve ... ise bahse konu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, ... A.Ş.'nin hesabı 05/11/2024 tarihinde kat edilerek ... 20. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini ve davalılara tebliğ edildiğini, tebliğ edilen ihtarnameye rağmen, davalıların borçlarını ödemediğini, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin... D.İş, ...karar sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alınarak ... Banka Alacakları İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasından icra takibine başlanıldığını, davalıların icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; dava dışı asıl borçlu şirket hakkında İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca kesin mühlet kararı bulunduğunu, kesin mühlet kararı ile birlikte borçlu aleyhine takip yapılması ve başlatılmış takiplerin devamının yasaklandığını, ayrıca borcun muacceliyeti ve faiz işletilmesi hususlarında da kanuni sınırlamalar devreye girmekte olduğunu, bu kapsamda, asıl borçlu hakkında kesin mühlet kararı mevcut iken, kefiller yönünden temerrüt faizinin işletilmesi ve alacağın muaccel hale geldiğinin ileri sürülmesi hukuken mümkün olmadığını, zira kefalet fer’i nitelikte bir teminat olduğunu, asıl borcun hukuki durumundan bağımsız şekilde değerlendirilemeyeceğini, ayrıca müvekkillerine yöneltilen talep, kefalet sözleşmesine dayalı olduğunu, Türk Borçlar Kanunu uyarınca kefilin sorumluluğu açıkça belirlenmiş kefalet limiti ile sınırlı olduğunu, davacı taraf, takip talebinde ve dava dilekçesinde bu sınırı aşar mahiyette talepte bulunduğunu, kefalet miktarını gözetmeksizin toplam borç üzerinden sorumluluk isnadında bulunduğunu, müvekkillerinin sorumluluğu, imza altına aldıkları kefalet tutarı ile sınırlı olup bunun dışında kalan kısım yönünden herhangi bir sorumlulukları bulunmadığını, takip tarihine kadar işletildiği iddia olunan temerrüt faizi ve fer’ileri fahiş nitelikte olduğunu, davacı banka, tek taraflı olarak düzenlediği hesap özetlerine dayandığını, ancak alacağın varlığını, miktarını ve faiz hesaplamasının dayanağını usulüne uygun ve yazılı delillerle ispat etmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dava; İİK'nın 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır.
... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası UYAP'tan entegre edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmış, bilirkişi raporu alınmıştır.
... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine 36.194.587,10 TL asıl alacak, 40.718,91 TL BSMV, 814.378,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 37.049.685,05 TL alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalılar tarafından süresinde itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu ve bu davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyası UYAP'tan celp edilmiş ve incelenmesinde; dava dışı şirket ... Şirketi tarafından 31.10.2024 tarihinde Konkordato davası açıldığı, ... Esas sayılı dosyada görülen davada 05.11.2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği görülmüştür.
Bilirkişi ... Mahkememize sunduğu 02/06/2026 tarihli raporunda; davacı banka ile dava dışı kredi asıl borçlusu/lehtarı... Tic. A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmeyi davalı kefillerinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarını, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin henüz muacceliyet koşulları oluşmadan geri çağrılması karşısında, davacı bankanın davalı hakkında takip ve dava hakkının bulunup bulunmadığı konkordato mevzuatı karşısında takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, davalıların sözleşmede gösterilen kefalet limiti tutarının 45.000.000 TL olduğunu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan asıl borç toplamının 34.779.403,33 TL olduğunu, dolayısıyla hesaplanan asıl borcun (ana para borcunun), kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin hem kendi ve hem de dava dışı asıl borçlu şirketin temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın borcun tamamından müteselsilen sorumlu sayılabileceklerinin bir an için (Konkordato mevzuatı karşısındaki durum nedeniyle) söylenebileceğini, davacı bankanın takip tarihi itibariyle alacağı 34.779.403,33 TL asıl alacak, 391.268,28 TL işlemiş faiz, 19.563,41 TL BSMV olmak üzere toplam 35.190.235,02 TL alacaklı olduğunu, gayrinakdi 65 adet çek yaprağından dolayı davacı bankanın davalı kefillerden 602.550 TL depo edilmesini talep edebileceğini, teminat mektubunun depo talebi: takip talebinde her ne kadar 904.550, TL'lik teminat mektubu bedelinin depo edilmesi istenilmekte ise de, bu yönde somut bir delil sunulmadığı için değerlendirme yapılamamış olduğunu, davalı kefil ...'