Asliye Ticaret Mahkemesi, davacının tacir sıfatına haiz olmaması ve uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde bulunmaması sebebiyle eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında görevsizlik kararı verdi.
Özet: Davacı, davalı ile arasındaki sözlü anlaşma kapsamında gerçekleştirilen şapka, takım elbise ve pantolon üretim projeleri gibi hizmetler karşılığında oluşan 97.000 TL alacağın tahsilini talep etmiş; mahkeme ise uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanunundan kaynaklandığını, davacının ticari işletme kaydı bulunmadığı için tacir sıfatına sahip olmadığını, dolayısıyla davanın mutlak veya nispi ticari dava niteliği taşımadığını ve asliye ticaret mahkemesinin bu uyuşmazlıkta görevli olmadığını tespit etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/528 Esas
KARAR NO : 2026/475
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/04/2026
KARAR TARİHİ : 06/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı dava dilekçesinde özetle; Davalı ile arasında iyi niyet ve güven esasına dayalı sözlü bir iş ilişkisinin kurulduğunu, davalı tarafça davacı tarafa farklı zamanlarda işe alım, resmi çalışma başlatma, sabit maaş bağlama ve uzun vadeli iş birliği kurma yönünde çeşitli taahhütlerde bulunduğunu ancak davalı tarafın vermiş olduğu bu taahhütlerin hiçbirini yerine getirmediğini buna rağmen davalının talep ve yönlendirmeleri doğrultusunda "şapka üretim projesi, takım elbise üretim maliyet analizi ve fiyatlandırma projesi ve pantolon üretim projesi" nin davacı tarafça eksiksiz ve profesyonel şekilde yerine getirildiğini toplam 97.000,00 TL alacağı bulunduğunu beyanla talep ve dava açmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, taraflar arasındaki sözlü anlaşma uyarınca davacı tarafından davalıya sunulduğu iddia edilen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır.
Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir:
"MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,  yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir."
6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde;
"Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir.
Somut olayda dava; taraflar arasında kurulan sözlü iş ilişkisi kapsamında şapka ve tekstil üretimine yönelik sunulan koordinasyon, maliyet analizi, kalıp hazırlama, tedarik ve teknik kontrol hizmetlerinin bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu, Türk Borçlar Kanunu'nun iş görme sözleşmelerine ilişkin hükümlerinden kaynaklanmakta olup, 6102 sayılı TTK’da düzenlenen mutlak ticari davalardan değildir. Davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olabilmesi için ise uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması ve tarafların her ikisinin de tacir sıfatına haiz olması şarttır.Mahkememizce yapılan araştırma ve celp edilen resmi kurumlara ait yazı cevaplarında; İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü’nün yazı cevabında davacının ticari işletme kaydının bulunmadığı, ... Vergi Dairesi’nin yazı cevabında ise davacının herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığı bildirilmiştir. Bu doğrultuda davacı tarafın tacir sıfatına haiz olmadığı, uyuşmazlığın davacının ticari işletmesiyle ilgili bir husustan doğmadığı sabit olup, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilebilmesi mümkün değildir.Bu nedenle, somut olayda 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Genel görevli mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay içtihatları, yasal düzenlemeler ve tüm bu açıklamalar uyarınca Mahkememizin görevli olmaması, eldeki davaya ilişkin aksine bir düzenleme bulunmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklanacağı üzere;
1- Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2- HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3- Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/07/2026
Katip ...
e-imzalı*
Hakim ...
e-imzalı*