Muhasebecinin çalıştığı şirketin elektrik ve kaçak kullanım borcu nedeniyle haksız tahsil edilen paranın istirdat davası temyizi.
Özet: Bir icra dosyasından rızası veya borçluluğu olmaksızın kendi alacağının başka bir icra dosyasına aktarıldığını iddia eden ve elektrik faturasına dayalı takibin gerçek borçlusu olmadığını savunan davacının iade talebiyle açtığı davada; davalı, takibin kesinleştiğini ve davacının imzalı sözleşmeleri nedeniyle borçlu olduğunu savunurken, ilk derece mahkemesi davacıyı kefil ve müşteri sıfatıyla borçlu bulup davayı reddetmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, icra takibinin dayanağındaki çelişkileri, elektrik aboneliğinin şirket adına olmasını, davacının şirket ortağı veya yetkilisi olmadığını ve davacının kefil sıfatıyla imzaladığı ancak azami kefalet miktarı ile tarihi belirtilmeyen bir protokolün takibin esas dayanağı olması gibi hususları dikkate alarak ilk derece mahkemesi kararının gerekçesini sorgulamıştır.
3. Hukuk Dairesi         2025/5201 E.  ,  2026/2772 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1267 E., 2025/1354 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/13 E., 2023/251 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin Adana 12. İcra Dairesinin 2014/11196 Esas sayılı icra dosyasında alacaklı konumunda olduğunu, ilgili icra dosyasından tahsilat yapıldığını, bu tahsilatın 03.08.2021 tarihinde müvekkilinin davalıya borçlu göründüğü, ancak gerçekte herhangi bir borç ilişkisi içerisinde bulunmadığı Adana 4. İcra Dairesinin 2012/7275 Esas sayılı dosyasına aktarıldığını, yapılan bu ödemenin müvekkilinin isteği veya onayı ile yapılmadığını, müvekkilinin Adana 4. İcra Dairesinin 2012/7275 Esas sayılı dosyasının gerçek borçlusu olmadığını, takip dayanağının elektrik faturası olduğunu, fakat takip dayanağı belgenin dosyada olmadığını, müvekkilinin ... Konstruksiyon Galveniz A.Ş.'nin bir dönem muhasebeciliğini yaptığını, şirketin sahibi, yetkilisi, yöneticisi, müdürü olmadığını ileri sürerek; ödenen asıl borç, ödenen faiz, icra harç ve giderlerinin, davalı alacaklıdan ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacıya ödeme emri tebliğ edilmesine karşın süresi içerisinde itiraz etmediği için icra takibinin kesinleştiğini, 06.10.2008 tarihli Yüksek Gerilim Elektrik Enerjisi Satışına İlişkin Perakende Satış Sözleşmesini bizzat davacı adına imzaladığını, davacının 31.12.2008 tarihinde ödenmeyen elektrik borçları için Taksitlendirme Protokolünü imzaladığını, dava dışı ... firması adına, aboneliğin sanayi tarifesi üzerinden tarifelendirilmesinin devamını talep ettiği dilekçe altındaki imzanın da davacıya ait olduğunu, davacının borçtan sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava dışı şirkette sigortalı muhasebeci olarak çalıştığı, icra dosyasında senet bilgileri kısmında davalının alacaklı, borçlusunun ... Konstrüksiyon Galv. İş Mak. İnş. Taah. Tic ve San. A.Ş. olduğu, 19.04.2002 düzenleme tarihli ve 21.05.2012 ödeme tarihli 337.675,58 TL bedelli senede davacının kefil olduğu, davalı şirket ile 06.10.2008 tarihli Yüksek Gerilim Elektrik Enerjisi Satışına İlişkin Perakende Satış Sözleşmesini müşteri sıfatıyla imzalaması ile davacının davalı şirket nezdinde müşteri sıfatını kazanarak takibe konu icra dosyasında borçlu sıfatını kazandığı, kesinleşen dosya nedeniyle davacının alacağından haciz işlemi ile yapılan kesintinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ... . İcra Müdürlüğünün 2012/7275 Esas sayılı dosyasında 18.12.2012 tarihli takip talebinde borcun dayanağı olarak "17.07.2012 tarihli ELEKTRİK FATURASI 308.758,59 TL" ifadesine, 27.12.2022 tarihli kayıt evrakında yer alan takip talebinde ise takibin dayanağı olarak "elektrik faturası ve kaçak elektrik bedeli 05.07.2012 Tarih ve 3516 sayılı OLUR" açıklamasına, takibin dayanağı belge olarak ise taksitlendirme tablosuna yer verildiği, takibin dayanağı olarak gösterilen elektrik faturalarına konu aboneliğin dava dışı ... Konstruksiyon Galveniz A.