Emeklilik nedeniyle iş akdini fesheden işçinin, önceki işçilik alacağı davasında belirlenen ücretten farklı olarak gerçek ücretinin SGKya eksik bildirildiği iddiasıyla emeklilik maaşı kaybı ve kurum kayıtlarının düzeltilmesi talebi.
Özet: Davacı eski işçinin, davalı işveren nezdindeki 13 yıllık çalışması sırasında gerçek ücretinin (net 1.350 TL) Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik (asgari ücret üzerinden) bildirilmesi nedeniyle düşük emekli maaşı aldığını ileri sürerek, SGK kayıtlarının iddia ettiği gerçek ücret üzerinden düzeltilmesi ve oluşan emekli maaşı farklarının ödenmesi talebiyle açtığı davada; davalı işveren, önceki bir mahkeme kararında ücretin farklı tespit edilip kesinleştiğini, davalı kurum ise mevcut durumun 5510 sayılı Kanun kapsamında olmadığını ve geriye dönük düzeltmenin yasal sınırlamalara tabi olduğunu savunmuştur.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/272 E., 2024/482 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bozüyük 1. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI : 2022/76 E., 2022/216 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işveren ile aralarında iş akdi uyarınca 20.06.1999 tarihinde muhasebe elemanı ve idareci olarak çalışmaya başladığı, davacının davalı iş yerinde 13 yıla yakın kıdem süresi içinde görevini yerine getirdiği, davacının davalı işyerinde AGİ dahil 1350,00 TL ücret ile çalıştığı, ücretleri elden ödendiği, sigorta pirimleri asgari ücret üzerinden Kuruma bildirildiği, davacının iş akdini 19.01.2012 tarihinde emeklilik nedeni ile fesh ettiği ancak hak ettiği işçilik alacaklarının ödenmediği, davacının ödenmeyen alacakları için Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesine dava açtığı ve 2012/5 55... /148 Karar sayılı kararı ile kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti alacağının kabulüne karar verildiği ve bu kararın Yargıtay tarafından onandığı, söz konusu kararda davacının net 951,98 TL ücret aldığı karar verildiği ve bu rakam üzerinden yaptığı hesaplamalara göre karar verildiği, ancak davacının aldığı gerçek ücret agi dahil net 1.350,00 TL olduğu, davalı tarafından davacının gerçek ücreti üzerinden sigorta primleri yatırılmadığından emekli maaşını almış olduğu gerçek ücret üzerinden hesaplanan rakamlara göre alamadığı ve emekli maaşının düşük olması nedeni ile maddi kayba uğramış olduğu ve uğramaya devam etmekte olduğu, davacının davalı iş yerinde çalışmış olduğu dönemlere ilişkin Kurum kayıtlarının davacının almış olduğu gerçek ücretler üzerinden ayrı ayrı düzeltilmesine, davacının almış olduğu emekli maaşının yeniden tespit edilerek geriye dönük eksik almış olduğu emekli maaşı farklarının tespitine davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacnın Kurum kayıtlarının davacının aldığını iddia ettiği gerçek ücret üzerinden düzeltilmesi talebine ilişkin olduğu, bu tip davaların Kurumun feri müdahil gösterilmek kaydıyla açılan davacının hizmet akdine tabi çalışmaları sebebiyle gerçek ücret üzerinden primlerin yatırılmadığı iddiasına dayanan "Tespit" davaları olduğu, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasındaki "Müdahalenin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir" hükmü doğrultusunda, yargılamanın sonunda Kurum ... başkanlığı aleyhine hüküm kurulmaması gerektiği, aylık Prim ve Hizmet Belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde İş Mahkemesine başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağının 5510 sayılı Kanunun 86. maddesi 9. fıkrasında açık bir şekilde belirtildiği, işbu hüküm doğrultusunda işyeri dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından Kurumlarınca inceleme konusu olabilecek çalışmış olduğu dönemler arasında dava konusu işyerinden herhangi bir ihbar veya şikayete rastlanmadığı, söz konusu davacı ile ilgili işveren tarafından kurumlarına aylık prim ve hizmet belgeleri verilmiş olup çalıştıkları/çalıştırıldıkları sabit olduğundan davanın 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinin 9. fıkrası kapsamında değerlendirilme imkanı bulunmadığı, 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinin amir hükmü uyarınca Kurumlarınca kazançlarının veya gün sayısının eksik bildirildiği tespit edilen sigortalıların en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık kısmı alınacağının hüküm altına alındığına göre davacının da bu konuda herhangi bir ihbar ve şikayette bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2.Davalı şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf Bozüyük Asliye Hukuk Mahkemesinde 2012/5 55... /148 karar sayılı dosyasında dava dilekçesinde aylık maaşının 1350,00 TL olduğu belirtildiği, ancak yargılama sonucu maaşının daha az olduğu tespit edildiği, Yargıtay incelemesinden sonra dosyanın kesinleşmiş olduğu ve bu dosyasının kesin delil mahiyetinde olduğu, davacı 1999 senisnde şirkete ait halı dükkanında satış elemanı olarak çalışmaya başladığı, halı dükkanının devir etmesinden sonra 2002 yılında davalı şirkette asgari ücretle çlaştığı, iş yerinde muhasebe departmanı olmadığı, kaldı ki davacının muhasebe ve idareci olarak çalışmasını gerektirecek bir iş olmadığı, çünkü 7 günde bir fatura kesildiğini günlükte 1, 2 ya da 3 araba mal için irsaliye kesildiği, davacı işyerinde demir ayırma ve getir götür işleri, muhasebeye evrakların götürülmesi, kargoya evrak verilmesi gibi işleri yaptığı, idarecilik yapmadığı, idari işler yaptığı, davacının muhasebelicilik yapması için yeterlilik belgesinin bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından 18.05.2022 tarihli ve 2022/76 Esas, 2022/216 Karar sayılı kararla davacının davalı işyerinde, Ocak 2012'de brüt 1.329,76 TL ücretle çalıştığının tespitine, davacının 07.03.2016 tarihinde icra yoluyla tahsil ettiği işçilik alacaklarının, 5510 sayılı Kanunun 82. maddesi uyarınca prime esas kazancın tavan miktarını geçmemek