Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, kooperatif ve şirket arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında görevsizlik kararına karşı yapılan istinaf başvurusunda ticari dava niteliği ve tacir sıfatını inceliyor.
Özet: Davacı şirket, davalı kooperatif ile yaptığı alt taşeronluk inşaat sözleşmesi kapsamında edimlerini yerine getirmesine rağmen kendisine düşen dairelerin teslim edilmediği ve bedelinin ödenmediği iddiasıyla alacak davası açmış; yerel mahkeme, kooperatifin tacir vasfı taşımadığı ve eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, davacı ise kooperatiflerin 1163 sayılı kanun uyarınca tacir kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek karara istinaf başvurmuştur.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO : KARAR NO :BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : KARAR NO :KARAR TARİHİ : İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- 2- 3 -VEKİLLERİ : Av. 4 -VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Alacak B.A.M. KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece verilen görevsizlik kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı kooperatif ile diğer davalı arsa malikleri arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ifasında zorlanan davalı kooperatifin arsa maliklerinin bilgi ve kefaleti ile davacı şirket ile inşaatı anahtar teslimi yapmak üzere anlaştığını, davacının edimini yerine getirmesine rağmen davalı kooperatifin sözleşme gereği davacıya vermesi gereken daireleri tam olarak vermediği gibi bedelini de ödemediğini, dairelerin kendisine zamanında teslim edilememesi nedeniyle bu dairelerin satışını yapamayan davacının zor durumda kalması nedeniyle kalan işin tamamlanması için davalıların bilgi ve oluruyla taşeron olarak başka bir firma ile anlaşmak zorunda kaldığını, davalıların davacıya verilmesi gereken daireleri üçüncü kişilere satarak akde aykırı davrandıklarını belirterek davalıların davacıya vermesi gereken bağımsız bölümlerin 3.kişilere devredilmiş olması nedeniyle davalılar adına kayıtlı taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, şimdilik 480.000,00.-TL belirsiz alacağın temerrüt tarihi olan 25/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte tahsiline, %2 gecikme tazminatına karşılık şimdilik 20.000,00.-TL belirsiz alacağın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde, davacının iddialarının haksız ve mesnetten yoksun olduğunu, davacının edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğine dair davalının bir kabulünün bulunmadığını, düzenlenen taşeron sözleşmesine göre işin zamanında bitirilmediğini, eksik ve ayıplı imalatların bulunduğunu, davacının beyanlarının tamamen gerçekten uzak ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, davacının sözleşme fazlası herhangi bir imalat yapmadığını, sözleşme fazlası işlere ilişkin kendilerine herhangi bir ihbar ve ihtarda bulunulmadığını, davacının ihbar yükümlülüğünün bulunduğunu, konu ile ilgili emsal Yargıtay kararlarının bulunduğunu, davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini fazlasıyla yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklandığını, ortada mutlak ticari iş olmadığından asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, davalıların bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, bu tür davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, davalı kooperatifin tacir niteliği taşımadığı, dava konusunun da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediği, 6102 sayılı TTK'nun 4/1.maddesi hükmünce davayı ticari dava saymanın ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, davanın görev şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu bakımından ticari şirketler arasında sayılan kooperatifler ile ilgili ana düzenlemenin bulunduğunu, kooperatiflerin ticaret şirketi ve tacir olduklarını, mahkemenin açık kanun hükümlerine aykırı karar verdiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.Davalı kooperatif vekili istinafa cevap dilekçesinde, kararının doğru olduğunu, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğunu, kooperatiflerin tacir kabul edilmesinin ve tacir sıfatı ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.Dava, eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili davalı kooperatif ile yapılan alt taşeronluk sözleşmesine dayanarak alacak talebinde bulunmaktadır.Dosya kapsamına göre davacı ile davalı kooperatif arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup uyuşmazlığın Kooperatifler Kanunu’ndan kaynaklandığına ilişkin bir iddia ve savunma da bulunmamaktadır.Davacının tacir, işin de davacı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak, davalının kooperatif olduğu gözetildiğinde, görevli mahkemenin tayini için davalının da tacir olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesinde, bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılacağı hükme bağlanmıştır. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. bendinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu düzenlenmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde kooperatiflerin ortaklık (şirket) olduğu belirtilmiş ise de, bu ortaklığın ticari nitelikte bir ortaklık olduğu yönünde bir açıklama ve belirleme yapılmamıştır. Söz konusu maddeye göre kooperatiflerdeki amaç diğer ticaret şirketlerinden farklı olarak kazanç elde etmek ve bunu ortakları arasında paylaşmak olmayıp, ortakların ekonomik menfaatlerini, özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını iş gücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak ve gidermektir. Kooperatifler, kâr zarar amacından ziyade sosyal yönü ağır basan ortaklıklardır. Bu tanıma göre kooperatiflerin tacir kabul edilmesi ve tacir sıfatının sonuçlarıyla sorumlu tutulması mümkün değildir.6102 sayılı TTK'nın 124/1. maddesinde “kooperatifler” ticaret şirketleri arasında sayılmış ise de, aynı maddenin 2. bendinde kooperatifler “şahıs şirketleri” ve “sermaye şirketleri” arasında gösterilmemiştir. TTK'nın 124. maddesinin 1 ve 2. bentleri ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesi birlikte değerlendirildiğinde kooperatiflerin ticaret şirketi olmadığı, sosyal niteliği ağır basan kendine özgü bir ortaklık olduğu anlaşılmaktadır. Benzer hükümler, 6762 sayılı eski TTK'da da bulunmakta olup (md 18, 136), Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamasında da kooperatifler tacir olarak kabul edilmemiştir (Y. 15.HD’nin 2017/360 - 2018/3222; 2016/3403 -2017/2752; 2017/96 -2018/2989 s.k.; 23.HD’nin 2015/1147 -2016/3470; 2016/2388 -2019/236 s.k.Davalı kooperatif somut olayın özelliğine göre tacir niteliği taşımadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün değildir. Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğundan istinaf sebeplerine göre mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacının istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... tarih ve ....................sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılması gereken istinaf karar harcının peşin alınmış olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderlerinin, gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 03/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip