Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, ısınma aidatı borcuna itirazın iptali davasında, dilekçeler teati edilmeden ve tebligat tamamlanmadan verilen görevsizlik kararının istinaf incelemesini yaptı.
Özet: Davacı kooperatif tarafından, davalının ticari işletmesine ait ödenmeyen ısınma aidatı borcunun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden ve dilekçelerin karşılıklı verilmesi usulü tamamlanmadan doğrudan görevsizlik kararı vererek davanın usulden reddine karar vermiş; istinaf incelemesinde ise, Hukuk Muhakemeleri Kanununun ön inceleme ve dava şartlarına ilişkin hükümlerine aykırı şekilde yargılamanın temel aşamalarından olan tebligat ve dilekçe teatisi süreci işletilmeden hüküm kurulduğu tespit edilmiştir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
.... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : .......
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ :
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahkemenin görevsizliğine dair verilen karara karşı süresinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının kooperatife bugüne kadar ödenmeyen 31/01/2016 – 30/03/2018 tarihleri arasında birikmiş ısınma aidatı borcu bulunduğunu, davalı hakkında Bursa ... İcra Müdürlüğü ...... esas sayılı dosyası ile ilamsız takiple icra takibi başlatıldığını, davalının borcun tamamına ve fer'ilerine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalının davacı kooperatifte üyeliği bulunmadığından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olacağı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine. dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinden dosyanın Bursa nöbetçi asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının ısınma aidatı almak kaydıyla 1000'den fazla daireye ve iş yerlerine merkezi ısıtma sağlanması amacıyla kurulmuş bir kooperatif olduğunu ve işbu faaliyetinden dolayı davacı tarafı açısından işin ticari olduğunu, davalının... ... isimli kuaför dükkanının sahibi olduğunu, her iki taraf açısından da ticari olan davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilerek asliye hukuk mahkemesinde görülmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davalı yanın kötü niyetli olarak sadece zaman kazanmak amacıyla hukuki yararı olmaksızın görevsizlik kararını istinaf ettiğini, Hukuk Mahkemeleri Kanununun kötüniyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları başlıklı 329. maddesine göre davalının para cezası ile cezalandırılmasını talep etmiştir.
Dava, ısınma bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatına karar verilmesi talebidir.
Somut olayda, davalının iş yerinin dahil olduğu bölgenin merkezi ısıtma sisteminin davacı kooperatif tarafından yönetildiği, davalının ısınma aidat borcunu ödemediği, davacı tarafından aidat borcu nedeniyle takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Dava 27/01/2021 tarihinde açılmış, mahkemece tensip tutanağı düzenlenmiş, bazı kurumlara müzekkereler yazılmış ve davalı tarafa dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat belgesi dönmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verilmiştir.
Mahkemenin görevli olması dava şartıdır (HMK m. 114/c). Dava şartları ve ilk itirazlar, ön incelemede sonuca bağlanır. Ön inceleme ise, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılır (HMK m. 137/1. ve m. 139/1 ilk cümle). Buna göre görevsizlik kararı verilebilmesi için, dava dilekçesinin, davalıya tebliği (HMK m. 122), cevap süresinin beklenmesi (HMK m 127), cevap verilmesi halinde davacıya tebliği (HMK m.126), davacının cevaba cevap verme süresinin beklenmesi, verildiğinde diğer tarafa tebliği (HMK m.136/1), davalının ikinci cevap süresinin beklenmesi ve verildiğinde diğer tarafa tebliği (HMK 136/1) zorunludur. Mahkemenin, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören aynı Kanun'un 138. madde hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu hüküm hakime, ön inceleme duruşması yapmaksızın karar verebilme yetkisi tanır. Ön inceleme duruşması yapmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için de davanın ön inceleme aşamasına getirilmiş olması gereklidir. Kanun'un 137. maddesinin (1.) fıkrasında, ön incelemenin dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra yapılacağının açıkça öngörülmüş olması karşısında, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden gözetileceğine ilişkin 115/1. madde hükmü de bu hususlarda davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verilebileceğine izin verir tarzda bir yoruma elverişli değildir.
Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1086 sayılı kanunda olduğu gibi davalı iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut da değiştirilmesi yasağını dava ve cevap dilekçesinin verilmesiyle başlatmamış; bu yasağı, ileriye dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasına, bazı hallerde ön inceleme duruşmasına kadar ötelemiştir. Bu düzenleme ile davacının cevaba cevap dilekçesindeki iddialarını değiştirerek ve genişleterek başlangıçta görevli olmayan mahkemeyi görevli hale getirmesi de mümkün hale gelmiştir. Tarafların bu hakların kullanabilmeleri, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesini veya bunun için, kanunda belirlenen sürelerin geçmesini zorunlu kılmaktadır.
Ayrıca 6100 sayılı Kanun, önceki Yasa'dan farklı olarak görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etme hakkını davalıya da tanımıştır (m. 20/1). Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde davalıya kararı veren mahkemeden yargılama giderlerini talep etmek hakkını da vermiştir (m. 331/2). Davalının bu haklarını kullanabilmesi, dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmiş olmasını gerektirir.
6100 sayılı HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olan görev konusunda aynı Kanun'un 138. maddesi uyarınca dosya üzerinden karar verilebilir ise de, ancak bunun için dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması gerekir. Dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına da aykırılık oluşturduğundan kamu düzeni açısından dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden ve dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlanmadan görevsizlik kararı verilemeyeceğinden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4(1) maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre, “her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları” ve “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ile “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava), ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması, ya da aynı maddede 6 bent halinde sayılan ticari davalardan (mutlak ticari dava) olması gerekir. Taraflardan biri “tacir” değilse veya tacir olmasına karşın uyuşmazlığın “ticari işletme” ile ilgisi yoksa ticari davanın varlığından sözedilemez. Ayrıca 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi gereğince bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaların, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece, davacı kooperatifini tüzüğünün dosyaya celbi ile davacı kooperatifin kazanç elde etmek ve bunu ortakları arasında paylaşmak amacıyla mı kurulduğu yoksa ortakların ekonomik menfaatlerini, özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak ve gidermek amacıyla mı kurulduğu hususu ile davalının tacir sıfatını taşıyıp taşımadığı araştırılmamıştır.
Mahkemece öncelikle davalıya gönderilen tebligatın dönüşünün beklenmesi, usul hükümlerine uygun olarak dosyanın ön inceleme aşamasına getirilmesine kadar gerekli işlemler yapılarak ve davacı kooperatifin tüzüğü değerlendirilerek ile davalının tacir olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre mahkemenin görevli olup olmadığını değerlendirmesi gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan dosya üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden davalı vekilinin istinaf nedenleri yerindedir.
HMK 355. maddesi uyarınca, istinafa başvuranların sıfatı, istinaf nedenleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olup mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a -3 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince gereğinin yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ..........sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 10/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...