11. Ceza Dairesinden, bir sanık hakkında ölüm nedeniyle düşme, diğer sanık hakkında ise banka aracıyla dolandırıcılık suçunda eksik araştırma ve önceden doğan borç ayrımı yapılmadan verilen beraat kararının bozulması kararı.
Özet: Banka veya kredi kurumlarını araç olarak kullanarak dolandırıcılık suçundan açılan davada, Yargıtay, sanıklardan birinin vefatı üzerine kamu davasının düşmesine karar verirken; diğer sanık hakkındaki beraat hükmünü, tanık ifadelerindeki çelişkilerin giderilmemesi, çekin önceden doğan borca karşılık verildiği yanılgısı ve eksik araştırma neticesinde verildiği gerekçesiyle bozmuş, tanık hakkında suç duyurusunda bulunulması ve davaların birleştirilmesi gibi hususların araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.
11. Ceza Dairesi         2021/24418 E.  ,  2026/3494 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Banka veya diğer kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre karar tarihinden sonra 06.05.2020 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının TCK'nin 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının CMK'nin 222/8. maddesi uyarınca ölüm nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
2.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Sanık ...'un suça konu 15.000,00 TL bedelli çeki hukuki ilişki içerisinde tanık ...'e vererek kullandığı, çekin katılan şirketin eline geçtiği ve bankaya ibrazında sahte olduğunun anlaşıldığı iddiasıyla açılan kamu davasında;
Sanık ... suça konu çeki ...'tan aldığını savunduğu, sanık ... ve tanık ... arasındaki suça konu çekin elde edilmesi ve tanık ...'a verilmesine dair hukuki ilişkinin aşamalardaki kendi ifadeleri ve birbirleri arasında çelişkili olduğu, hukuki ilişkinin resmi belgelerle de dayandırılmadığı ve çeki tanık ...'in katılan şirket ile yaptığı alışverişte kullandığı anlaşılmakla, öncelikle tanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulması ile dava açıldığı takdirde davaların birleştirilmesi, dosyada sanık ... ile katılan şirket arasında cari hesap özeti görülmekle ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarihli ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğan borç için sonradan yapılan hileli hareketlerin dolandırıcılık suçuna vücut vermeyeceği hususu da dikkate alınarak suça konu çekin önceden doğan borç karşılığı verilip verilmediğinin araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, tanık ...'in "Ben daha öncesinde ...'u tanırdım. Ancak ...'ı tanımazdım. ... galericilik yapıyordu. ... .... Şirketi'nin yaptığı işlere ortak olarak kardan pay almak istiyordu. Şirket inşaat işi yapıyordu. Yaptığımız değişik işlerde bazen nakit para vererek bazen de çek vererek kar ortağı oluyordu. Dava konusu çekte bu şekilde yaptığımız işe ortak olmak için verdiği çeklerden birisidir..." şeklinde ifadesine yanlış anlam verilerek önceden doğan borca karşılık verildi kabul edilerek eksik araştırma ve oluşa uygun düşmeyen yanılgılı değerlendirme ile beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
31.03.2026 tarihinde karar verildi.