Hırsızlık suçundan verilen kararın, müdafi yokluğunda hüküm kurulmasıyla savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle Yargıtay tarafından bozulması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddi üzerine yapılan temyiz incelemesinde; sanık müdafiinin, ceza alt sınırının beş yıldan fazla olduğu suçlarda karar duruşmasında hazır bulunması zorunlu olmasına rağmen, yokluğunda yargılamaya devam edilip hüküm kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı tespit edilmiş ve bu usulü hukuka aykırılık nedeniyle hükmün bozulmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1406 E., 2023/2533 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın aşamalardaki savunmalarında belirttiği üzere atılı suçu işlemediğine, hırsızlık kastının bulunmadığına, eylemin hukukî nitelendirmesinin hatalı yapıldığına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-b ve 143. maddelerinde öngörülen suçların gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, sanık müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilip müdafiinin yokluğunda hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e. maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan sebeplerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca gereği için Antalya 10. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.