Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçunda katılanın çelişkili beyanları nedeniyle çalınan eşya değerinin tespiti ve TCK 145 uygulamasının tartışılması gerektiğinden hükmü bozmuştur.
Özet: Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf başvurusunun reddedilmesi üzerine temyiz incelemesi yapan Yargıtay, katılanın olaydan hemen sonraki ilk beyanlarına göre iki çift bottan ibaret olduğu anlaşılan suça konu eşyanın değerinin tarafsız bilirkişi aracılığıyla tespit edilmemesi ve bu bağlamda 5237 sayılı TCKnın 145. maddesinin (değer azlığı) uygulanıp uygulanmayacağının yeterince tartışılmaması nedeniyle eksik inceleme yapıldığına hükmederek kararı bozmuştur.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2021/4053 E., 2022/3242 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, çelişkili beyanlara dayanılarak eksik inceleme ile mahkûmiyet kararı verildiğine, değer azlığı hususunun değerlendirilmediğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;Katılan ve tanık ...'nun olaydan hemen sonra alınan ilk ifadelerine göre olay günü katılanın ikamet ettiği binanın önünden toplam değeri 300 TL olan iki çift botun çalındığı, yine katılanın kovuşturma aşamasında alınan 23.05.2017 tarihli ilk beyanında kendisine ve çocuğuna ait olduğunu söylediği toplam değeri 300 TL olan iki çift botun çalındığını tekrarladığı, 19.03.2019 tarihli beyanında yedi çift ayakkabı olduğunu ve toplam değerlerinin 300 TL olduğunu söylediği ve fakat katılanın Bölge Adliye Mahkemesi bozma ilâmından sonra 13.04.2021 tarihinde alınan beyanında olay tarihinde kendisine, eşine ve çocuğuna ait ayakkabılarının çalındığını, üç ayakkabının da yeni alındığını, üç adet ayakkabının toplam değerinin 615 TL olduğunu, bu üç çift haricinde 5-6 çift daha ayakkabı ile terliğin de çalındığını, fakat onların eski olduğunu, ayakkabıların ayakkabı dolabının içerisinden alındığını ve dolabın içerisinde ayakkabı bırakılmadığını söylediği; İlk Derece Mahkemesince katılanın 13.04.2021 tarihli celsede alınan beyanı esas alınarak maddi zararın 500 TL'nin üzerinde olduğu ve sanığın dolaptaki tüm ayakkabıları çaldığı kabul edilmiş ise de; katılanın tanık ...'nun beyanı ile de doğrulandığı üzere olaydan hemen sonra alınan ilk ifadesi ile kovuşturmadaki ilk beyanına göre suça konu eşyanın iki çift bottan ibaret olduğunun kabulü gerektiğinin anlaşılması karşısında; suça konu 2 çift botun suç tarihindeki değerinin tarafsız bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi ve sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.