Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davasında af olgusu nedeniyle davanın reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararını onarken, usul ve hukuki güvenlik ilkesi ihlallerine dayalı karşı oy sunuldu.
Özet: Yüksek mahkeme, davacı kadının eşinin kusurlu eylemlerini müşterek çocukla tatillere gitmek gibi davranışlarla affettiği veya hoşgörüyle karşıladığı gerekçesiyle boşanma davasının reddine dair alt mahkemelerce verilen kararı usul ve kanuna uygun bularak onamış; ancak muhalif üye, davalı erkeğin dava dilekçesine süresinde cevap vermemesi nedeniyle delil sunma hakkının kalmadığını ve dolayısıyla affa ilişkin tanık beyanlarının dikkate alınmaması gerektiğini belirterek, davanın kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur.

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1539 E., 2025/459 K.DAVA TÜRÜ : BoşanmaİLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Aile MahkemesiSAYISI : 2023/4 E., 2024/18 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından davanın reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda; İlk Derece Mahkemesince erkek tam kusurlu kabul edilerek davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi ile boşanmalarına ve fer'ilerine karar verilmiştir. Davalı erkek tarafından karar istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince; dava dilekçesinin davalı erkeğe usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden eksik inceleme ile karar verildiğinden bahisle karar kaldırılmış ve dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir. Bu kez İlk Derece Mahkemesince davalı erkeğe dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve davalı erkek tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Kaldırma sonrası 14.06.2023 tarihli ilk duruşmada davalı erkek istinaf dilekçesinin cevap dilekçesi olarak kabul edilmesini talep etmiş ve Mahkemece "Davalının beyanı ve kaldırma ilamı dikkate alınarak davalının 10.07.2020 tarihli istinaf başvuru dilekçesinin cevap dilekçesi olarak kabul edilmesine, cevap dilekçesinin davacı vekiline tebliğ edilmesine, 2 haftalık süre içerisinde cevaba cevap dilekçesi sunulması halinde davalıya tebliğine, davalının 2 haftalık süre içerisinde ikinci cevap dilekçesi sunabileceğine" karar verilmiş, davalı erkeğin bahse konu dilekçede belirttiği tanıkları dinlenmiştir. İlk Derece Mahkemesi "Mahkememizce verilen ilk kararın istinaf yoluyla kaldırılmasından sonra dinlenen davalı erkeğin tanıklarının beyanlarından tarafların müşterek çocuk ile beraber Efes, Kuzuluk gibi tatil beldelerine tatil amacıyla gittikleri, ayda birkaç gün müşterek konutta birlikte kaldıkları sabit olmuştur. Tarafların meydana gelen olaylara rağmen ve müşterek çocuğun yararına olarak bir araya gelmeyi aşar nitelikte bir birliktelik bulunduğu, bu durumun da tanık beyanları ile sabit olduğu, davacının buy davranışlarının af veya en azından önceki olayları hoşgörü ile karşılamaya niteliğinde zımni bir irade ortaya koyduğu, bu durum karşısında yerleşik içtihatlar gereği af olarak kabul edilen hadiseden önce meydana gelen olayların boşanmaya dayanak yapılamayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan deliller göz önüne alındığında; Bölge Adliye Mahkemesinin "dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği" gerekçesiyle verdiği kaldırma kararı sonrası davalı erkeğe usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen erkeğin cevap dilekçesi sunmadığı nazara alındığında; Mahkemece erkeğin süresinden sonraki beyanları esas alınarak, istinaf dilekçesinin cevap dilekçesi olarak kabul edilip yargılamaya devam edilmesi ve tanıklarının dinlenmesinin Anayasa tarafından güvence altına alınan "hukuki güvenlik" ilkesi ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, bu itibarla 6100 sayılı HMK'nın delillerin bildirilmesi aşaması olan dilekçeler safhasında davaya cevap vermeyen davalının vakıa ve delil bildirme hakkı kalmadığı dikkate alınarak tanıkların dinlenmesi talebinin reddedilmesi ve buna bağlı olarak da af olgusunun kabul edilmemesi gerektiği gözetilerek boşanma davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle af olgusu gerekçe gösterilerek, davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun kararın "onanması" yönündeki görüşüne katılmıyorum.