ın eş rızasına tabi olup olmadığı yönünde araştırma yapılıp yapılmayacağı Mahkemenin takdirinde olduğunu, dava dışı asıl borçlu şirket hakkında ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile 05.11.2024 tarihinden itibaren 3 ay süreye geçici mühlet tedbir kararı verildiğini, BCH-borçlu cari kredisi ile diğer kredi hesapları dahilinde, tedbir kararı öncesinde geciken herhangi bir devre faizi ve/veya anapara borcu henüz yokken 05.11.2024 (Tedbir kararı tarihinde) tarihinde kredi hesapları kesilip kat edildiğini, başka bir deyişle hesabın kesilip kat edildiği tarihte rotatif (BCH) ve/veya diğer kredilerden dolayı herhangi bir geciken alacağın bulunmadığı nazara alındığında, hesabın dava dışı asıl borçlu şirket hakkında verilen tedbir kararına atfen sırf kesilip kat edilmiş olduğu anlaşılmakta olduğunu, bu durumda dava dışı asıl borçlu şirket konkordato tedbir kararı dahilinde faaliyetini yürütürken keşide edilen kat ihtarının temerrüt sonucunu doğurup doğurmayacağının Mahkemenin takdirinde olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin Temerrüt Halleri Ve Takip Hükümlerini düzenleyen 4. Maddesi altında davacı bankaya herhangi bir gerekçe göstermeksizin kredi hesaplarını kesip kat etme yetkisi tanımakta ise de, bu sözleşmesel hakkın konkordato hükümlerini düzenleyen yasal mevzuatın önüne geçemeyeceği söylenebileceğini, gelinen bu aşamada konunun hukuki takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davacı bankanın İİK'nun 294 m. aykırı olarak kredi hesabını kesip kat etmiş olduğunun söylenebileceğini, hal böyle iken, hesap kat tarihi itibariyle özellikle davalı kefil/ler bakımından alacağın muaccel olup olmadığının TBK'nun 586 m. Kapsamında irdelenmeye muhtaç olduğu değerlendirilmekte olduğunu, buna göre kefile müracaat edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gerektiği bir yasa hükmü olduğunu, o halde geçici mühlet tedbir kararı tarihi 05.11.2024 ile hesabın aynı gün 05.11.2024 tarihinde kesilip kat edilmiş olması nazara alındığında (Ayrıca hesap kat edilmeden önce kanıtlanmış muaccel bir alacağın da bulunmadığı gözetildiğinde) geçici mühlet tedbir kararı (05.11.2024) öncesinde özellikle dava dışı asıl borçlu (konkordato sürecinde olan borçlu) bakımından muaccel bir alacak bulunmadığı gibi somut olarak tevsik edilen bir temerrüt hali de henüz teşekkül etmediğini, o halde TBK'nun 586 m. ışığında geçici mühlet tedbir kararı tarihi 05.11.2024 öncesinde dava dışı asıl borçlu Uras Kimya Firması bakımından muaccel bir alacak ve/veya somut temerrüt hali doğmamış olduğundan, (asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gibi) davalı kefil/ler açısından geçici mühlet ve/veya kat tarihi itibariyle asıl borçlunun (Konkordato talep eden firma) muaccel bir borcu bulunmadığı kanısıyla, TBK'nun 586 m. karşısında davalı kefillere başvuru şartlarının henüz oluşmamış olması nedeniyle, davalı kefil/ler aleyhinde bu aşamada takip yapılıp yapılamayacağı (Bu meyanda asıl borçlunun iflas sürecine girmesi durumu hariçtir) Mahkemenin takdirinde olduğunu, takip-dava tarihi aralığında (23.10.2025) toplam 20.589.350,05 TL ile dava tarihinden sonra olmak üzere 317.600 TL'lik tahsilat dahil olmak üzere toplam 20.906.950,05 TL'lik sağlandığını, işbu tahsilatın dosyanın kesin infazı sırasında nazara alınması gerektiğini belirtmiştir.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı banka ile dava dışı ... Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla genel kredi sözleşmesini imzaladıkları, davacı bankaca gönderilen ... 20. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 05/11/2024 tarihi itibariyle hesabın kat edildiğinin bildirildiği, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas Sayılı dosyasında dava dışı şirket... Şirketi hakkında 05.11.2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği görülmüştür.