üzere davacının işyerinden ayrılmadan önceki son aya mal edilmesine, fazlaya dair taleplerinin reddine karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2022/76 Esas, 2022/216 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2022 tarihli ve 2022/2300 Esas, 2022/2002 Karar tarihli kararı ile davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2022 tarihli ve 2022/2300 Esas, 2022/2002 Karar kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 13.10.2023 tarihli ve 2022/13032 Esas, 2023/9680 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesi kararının tebliği üzerine davalı işveren vekilince harcı da tamamlanmak suretiyle istinaf isteminde bulunulduğu, temyiz nedenlerinin de istinaf isteminde belirtilen nedenler ile aynı mahiyette olduğu ve halen dahi istinaf iradesinin devam ettiğinin anlaşılması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesince bu davalının istinafı hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği anlaşılmakta olup, davalılardan birinin istinafı hakkında inceleme yapılmaksızın karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.VI.TEMYİZA. Temyiz Sebepleri 1.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının 1999 senisnde şirkete ait halı dükkanında satış elemanı olarak çalışmaya başladığı, halı dükkanının devir etmesinden sonra 2002 yılında davalı şirkette asgari ücretle çalıştığı, iş yerinde muhasebe departmanı olmadığı, kaldı ki davacının muhasebe ve idareci olarak çalışmasını gerektirecek bir iş olmadığı, çünkü 7 günde bir fatura kesildiğini günlükte 1, 2 ya da 3 araba mal için irsaliye kesildiği, davacı işyerinde demir ayırma ve getir götür işleri, muhasebeye evrakların götürülmesi, kargoya evrak verilmesi gibi işleri yaptığı, idarecilik yapmadığı, idari işler yaptığı, davacının muhasebecilik yapması için yeterlilik belgesinin bulunmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açmış olduğumuz tespit davada, davanın kısmen kabul kısmen reddedildiği, davacının davalı işyerinde sadece 2012 yılı Ocak ayında brüt 1.329,76 TL ücret karşılığında çalıştığının tespitine karar verildiği, davacı dava dilekçesinde belirttiği 20.06.1999 - 19.01.2012 tarihleri arasında ücretinin tamamının elden ödenmesi, fakat sigorta primlerinin almış olduğu ücrete göre düşük (asgari ücret üzerinden) yatırıldığına ilişkin, dinlenen tanıklar , ... ... ... ve ... davalı işverence ücretlerin elden ödendiğine dair beyanlarda bulunduğu, davalı işverenin sigorta primlerini asgari ücret üzerinden göstermek suretiyle tüm hizmet dönemi boyunca eksik prim ödediğine kuşku olmadığını, emsal ücret araştırması cevapları yazılı belge niteliğinde kabul edildiğinden, gerçek ücret iddiası yazılı delille ispatlandığı, ayrıca işçilik alacakları için açılan alacak davasında davacının son brüt ücretinin 1.329,76 TL olduğu kabul edildiği, verilen karar kesinleşmiş ve davalı işveren tarafından bu ücret üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, 2012 yılı öncesi dönem yönünden, son ücretin asgari ücrete oranlanması suretiyle her yıl için ... tespiti gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının prime esas kazançlarının tespiti ve yaşlılık aylığı tutarının hesaplanmasıyla fark aylıkların tahsiline ilişkindir.1.Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un "Prime esas kazançlar" başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79. maddenin 10. fıkrası ve 5510 sayılı Kanun'un 86. maddenin 9. fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77... . maddelerine göre hesaplanacak olan bir günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 00... . maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.2.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 - 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.3.Öte yandan; Mahkemeler, iddia ve savunma çerçevesinde tespit ettikleri maddi vakıaları, söz konusu maddi vakıaların hukuki niteliğini, uygulanan hukuk kurallarını, bunun nedenlerini ve hüküm fıkrasıyla bağlantısını gerekçeyle açıklarlar. Böylece tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri, mahkeme kararlarının denetlenebilmesi ve toplumun da yargı kararlarının sebeplerini öğrenmesi sağlanır. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ise de gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Ancak Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılacağı hükmü konulmuştur. Bu sayede mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarının sağlanması amaçlamaktadır. 4.Mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Aynı maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca da verilen karar ile taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, hiçbir şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde çok açık gösterilmesi gereklidir. Aksi takdirde ilamın icrası sırasında güçlüklerle karşılaşılabileceği gibi ilamın hiç icra edilememesi de söz konusu olabilir. 5.Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda kesinleşen ve ödenen işçilik alacağının, 5510 sayılı Kanun'un 80/d maddesi uyarınca çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancına dahil edilmesi, son ay çalışılan gün göz önüne alınarak prime esas kazanç tavanının belirlenmesi ve buna göre davacının anılan dönem prime esas kazancının Mahkemece infazı kabil şekilde tayin edilmesi gerekirken; yazılı şekilde yalnızca ilkeden ve tutardan bahsedilmek suretiyle, infazda tereddüde neden olacak şekilde atıf yapılmakla yetinilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.6.Ayrıca davacı tespit edilen prime esas kazancının yaşlılık aylığı tutarının tespitine yansıtılarak yaşlılık aylığı tutarının yeniden hesaplanmasını ve fark aylıkların da tahsilini talep etmektedir. Davacının anılan talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmaması isabetsizdir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.