Ş. adına yapıldığı ve elektrik faturalarının da bu şirket adına düzenlendiği, dosya kapsamındaki ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde davacının bu şirketin ortağı ve/veya yetkili temsilcisi olduğuna yönelik bir belgeye rastlanmadığı, 27.12.2022 tarihli kayıt evrakındaki takip talebine takibin dayanağı olarak "kaçak elektrik bedeli" açıklaması eklenmiş ise de, davalının davaya cevap dilekçesinde davacı hakkında tanzim edilen bir kaçak elektrik tespit tutanağı, buna dayanılarak yapılan bir tahakkuk işlemi ile kaçak elektrik tüketim faturasını dava dosyasına sunmadığı, yine davalı tarafından gerek yargılama sırasında ve gerekse istinaf başvurusuna yönelik cevap dilekçesinde her ne kadar davacının imzasının olduğu kambiyo senedi bulunması nedeni ile borçlu olduğu ileri sürülmüş ise de, 19.04.2012 tanzim tarihli ve 21.05.2021 vade tarihli, 337.675,58 TL bedelli bononun davacı hakkında ... . İcra Müdürlüğünün 2012/7275 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibinin dayanağı olmadığı, takibin dayanağı belge olarak eklenen taksitlendirme tablosunun davacının da kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu ve imzası inkar edilmeyen 19.04.2012 tarihli taksitlendirme protokolü başlıklı belgenin eki niteliğinde olduğu, protokolde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihinin davacı kefil tarafından kendi el yazısı ile yazılmadığı, protokolün dijital olarak hazırlanarak davacıya imzalatıldığı, bu nedenle kefaletin tümden geçersiz olduğu, kefalete ilişkin şekil koşulunun ispat değil geçerlilik koşulu olması nedeni ile taraflarca ileri sürülmese de Mahkemece resen nazara alınması gerektiği, davacının ... . İcra Müdürlüğünün 2012/7275 Esas (yeni Adana 2. Genel İcra Dairesinin 2023/227345 Esas) sayılı dosyasına konu borçtan sorumlu olduğunun davalı tarafından usulüne uygun deliller ile ispatı sağlanamadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, 223.827,70 TL'nin 03.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının istinaf sebebini arasında yer verilmeyen ve kamu düzeninden olmayan hususlara dayalı olarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasının hatalı olduğunu, davacının 06.10.2008 tarihli sözleşmeyi kendi adına imzaladığını, davacının dava dışı şirket ile birlikte müvekkili şirketin müşterisi olduğunu, davacının sorumluluğunun sözleşmeyi bizzat imzalamasından kaynaklandığını, Bölge Adliye Mahkemesince davacının kefil olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.04.2012 düzenleme tarihli 337.675,58 TL bedelli senedin kambiyo senedi olduğunu dikkate almadığını, bu senedi davacının kefil kısmını imzalaması nedeniyle aval veren sıfatıyla icra dosyasına konu borçtan sorumlu olduğunu, davacının sözleşmeyi bizzat imzalayarak borca katılan olmak suretiyle alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu bulunduğunu, davacının ödenmeyen borçlar için 19.04.2012 tarihli taksitlendirme protokolünü hem şirket adına hem de kefil olarak kendi adına imzaladığını, davacının sorumluluğunun borcun üstlenilmesine dair hükümler dikkate alınmadan sadece kefalet sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davacı hakkında yapılan icra takibinin 2012 yılında kesinleşmesine rağmen aradan 10 yıl geçtikten sonra takipten ve borçtan haberdar bulunmadığını ileri sürmesinin iyi niyetli olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık istirdat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulanmasına, 19.04.2012 düzenleme tarihli ve 337.675,58 TL bedelli senedin takibin dayanağı olarak gösterilmemesine, takibin dayanağının 19.04.2012 tarihli taksitlendirme protokolü başlıklı belgenin olmasına, bu belgenin davacı tarafından kefil sıfatıyla imzalandığının ve kefalet sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu 583. maddesinde öngörülen şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunun belirlenmesine bu durumun geçerlilik şekli olması nedeniyle hâkim tarafından Mahkemece resen göz önünde tutulması gerektiğinin anlaşılmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.