Dava dışı asıl borçlu şirketin geçici mühlet kararının 05/11/2024 tarihli olduğu anlaşıldığından bu tarihten önce dava dışı asıl borçlu şirketin kredi ödemelerinde aksama olup olmadığı, ödenmeyen kredi taksidi olup olmadığı ve takip tarihi itibariyle davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne miktarda alacaklı olduğu hususunda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi sunduğu raporunda; kefile müracaat edilebilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gerektiğinin bir yasa hükmü olduğunu, geçici mühlet tedbir kararı tarihinin 05/11/2024 ile hesabın aynı gün 05/11/2024 tarihinde kesilip kat edilmiş olması nazara alındığında ayrıca hesap kat edilmeden önce kanıtlanmış muaccel bir alacağın da bulunmadığı gözetildiğinde geçici mühlet tedbir kararı 05/11/2024 öncesinde özellikle dava dışı asıl borçlu konkordato sürecinde olan borçlu bakımından muaccel bir alacak bulunmadığı gibi somut olarak tevsik edilen bir temerrüt halinin de henüz teşekkül etmediğini, o halde TBK'nın 586. madde ışığında geçici mühlet tedbir kararı tarihi 05/11/2024 öncesinde dava dışı asıl borçlu ... Şirketi bakımından muaccel bir alacak veya somut temerrüt hali doğmamış olduğundan, (asıl borçlunun ifada gecikmesi, ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça borçlunun ödeme güçlüğü içerisinde olması gibi) davalı kefiller açısından geçici mühlet veya kat tarihi itibariyle asıl borçlunun (Konkordato talep eden firma) muaccel bir borcu bulunmadığı kanısıyla, TBK'nın 586. maddesi karşısında davalı kefillere başvuru şartlarının henüz oluşmamış olması nedeniyle, davalı kefiller aleyhinde bu aşamada takip yapılıp yapılamayacağının Mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
TBK.nın 586. Maddesinde; " Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.
Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir. "
İİK.nın 296. maddesinde;"Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerin devamı esastır. Bu sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez. (Ek cümle:9/6/2021-7327/4 md.) Bu fıkra kapsamında geçici ve kesin mühlet süresince devam eden sözleşmeler nedeniyle borçlanılan edimler karşılıklı olarak ifa edilir. Borçlu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen aşırı külfetli sürekli borç ilişkilerini, komiserin uygun görüşü ve mahkemenin izniyle herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu çerçevede ödenmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur. Hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin özel hükümler saklıdır." hükümleri mevcuttur.
Kesin mühletin sözleşmeler bakımından etkisi başlıklı İİK.nın 296. maddesine göre, sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da, borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut, borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez, hükmüne yer verilmiştir. Bu madde hükmü gereğince genel kredi sözleşmesindeki buna ilişkin hükümlerin geçerli olmadığı anlaşılmıştır.
Somut olayda davacı banka tarafından 05/11/2024 tarihli ihtarname ile; dava dışı asıl borçlu şirket tarafından kullanılan kredilerin 05/11/2024 tarihi itibariyle kat edildiği bildirilmiştir. Asıl borçlu şirket hakkındaki geçici mühlet tedbir kararı tarihinin 05/11/2024 olduğu, hesabın aynı gün 05/11/2024 tarihinde kesilip kat edilmiş olduğu ve bilirkişi incelemesi sonucunda; hesap kat edilmeden önce kanıtlanmış muaccel bir alacağın bulunmadığı gözetildiğinde geçici mühlet tedbir kararı 05/11/2024 öncesinde dava dışı asıl borçlu konkordato sürecinde olan borçlu bakımından muaccel bir alacak bulunmadığı gibi somut olarak tevsik edilen bir temerrüt halinin de bulunmadığı anlaşıldığından, TBK'nın 586. maddesi kapsamında davalı kefillere başvuru şartlarının oluşmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 732 TL harcın peşin alınan 447.467,57 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 446.735,57 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 1.426.496,85 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2026
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
**Bu belge 5070 sayılı Kanun Kapsamında Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.*